Ruhun Yolculugu

21 Ekim 2014, 09:59:51
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?


Ruhun Yolculugu » ŞİFA » Ruhsal Şifa ve Farkındalık » Dua ve Tedavi (Tıpta dua)

Gönderen Konu: Dua ve Tedavi (Tıpta dua)  (Okunma sayısı 1252 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı napae

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 183
Dua ve Tedavi (Tıpta dua)
« Yanıtla #1 : 26 Ekim 2010, 00:00:52 »




Dua
“Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” manasındaki da‘vet ve da‘va gibi bir mastardır Arapçada.”Küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vaki olan talep ve niyaz” anlamındadır. Batı dillerinden Latincede precari,eski yüksek Almanca(OHG) da frägēn (to ask) kelimesinden türeyen prayer ve Sanskritçedeki prcchati rica, istek anlamlarındadır. Fonksiyonel olarak ise, bu kelime acz ile rica, Tanrı’ya hayranlık, itiraf ve şükran ile yalvarış anlamlarına gelir.

Yaratıcı inancına bağlı bütün inanç sistemlerinde dua temel ve odak kavramlardan biridir. Bu yaklaşımla dua kul ile Allah arasında bir diyalog anlamı taşır.Böyle bir irtibat neticesinde insanın bir taraftan kendi ihtiyaç ve eksiklerinin telafisini, diğer taraftan daha mükemmele ulaşmasını hedefleyen bir diyalog vasıtasıdır dua.
Başka bir deyişle dua sınırlı, sonlu ve aciz olan varlığın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Bu nedenle insanoğlu tarihin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır.

Eski Meksika, Sümer, Babil, Mısır ve Yunan dinlerinde birbirine benzeyen ve dua yerine kullanılan kolektif şiirler vardır. Romalılar dualarını genellikle Jüpiter mabedinde yaparlardı. Cermen dininde büyünün dua üzerinde üstün bir gücü vardır. Hinduizm’de dua inandırıcı sözlerle yapılır, ortak dua sembolü bir çeşit besmele olan om’dur. Budizm’de Buda’ya dua etmek ve ondan istekte bulunmak geleneği hakimdir.

Yahudilik’te de dua Allah’a yaklaşma vesilesi kabul edilir. Mezmurlar duaların çoğunu ihtiva ettiğinden hem Yahudiler hem de hristiyanlar tarafından okunmaktadır.

Hristiyanlık’ta duanın belli esaslar çerçevesinde yapılması ilk defa İznik konsili’nde (M.325) kararlaştırılmış. Vatikan bu esaslar üzerinde bazı değişimler yapmıştır. Günümüzde Hrıstiyanların günlük (sabah, öğle, akşam), haftalık (Pazar) ve yıllık (paskalya) olarak keşişler ve rahipler gözetiminde manastırlarda yaptıkları dua geleneği oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. Katolik kilisesinde yedi ayrı dua saati bulunmaktadır.

İslam’da dua Allah’a yakarma, istek ve ihtiyaçlarını arzederek O’nun lütfunu dileme, çağırma, seslenme, bir durum arzetme, Allah’ın birliğini tanıma, övgüyle anma anlamlarını içerir. Hz. Peygamberin “dua ibadetin özüdür.” Hadisi bütün önemli kaynaklarda zikredilir. “Salat” (namaz) kelimesinin asıl manası da dua’dır.

Dua Müslümanlıkta kulluk faaliyetlerinin esas unsurudur ve zaman ve mekan ile mukayyet değildir.

Psikolojik açıdan yapılan tahlillerde duanın ilahi yardımın celbi için başvurulan genel bir ruhi mekanizma olduğuna işaret edilmiştir. Kur’an’a göre, dua edene Allah karşılık verir.(Mu’min 40/60) “Ud’uni estecib lekum”. Tırmizi’de yer alan bir hadiste, insanın mutlaka karşılık alacağına inandığı bir ruh hali içinde dua etmesi gerektiği, gafil bir kalpten gelen duanın kabule şayan olamayacağı belirtilmiştir.

Hadislerde bildirildiğine göre, bir tehlike ve zulüm karşısında çaresiz kalan kimse, kalbi tamamen hasbi sevgiyle dolu anne-baba, başkasının iyiliğini isteyen kişi, toplum için çalışan adil başkan ve Allah için bedeninin isteklerini frenleyen oruçlu, duası geri çevrilmeyecek kimselerdendir.

İbn-i Sina’ya göre duanın etkisi, dünyevi eğilimlerle semavi sebeplerin birlikte çalıştığı bir sonuç olarak ortaya çıkar. Dua esnasındaki yalvarış gökküreleri üzerine, tıpkı insanın hayalgücünün kendi vücudu üzerine tesir etmesi gibi, büyük kainatın kanunlarına göre fiziki bakımdan tesir eden ruhi bir etki olarak görülür. Toplu duanın ferdi olandan daha müessir olduğu da kaydedilmiştir.

Tıp ve Dua

Bir cerrah ve bilim adamı olan Alexis Carrel duayı odağa alan yazılarıyla bizce bilinen yegane kişi sayılır. Alexis Carrel “Not defteri”nde “Şüphe yoktur ki dua, hele duanın muayyen bir şekli, yani menfaatsiz ve gönülden geleni maddeye tesir edebilir” der. Lourdes kuruluşunun her yıl dua yoluyla şifa bulan ve mucizevari bir biçimde iyileşen hastaların listesini doktorların tanıklığıyla yayınladığını da ekler. Carrel “Not defterine” duaya dair şunları da yazmıştır:”Eğer dua ihlas, ısrar, süreklilik ve şiddetle yapılır ve koşulları yerine getirilirse, duacının her isteğini elde ettiği ve kapalı kapıların kendisine açıldığı görülür.

Duanın tıpdaki etkisiyle ilgili ilk çalışmanın 1872 de Galton tarafından yapıldığı bildiriliyor.Ruhban sınıfı içinde yapılan duanın hayırlı bir sonucu gözlenmemiş..Daha önceki tespitinde de Guy İngiltere’de hükümdarlar için edilen duanın onları zamanın insanlarından daha uzun yaşar kılmadığını yazmış. Galton duanın araştırmalar için son derece makul göründüğünü belirtmekle birlikte bilim dünyası uzun zaman bu konuda sessiz kalmış.

1965’te yine çift taraflı karartma (double-blinded) yöntemiyle romatizma hastalarında duanın etkisini araştıran Joye ve Welldon 1.5 yıl boyunca 19 çift hastayı izlemiş. Anlamlı bir sonuca erişememişler. 1969’da Cohipp üçlü karartma yöntemiyle 18 lösemili çocuk üzerinde duanın etkisini araştırmış. Duanın faydalı etkilerini tespit etmekle beraber çalışma grubu küçük olduğundan anlamlı sonuca ulaşamamış.

Gıyabi Duanın Koroner Bakım Ünitesindeki Hastalara Olumlu Terapötik Etkisi (Positive Therapotıc Effects of Intercessory Prayer in a Coronery Care Unit Populatıon)/Southern Medical Journal July 1988.

Dr. C. Byrd Randolph ,Kaliforniya Üniversitesi Tıp bölümü ve San Francisco Genel Tıp Merkezinde görevli.

Batı kültüründe başkasının hayrı için Judeo-Christian Tanrıya dua etme fikri geniş ölçüde kabul görür ve uygulanır, diye yazısına başlayan araştırmacı, çalışması boyunca genel bir hastanenin kardiyoloji ünitesindeki hastaları ve duacıları organize ederek şu iki sorunun cevabını aramış:1- Judeo-Christıyan bir Tanrıya dua hastaların medical şartlarını etkileyecek mi? 2-Eğer mevcutsa, bu etki nasıl tanımlanabilir?

Metot:

Çalışmaya Ağustos 1982 ve Mayıs 1983 tarihleri arasında giriş yapan 393 hasta dahil edilmiş. Hastalardan 57 si şahsi nedenler ve dini inançları gereği muvafakatname imzalamayı reddederek çalışmanın dışında kalmış.Hastalara çalışmanın mahiyeti tümüyle anlatılmış. Dua alacak ve almayacak olan hastalar yine random usulüyle belirlenmiş. Hastalar, yardımcı sağlık personeli ve bizzat Dr. Randolph çalışma boyunca “blinded” kalmışlar.Peşin hüküm veya tarafgirliği önlemek için hastalar da biribiriyle temas etmemiş. Dua ediciler “born again” Christian (Gospel of John 3:3) olanlar, bunlar aktif dini hayata sahıpler.

Hastaların her biri tesadüfi bir şekilde 3-7 duacıya verilmiş. Hastane haricindeki duacılara hastanın adı, teşhisi, genel durumu ve süre boyunca şartlardaki değişimler iletilmiş. Duacılar hasta taburcu olana kadar duaya devam etmişler.

Veriler Biomedical Data Processing (BMDP) kullanılarak analiz edilmiş.Tablo 2’de dua edilen grup ile kontrol grubunun bakım ünitesindeki seyirleri mukayeseli olarak görülmektedir.

Sonuç:
Çalışmanın başlamasından sonra analiz edilen olaylar dua edilen gruptakilerin daha az konjestiv kalp bozukluğu yaşadıklar, diüretiklere daha az gereksinim duydukları, antibiyotik tedavisinin daha az uygulandığı, daha az pnömoni vakasına rastlandığı, daha az intube edildikleri ve oksijen verildiği görülmüştür. Rakamlara bakıldığında dua edilen hastaların her bakımdan daha iyi bir tablo gösterdikleri tespit edilmiş. (p< .01)

Dua Tüp-bebek Teşebbüsünün Başarısını Etkiler mi ?

(Does Prayer Influence the Success of in Vitro Fertilization-Embriyo Transfer)/Journal Of Reproductıve Medicine, September 2001

Araştırmanın başkanı olan Dr. Rogerio A.Lobo Colombiya Universitesi’nin Jinekoloji bölüm başkanı, diğer doktor Seul’deki Cha Hastanesi hekimi ve . Danıel P.Wirth M.S, J.D

Araştırmanın Hedefi:

IVF-ET tedavisinde olan kadınların gebe kalma oranlarına gıyabi duanın potansiyel etkisini değerlendirmek.

Yöntem:

Hastalar ve hastaların yakınında olanlar dua yoluyla yapılacak müdahale hakkında bilgilendirilmiyorlar. Bütün verilerin ve klinik sonuçların alınmasına kadar hem istatistikçiler hem araştırmacılar maskeleniyor.

Araştırma Seul’deki Cha hastanesi tüp-bebek ünitesinde gerçekleştiriliyor.Bölüme 24-46 yaşlarda 219 kadın başvuruyor. Böyle bir araştırmaya dahil edildiklerini bilmiyorlar. Hastalar “dua alacak” olanlar ve “dua almayacak” olanlar olarak random usulüyle ve (hastaların ve araştırıcıların biribirine karşı bilinmez oluşu) double-blind uygulamasıyla belirleniyor.

Gıyaben dua edecek olanlar ABD’den, Kanada’dan ve Avustralya’dan kişiler.

“Deneyi gıyabi duanın bir faydası olmayacağını gösterme beklentisiyle kurguladık. Araştırmadaki hiç kimse herhangi bir dini organizasyon tarafından istihdam edilmiyor ve hiçbir dini grup böyle bir deneye önderlik etmemizi talep etmedi, ne de biz herhangi bir zamanda herhangi bir tavsiye arayışında olduk.” (Dr. Lobo)

Uygulama:

219 kadın Aralık 1998 ile Mart 1999 arasında tedavi gördü. Tesadüfi belirleme kodlarına ancak çalışmanın bitiminde bütün hamilelik verileri elde edildikten sonra ulaşıldı.

Bütün hastalara aynı protokol uygulandı.

Dua ediciler 2 dizi olarak belirlendi. Her bir dizide de 4 grup var (A-B-C-D-) Dizilerdeki grupta bulunanlar birbirlerini tanıyorlar.

1.dizideki duacılar direkt olarak belli bir niyetle hamilelik oranlarının yüksek gerçekleşmesi için dua ediyorlar.

2.dizideki duacılar 1. gruptakilerin dualarının tesiri artsın diye dua ediyorlar.

Tedavinin her safhasında her dizideki bir duacı grup randomly 5 hastanın fotoğrafının olduğu 1 sayfa kağıdı alıyorlar ve bu hastalar için dua rica ediliyor.2. dizidekiler de 1.dizide hastalara dua edenlere dua ediyorlar.

Üç ayrı ülkedeki duacı grubun sayısı (3-13) kişiden oluşuyor.

Bunlardan ayrı olarak da 3 kişiden oluşan bir grup genel olarak 1. ve 2. dizideki duacılara Allah’ın izniyle (inşallah) karşılık versin diye dua ediyor.

Duacılara informatıon (fotoğraflar) e-mail yoluyla iletiliyor.

Veriler Qi-kare ve INOVA metoduyla analiz ediliyor.

Sonuç:

Dua edilen grubun hamile kalma oranı % 46.6

Dua edilmeyen grubun hamile kalma oranı % 22.2 (p< P>

Total olarak her iki grup ele alındığında IVF-ET yöntemiyle hamilelik oranı %38.5

Bu da hastanenin fertilizasyon ünitesinin olağan oranına yakın.(Ocak-Kasım 98’de %32.8)

Bu araştırmanın sonucu Ekim 2001’de New York Times’da yayınlanır. Haberde, Dr. Rogerio’nun buldukları sonucu basıp basmama konusunda çok zorlandıkları ifadesi yer alır. Sonucun çok çok dikkat çekici olduğunu ve bunun bir başlangıç çalışması olduğunu da belirtir.

Bu sonuç tıbbi alan dergilerinde ve bir çok yerde yer almış ve yankı uyandırmış. Birkaç yıl sonra bu deneysel çalışma hakkında yayınlanmış olan bir makale dikkat çekicidir. “Skeptical Inquırer” isimli derginin Eylul/Ekim 2004 tarihli sayısında Prof. Bruce Flamm (Californiya university- Jınekoloji kürsüsü) “Colombiya Universitesinin ‘mucize’ Çalışması”: Defolu ve Sahte (Flawed and Fraud) şeklinde sarkastik bir başlıkla deneyi yerden yere vuran bir yazı yayınlamış.Yazısına şöyle başlamış:Islami zeolotların yaptığı 11 Eylül saldırısının dehşetiyle duaya yönelen Amerikan halkına duaları için bir işaret belki de bir mucize gerekliydi. İşte tam vaktinde bu çalışmanın sonucu yayınlandı”.

Dr. Flamm dua edenlerin tasnifi ve uygulanan düzeni ciddiye alınmayacak denli şaşırtıcı bulmuş“.Bilim kanıtla uğraşır imanla değil” diyerek böyle absurd çalışmaların güya bilimsel ve medıcal dergilerde basılmasını da kamuoyunun tıp bilimi ve genel olarak bilim algısını ciddi bir şekilde tahrip edeceğini, belirterek kınamış..Prof. Flam eleştirilerini daha çok araştırma ekibindeki 3. kişi olan Daniel P. Wirth’ün şahsına yöneltmiş.ve bu kişinin bazı yolsuzluklarıyla ilgili sorgulamasını yazısında geniş bir şekilde kullanmış.

Tedavi Olarak Dua

“Acil Merkez Raporu” (The Hastings Center Report) isimli dergiye yazan Cynthia Cohen, Barbara Springer Edwards, Patricia Lusk, David Scott ve Sondra Wheeler “Dini İnanç ve Mesleki Etik’te bir değişim” isimli makalelerinde dua ile tedavinin birden birçok habere konu olduğuna dikkat çekmişler. Bilimsel modern tıbbın durduğu noktadan bakarak hiçbir tedavi yolunun etkinliği ve güvenliğine dair kanıt olmadan kullanılamayacağını belirtmişler. Bu sahada son zamanlarda yapılan iki çalışma özetlenmiş:

Missouri, Kansas city deki St. Luke Hastanesi doktorları hastanenin koroner bakım ünitesine başvuran hastaları takip etmişler. Bu hastalardan kendilerine dua edilenler bunu bilmiyorlar. Dört hafta sonra elde edilen bulgular dua edilenlerin %10 oranında daha az komplikasyon gösterdikleri şeklindeymiş.

Harward üniversitesinden Herbert Benson bir deney ile duanın kalp hastalıklarını iyi edeceğini göstermeyi ümit ettiğini belirtmiş. 500 hasta ile yürütülen çalışma dışarıdan başkaları da dua ederek işi karıştırmasınlar diye gizli tutuluyormuş. Temple universitesinde de gönüllü kişilerin duasının premature doğmuş bebeklerin gelişimini hızlandırmasını değerlendiriyorlar.

Sonuç olarak duanın posıtıve etkisiyle ilgili pek çok yorum yapılmaya devam ediyor.

Diğer Çalışmalar

-Florida üniversitesi’nin 28 Aralık 2000 tarihli haberler sitesinde yayınlanan bir makalede Hemşirelik Koleji ass. Prof. Ann L. Horgas ve Karen S.Dunn tarafından yapılan çalışmanın sonucu yer almış. Wayne State üniversitesine doktora çalışması olarak hazırladıkları bu yayında yaşlı yetişkinlerin %96’sı bilhassa stresle baş etmek için duayı kullandığını belirtmiş.

Aralık ayında Journal of Holistic Nursing’de de yayınlanan çalışmada, listelenen 32 alternative tedaviden en çok kullanılanı du’adır. Horgas duanın mental ve fiziksel sağlık üstünde en olumlu etkiyi yapan yol olduğunu belitmiş. Bu sahadaki çalışmaların yatan, ameliyatlı veya çok hasta kişiler üzerinde yapıldığını da eklemiş.

Çalışmada kadın ve siyah olanların beyaz ve erkek olanlardan daha sık olarak duayı stresle baş etmede kullandıkları tespit edilmiş.

-Uzaktan Şifa (Distant Healing) üzerine araştırmalar yapan Dr. Elizabeth Targ Yahudi bir ailede doğmuş ama rasyonalist biridir önceleri.Stanford Üniversiresi Araştırma Enstitüsü’nde parapsikoloji çalışmaları yapan babası ile olan beraberliği sonucunda Dr. Targ bugün “Tamamlayıcı Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’nün (CMRI) başındadır Uzaktan Şifanın bir başkasının fiziksel ve duygusal iyiliğini dileme niyetiyle gerçekleştirilen saf bir zihinsel çaba olduğunu belirtir.Uzaktan şifanın hastalar üzerindeki etkileri ölçülebilir de olsa fenomen olarak üzerinde konuşmak pek muhtemel değil, demektedir.

Dr.Targ meslektaşlarıyla ilk çalışmasını AIDS hastaları üzerinde Temmuz 1995-Ocak 1996 arasında San Fransisko’da yapar.“Üçlü ilaç tedavisi” öncesinde gerçekleşen uzaktan şifanın ölüm oranlarını istatistiki olarak anlamlı bir şekilde etkilediği görülür. Double-blind(çift taraflı karartma) yönteminin uygulandığı deneyde 10 kişilik kontrol grubu ve 10 kişilik deney grubu mevcuttur.Geleneksel manevi usullerle gerçekleştirilen uzaktan şifa sonucu 10 kişilik kontrol grubunda 4 kişi ölmüş. Deney grubunda ise hiç ölüm görülmemiş. Deney grubunun küçüklüğü nedeniyle çalışma 1996- 1997 arasında tekrarlanmış. 20’şer kişilik iki grupla tekrarlanan araştırmada “üçlü ilaç tedavisi”ne başlandıktan sonra uzaktan şifa gerçekleştirilmiş.Ölüm oranları bir önceki deneyin sonuçlarına benzer çıkmış.

-“Alternative ve Tamamlayıcı Tedavi Dergisi (The Journal of Alternative and Complementary Medicine)’nde “Uzaktan niyetlilik” ve beyin fonksiyonları arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışma yer alıyor. Aralık 2005’te yayınlanan deneyde functional magnetic resonance imaging(fMRI) teknology kullanılarak uzaktan gönderilen düşünceler ile alıcının beyin aktivasyonları arasındaki ilişki incelenmiş. Bunun için Havai adalarından 11 şifacı belirlenmiş. Her şifacı kendisine bağlanma hissettiği bir alıcı kişiyi seçmiş. Bütün çevresel uyaranlardan tümüyle tecrit edilen alıcılar fMRI scanner ına yerleştirilmiş. Şifacılar uzaktan niyetlenerek şifa hünerlerini realize etmişler. Deney sonucunda kendilerine bir şey gönderilmeyen kontrol grubu ile deneye tabi olanlar arsında anlamlı farklar bulunmuş. Deney sırasında alıcıların anterior ve orta singulate bölgesi, precuneus ve frontal bölgesi aktive olmuş.

-LANCET’ (British Medical Journal)in 16 Temmuz 2005 tarihli 366. cildinde Dr. M.Krucoff’un bir araştırması yayınlanmış . Duke üniversitesi kardiyoloji departmanı direktörü Krucoff hastalara hastane dışından dua edilen çalışmasında duanın majör komplikasyonları ve ölümleri azaltıcı etkisinin bulunmadığını tespit etmiş.

Aynı araştırmayı sitesinde değerlendiren APA ise 2 Eylül 2005 tarihli makalede çalışmaya konu ola vekendilerine gıyaben dua edilen hastaların 6 aylık periyoddaki ölümlerinin daha düşük olduğunu fakat bunun istatistiki olarak anlamlı bulunmadığını yazmış. Yine, bu hastaların kateter ve stent takma öncesi daha az keder hali gösterdiklerini kaydetmiş.

Dr. Krucoff’un deneyine atfen olumlu ve anlamlı sonuçlar bulunduğunu yazan farklı yayınların varlığı dikkati çeken bir husus. Araştırmanın orijinaline ulaşmak en sağlıklı bilgiyi alabilme imkanı sunacaktır elbette.

Gıyabi duanın(ıntercessory prayer) etkisine dair araştırmalara destek veren önemli bir kuruluş olarak John Templeton Vakfı öne çıkıyor.Geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanan ve Mayo Klinik dahil 8 kalp hastanesini kapsayan “duanın koroner bypass ameliyatı geçirecek hastalara etkisini” ölçecek araştırmanın sponsoru da yine bu vakıftır.

Gıyabi Dua ve İşyeri Verimliliği (Intercessory Prayer and Task Performance)/Lynn M. Munson and Douglas Degelman, Vanguard Universty of Southern California

Duanın tıbbi bir ortamda fiziksel iyileşme üzerindeki etkilerini gösteren bir araştırmanın uzantısı olarak bu çalışma bir iş ortamında duanın görevleri yerine getirmedeki etkisini deneysel olarak inceledi.

Eğitimli müşteri hizmetleri elemanları 14 gün boyunca özel ihtiyaçları ve iş yerindeki zorluklar için ya günlük dua aldılar ya da almadılar. Telefonları idare etme hızı (saat başına düşen aramalar ve her aramanın kaç saniye oluşu) dua edilen ve edilmeyen grup arasında gözle görülür bir biçimde farklılık göstermedi. Bu yeni çalışma alanındaki araştırmalar için tavsiyeler daha çok metodolojik anlamda. ilave bağlı tekniklerin tanımlanması şeklindedir.

Sağlık ve din üzerine yapılan araştırma incelemeleri göstermiştir ki en azından bazı dini davranışlar yüksek fiziksel ve zihinsel sağlıkla ilintilidir (Gartner, Larson, & Allen, 1991; Koenig, 1990; Levin & Vanderpool, 1991; Maton & Pargament, 1987; Paloma & Pendleton, 1991; Payne, Bergin, Bielema, & Jenkins, 1991) Araştırmacılar duanın bunlardan biri olduğunu tespit etmişlerdir (Finney & Maloney, 1985; McCullough, 1995; Paloma & Pendleton,1991)

Soru şudur; dua ile sağlık arasındaki ilişki tesadüfi midir? İyileşmeleri için dua edilen ve bunu bilen kişilerin daha fazla olumlu sonuç dereceleri varsa pek çok kişi olumlu sonucun direk olarak duanın bir sonucu değil müspet cognitif beklentilerin bir sonucu olduğunu iddia edebilir.

Randolph Byrd (1988) deneysel olarak duanın (birinin başkası için dua etmesinin) keyfi sonuçlarını deneysel olarak kardiyoloji hastalıklarından iyileşme üzerinde inceledi. Bu double-blind araştırmada koroner bakım ünitesindeki hastalar hristiyan duacılardan dua aldı ya da almadı. Dua alan hastaların : daha az kalp yetmezliği yaşadığı, daha az diüretik ve antibiyotik tedaviye ihtiyaç duyduğu, daha az pnomöni ve daha az kalp spazmı yaşadığı, daha az intübe oldukları ve oksijene bağlandıkları görüldü.

Benzer başka bir çalışmayı ise Wirth ve Mitchell diyabet hastaları üzerinde yaptı. İnsülin dozajında iki hafta içerisinde deney grubunda bir düşüş olsa da kontrol grubuyla istatistiki anlamda çok büyük bir farklılık göstermedi.

Gıyabi Dua ve İş Performansı/ Distant Intercessory Prayer and Task Performance- Lynn M. Munson and Douglas Degelman, Vanguard University of Southern California

Gıyabi duanın bir tıbbi ortamdaki fiziksel iyileşmeyle ilgisinden farklı olarak, bu çalışma bir iş ortamında gıyabi dua ile iş performansı arasında ilişki kurulup kurulamayacağını tecrübe etmek istiyor.

Denekler

Eğitimli arama hattındaki müşteri hizmetleri temsilcileri -9 erkek 94 kadın güney Kaliforniya’dan. Erkekler için ortalama yaş 34. kadınlar için ortalama yaş 37. iş tecrübeleri 6 ay ile 2 yıl arası.

Aparat

Kuzey Meridyen Max Telekom deneklerin aramaları idare etmedeki hızlarını ölçtü. Duacılar her gün dua ettikleri kişiyle ilgili bilgiyi kaydettiler.

Prosedür

Deneklerin duanın etkileri üzerine bir araştırma yaptığımızdan, yani dua edildiklerinden haberleri yoktu. Ama telefon görüşmelerinin takip edildiğini biliyorlardı. İdareciler bu verileri araştırma için kullanmamıza izin verdiler.

Birleşik Metodist Kilisesinden iki tane kadın duacı olmayı kabul ettiler. Dua ettikleri insanlar hakkında önceden bilgileri yoktu. Onlara deneklerimizin iş yerlerindeki muhtemel zorlukları ve dua ettikleri kişilerin yaş cinsiyet ve kimlik numaralarını söyledik. Onlara hangi konularda dua etmeleri konusunda direktif verdik: dakik tetikte ve arayanlara karşı akıllıca davranmak gibi. Duaların uzunluğu3-5 dakika arasıydı.

Önce 7 günlük bir test süremiz oldu.

Ardından 14 günlük bir deney süresi oldu.

Arama merkezi bize her bir denek için saat başına düşen cevaplanan aramaları ve bir aramayı kaç saniyede idare ettikleri hakkındaki bilgiyi bize verdi.

Sonuç

Her bir deneğin test sürecinde ortalama aldığı telefonlar ve konuşma süresini tespit ettik. Sonra deney süresince aldığı telefonlar ve konuşma süresinin ortalamasını aldık.

Dua edilen ve edilmeyen grup arasında dikkate değer bir fark olmadı.

Tartışma

Bu ilk uzaktan işyeri görevleri üzerine dua denemesidir.

Derlemeye çalıştığım bütün araştırma örnekleri gösteriyor ki, başkasının iyiliği ve şifası için Tanrı’ya yalvarmak olarak tanımlanan gıyabi duanın fiziksel ve mental hastalıklardan muzdarip kişilere olumlu etkisi ile ilgili araştırma faaliyetleri batıdaki tıp camiasında ilgi merkezi olmaya devam ediyor.

Seyhan Büyükcoşkun 17 Şubat 2007

Bibliyografya

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Dua maddesi, cilt 9,İstanbul 1994

Dua, Alexis Carrel-Ali Şeriati, Bir Yayıncılık, İstanbul, 1983




Payla facebook Payla twitter
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2865 Gösterim
Son İleti 26 Mayıs 2008, 12:00:12
Gönderen: Ast
1 Yanıt
1640 Gösterim
Son İleti 17 Kasım 2008, 09:49:33
Gönderen: secretman
2 Yanıt
1959 Gösterim
Son İleti 19 Mart 2014, 05:18:50
Gönderen: dgul
0 Yanıt
853 Gösterim
Son İleti 12 Kasım 2009, 10:47:34
Gönderen: mavirecete
0 Yanıt
1049 Gösterim
Son İleti 26 Haziran 2011, 16:15:03
Gönderen: ülkügirgin