Ruhun Yolculugu

23 Kasım 2014, 07:30:10
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?


Ruhun Yolculugu » TARİH » Dünyanın Gizli Tarihi » Epifiz Bezi

Gönderen Konu: Epifiz Bezi  (Okunma sayısı 12638 defa)

0 Üye ve 15 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı hıdrellez

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 256
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #11 : 29 Mayıs 2013, 09:34:32 »
Özellikle ben  Türkçe altyazı eklenmesini isteyenlerdenim.

Çevrimdışı ahmet çınar

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 2
  • ben o'yum
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #10 : 28 Mayıs 2013, 20:27:35 »
İngilizce bilenler için, epifiz bezinin temizlenmesi ile ilgili şu videoyu hararetle öneririm :icon_cyclops:



Çat pat ingilizcesi olanlar veya hiç bilmeyenler için talep olursa bu videoya altyazı yapmayı düşünüyorum. Dileyenler yazsınlar...

Çevrimdışı hıdrellez

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 256
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #9 : 18 Eylül 2012, 16:49:41 »
Bu tür beslenmenin ruhsal gelişim yönünde adımları olana olumlu yönde katkısının olacağını düşünüyorum. Ben kızılcık meyvasınıda belirtmiştim. Kireçlenme konusu yaş ilerledikce kaçınılmaz bir gerçek olsa gerekir. Önlemenin ve kireçlenmeyi azaltacak bir yön herhalde kireçli sulardan uzak durmak; alkali su, PH değeri 7.6 nın üstündeki sulara yönelmek gerekir.

Buna ilişkin bilgiler içeren, Sn. Saffet Güler'in bir çevirisini aşağıya ekliyorum.

                                                                                  ***************

GÜNEŞ PATLAMALARI VE EPİFİZ BEZİ



1998′de New Scientist’te yayınlanan bir çalışmaya göre, Güneş patlamaları ve insan biyolojik etkileri arasında direkt bir bağlantı var.

Güneşten gelen yüklü parçacıkları insana aktarılmasını kolaylaştıran iletken, Dünyanın iklimine yön veren aynı iletkendir – manyetik alan. Hayvanlar ve insanlar onları çevreleyen manyetik bir alana sahipler – Dünyayı koruyucu olarak çevreleyen manyetik alan gibi.

1948′ten 1997′ye kadar, Rusya’daki Kuzey Endüstriyel Ekoloji Problemleri Enstitüsü geomanyetik aktivitenin bu yılların her birinde üç mevsimsel zirve gösterdiğini buldu (Mart’tan Mayıs’a, Temmuzda ve Ekimde). Her zirve Kirovsk şehrinde endişe, depresyon, bipolar hastalığı ve intihar vakalarında artışa karşılık geldi.

Güneşten gelen elektromanyetik aktivite elektronik cihazlarımızı ve insan elektromanyetik alanını etkiliyor. Güneşten gelen elektromanyetik yükler ile fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak değişiyoruz, bedenimiz uykulu hissedebilir, ama aynı zamanda epeyce enerjilenir.

CME’lerin (koronal kütlesel püskürmeler) etkileri tipik olarak kısa ömürlüdür ve başağrısını, kalp çarpıntılarını, ruh hali değişkenliklerini ve genel olarak keyifsiz hissetmeyi kapsar. kaotik veya karışık düşünceler ve kararsız, dengesiz davranışlar da artar. Güneş fırtınaları duygularımızı tahrik edebilir ve duygularımızın hem iyi tarafını hem de kötü tarafını maksimuma çıkartabilir – buradaki nokta bunun farkında olmaktır.

Beynimizdeki epifiz bezi de elektromanyetik aktiviteden etkilenir, elektromanyetik aktivite epifiz bezinin aşırı melatonin üretmesine neden olur, melatonin uykuya neden olabilen bir hormondur, ama ayrıca bazı insanlarda ters yan etkiler olduğu da bilinmektedir.

Epifiz bezimiz güneş fırtınaları – elektromanyetik aktivite – sırasında aşırı melatonin üretir. Melatoninin bir çok biyolojik etkileri melatonin alıcılarının aktivasyonuyla üretilirken, diğerleri yayılmacı ve güçlü bir antioksidan rolünden dolayıdır, nükleer ve mitokondrial DNA’nın korunmasında özel rol oynarlar.

Epifiz bezine ayrıca üçüncü göz adı verilir ve üçüncü göz içsel göz olarak bilinir. İçsel alemlere ve yüksek bilinç alemlerine götüren kapı olarak bilinir. Üçüncü göz çoğu zaman vizyonlar, duru görü, önsezi ve beden dışı deneyimler ile ilişkilendirilir.

Çoğunuzun bildiği nedenlerle insanlar epifiz bezlerinin kireçlenmesine eğilimlidir.

Florür (Çeşme suyu, diş macunu, işlenmiş gıdalarda bulunur) epifiz bezinin kireçlenmesine neden olan şeylerden sadece biridir. Florür manyetik olarak epifiz bezine çekilir, burada bedende başka herhangi bir yerden daha fazla kalsiyum fosfat kristalleri oluşturur.
 
Üçüncü göz aktif, canlı ve kuvvetli olmalı… kireçlenmenin giderilmesi işlemi bazen baş ağrılarını ve uykulu olmayı kapsar. Güneş patlamalarında da aynı etkiler olur.

Epifiz Bezinin Kireçlenmesi Nasıl Giderilir?

Epifiz bezi tüm sinir sisteminizin en önemli parçası olabilir. Esasen ruhsal bir antendir, üçüncü gözün fiziksel karşılığıdır. Fiziksel bedende iken yüksek bilinç seviyelerine erişmek için önemlidir.

Kireçlenme
 
Maalesef çoğu insanın epifiz bezi ağır şekilde kireçlenmiştir. Öyle ki MRI sırasında kalsiyum yığını şeklinde görünürler.

Kireçlenme nedir, buna neden olan nedir?

Kireçlenme bedenin çeşitli bölümlerinde kalsiyum fosfat kristallerinin oluşmasıdır. Başlıca nanobakterilerin neden olduğu doğal bir süreçtir. Nanobakteriler kendilerini bağışıklık sisteminizden korumak için kendilerinin etrafında kalsiyum fosfat kabuklar oluşturan minik mikroorganizmalardır. En son araştırmalardan, bunun çoğu hastalığın nedeni olabileceği görünüyor. Artrit, felç, kanser, bel ağrısı.

Korkunç standart amerikan diyeti nedeniyle çoğu insan bu organizmalara öncesinden çok daha fazla maruz kalıyor, sadece bunlarla değil başka araçlarla da kireçlenme oluyor.

Kireçlenmenin başlıca nedenleri:

Florür (Manyetik olarak epifiz bezine çekilir, burada kalsiyum fosfat kristalleri oluşturur).

Kalsiyum destekleri (Kireçlenmenin en büyük nedeni, aslında işe yaramazlar.)
 
Klor ve bromür gibi halojenürler (Florür ile benzer etkiye sahipler)
 
Gıdalardaki kalsiyum (neredeyse tüm işlenmiş gıdalar kalsiyum içerir. Çoğu destekleyiciler de kalsiyum içerir)

Çeşme suyu (Çeşme suyu kireçlenme yapıcı maddelerle doludur.)
 
Kahve içmek.

Kireçlenmeyi Gidermek

Kireçlenmeyi gidermek için bazı yöntemler:

Mavi Tırpana Balığı Yağı

MSM; metilsülfonilmetan (Rahat edebileceğiniz bir dozla başlayın ve günde 7000 – 10,000 mg a kadar artırın. Genel toksin giderme, ayrıca saç, deri, tırnak, kemik oluşumu için çok güçlü).
 
Sitrik asit (Limon işe yarıyor. Sadece sitrik asit de alabilirsiniz)
 
Sarımsak (Günde yarım diş alın, rendeleyip elma sirkesi veya taze limon suyuna koyarsanız kokusu gider.)
 
Elma sirkesi (Malik asit içerir.)
 
Güneşe bakmak (Güneş doğarken ilk 14 dakika ve batarken son 15 dakika güneşe bakın)
 
Thoh’u seslendirin (Toooo okunur, üç kez seslendirin, 24 saat bekleyin, tekrar üç kez seslendirin, yine 24 saat bekleyip tekrarlayın. Bu çok güçlüdür).
 
(Çeviri: Saffet Güler)

                                                               ******************

Not: Epifiz bezi üçüncü göz ile ilişkilendirildiğine göre, düzenli imajinasyon- tahayyül çalışmalarında bulunulmanında faydalı olacağı düşünülmelidir.

aleyya

  • Ziyaretçi
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #8 : 17 Eylül 2012, 19:17:46 »
Bu vejeteryan beslenme için öneriniz nedir epifiz bezi calışması için etkilimi dir..belkisudaki kireeci azaltmak faydalı olur ne dersiniz

Çevrimdışı hıdrellez

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 256
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #7 : 14 Eylül 2012, 23:57:44 »
Yukarıda kendi alıntım içerisinde geçen "riyazet" kelimesi üzerinde durmak istiyorum. Günümüzdeki vejeteryan beslenmenin de bir adım ötesi, yani hayvan eti ve hayvandan çıkan bütün ürünlerin (süt, teryağı, peynir, yumurta vb.) yenmemesi; bitkisel beslenme tarzıdır.

Sn.Aleyya'nın sorusuna gelince; yaş ilerledikce bu hormonların üretimi azalmakta; haricen melatonin takviyesi olarak bu günlerde bolca bulunan "kızılcık" meyvasında olduğunu hatırlatmak isterim. Kızılcık şurup veya marmelatı, tarhanası veya kurutulmuş meyvasından edinilmesini ve günlük belli ölçüde tüketilmesini öneririm.

Sağlıcakla.

Insanity

  • Ziyaretçi
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #6 : 04 Eylül 2012, 19:37:17 »
Bende şimdi karanlıkta duruyorum, bakalım ne olacak. :)

aleyya

  • Ziyaretçi
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #5 : 04 Eylül 2012, 19:25:29 »
Bu hormonların daha fazla salgılanması için neler yapabiliriz ? Gün içinde yapableceğimiz birseyler varmı

Çevrimdışı Mu

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 95
    • Kişisel blogum
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #4 : 04 Eylül 2012, 17:16:03 »
" Varlığınızın Tanrısallığından sınırsız düşünceleri istediğiniz zaman, bu doyum düşüncesi ruhunuzda hissedilir. Ve bu hipofiz bezinizi harekete geçirerek onu açmaya başlar. Hipofiz açıldıkça epifize daha fazla hormon salgısı gider. Ve bu, çalışmayan bölümü uyandırır. Bedeninizce hissedilmesi için daha yüksek frekansları alabilecek kapasitedeki beyin bölümlerini açar.

Gelen yüksek frekans düşünceleri beyninizin bu uyanmış bölümleri tarafından alınır. Başınızın arkasında olan epifiz guddesi yüksek frekansları alır ve şişmeye başlar. Bu şişme sizde baş dönmesi ya da baş ağrısı yaratır. Bu frekans çok güçlü bir elektrksel akıma dönüşerek merkezi sinir sistemi yoluyla bedeninizin her hücresine hücum eder. Bu nedenle kendinizde bir hafiflik, bir uyuşma, karıncalanma hissedersiniz. Çünkü daha önce hissettiklerinizden daha güçlü bir enerji tüm bedeninize büyük bir hızla yayılmaktadır. Bu frekans her hücreyi kıvılcımlayarak hücrelerin titreşim frekansının artmasına neden olur. Sınırsız düşünceleri daha çok aldıkça vücut daha hızlı titreşmeye başlar. Ve yavaş yavaş ışık yaymaya başlarsınız. Çünkü yüksek frekanslı bedeniniz, frekansını yükselterek ışıa dönüşmektedir.

Sadece bilme noktasına geldiğiniz an, bilginize sebep göstermeye ya da açıklamaya ihtiyaç duymadığınız an, kendi kendinizin efendisi olmuşsunuz demektir. İşte o zaman mutlak bilgiye sahip olursunuz.

Zekanız, yaratıcılığınız ve bilmeniz arttıkça, daha önce hissetmediğiniz ve bilmediğiniz şeyleri hissetmeye ve bilmeye başlarsınız.

Sınırsızlığı daha çok istedikçe, gelen düşünceleri daha çok kucaklayıp hissedersiniz;  hipofiz daha çok hormon salgılar, ağzı daha çok açılır. Kendinizi daha çok sevmeyi ve bilerek yaşamayı seçtiğiniz zaman, beyniniz, varlığınızı saran Tanrı tarafından daha çok açılır – daha çok, daha çok. Artık sizi siz yapan bedeniniz değil, siz onu bir arada tutan olursunuz. ...

Hipofiz Tanrı’ya açılan kapıdır. Beyninize daha yüksek düşüncelerin girmesine izin verdikçe daha çok açılır. Daha çok açıldıkça daha çok bilirsiniz. Ve bildiğiniz her şey olursunuz.

Bir an gelir ki hipofiz sistemi tamamen açılır ve beyniniz tümüyle aktif hale geçer. Hipofizin ruhsal bedeninde bulunan herşey aklı doldurur ve akıl artık asla eski sınırlı haline dönemez. Çiçek bir kez açtı mı bir daha kapanmaz. "
Alıntı kaynağı: Ramtha

Hifopizin sembolü lotus çiçeğidir. Bu aynı zamanda Agarta'nın sembolüdür. Hipofizin açılması için epifiz bir ön kapı olabilir mi?

Çevrimdışı hıdrellez

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 256
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #3 : 04 Eylül 2012, 15:04:38 »
Beyin Epifizi
 
Bildiğiniz üzere beyin epifizi 7. çakranın salgı bezi olarak adlandırılıyor. Her şeyden önce beyin epifizi bir salgı bezi ve bir kaç hormon salgılıyor ama en önemlisi melatonin, yani büyüme hormonu.
 
Beyin epifizinin 3. göz olduğu iddia edilmekte. Dokusal olarak göz yapısına benzemekte (kornea, retina). Tabii bir farkı var. Gözlerimiz ışığa duyarlıyken, yani organın fonksiyonları ışık girdiğinde devreye girerken, pineal gland ışık kesildiğinde işlevselliğine başlıyor.
 

Hz. İsa’nın bir sözü var : “Karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” diye. Bu yine beyin epifizine yani pineal glande atfediliyor.
 
Fakat  bu organcık yaşlandıkça , özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor.
 Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve tabii ki sularımızdaki kireç. Ama bir numara florür ya da florüd.


Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor.
 
Tabi; bu kadarla bitmiyor, nedense, evet gerçekten nedense bütün antik dinlerde ve hatta günümüz dinlerinde kozalak ciddi ve muamma bir sembol. Bakınız papanın asası.
 
Bu konuyu araştırmaya çalışırken denk geldiğim diger bana ilginç konulardan birisi Fransız düşünür, yazar Voltaire’in de beyin epifizine kafayı takmış olması, hatta bu organcığın sırrını çözmek için bir çok otopsi yapması.
 
Bundan da önemlisi : Vatikan’ın ortasında kozalak heykelinin işi ne ?
 
Bu bezden 3 adet hormon salgılanıyor: melatonin, pinolin ve dimetiltriptamin (DMT). En önemlisi olan melatonin’e geçmeden önce dimetiltriptamin’e bakalım. dimetiltriptamin çok ilginç bir hormon. Şamanlarda ayahuasca denilen bir iksirin yapımında kullanılıyor. Hormonu ise bitkilerden elde ediyorlar. Elde ettikleri bitkiler ise şunlar: phalaris arundinacea (yem kanyaşı), psychotria viridis, phalaris spp. (kuş otu), acacia spp. (akasya), arundo donax (kargı kamışı) ve desmanthus illinoiensis.
 
Ayrıca epifiz bezinin deniz seviyesinde çok az, yükseklere çıktıkça ise çok fazla hormon salgıladığı bilimsel bir gerçek. Ki bu yüzden tarih boyunca tüm ibadethaneler olabildiğinde yükseğe yapılmış.
 
Yani ibdaethanelerin yükseğe yapılmasının sebebi matematiksel olarak tanrıya yakın olmak değil ama bir nevi bu hormonun da yardımıyla üst bilinçlerle daha fazla iletişimde bulunmak.
 
Ki Tibet manastırlarından tutun da hristiyan manastırlarının da yüksek yerlere yapılması bu yüzden. Bu hormonun salgılanımını artırmak.
 
Ve ayrıca Hz.Muhammed’in riyazete yüksek ve karanlık bir mağarada çekilmesi, ilk orada emir alması, Hz.Musa’nın Tanrıyla konuşmak için dağa çıkması da bana göre bu yüzden.
 
Karanlık ayriyeten çok önemli.
 
Çünkü epifizin en önemli salgısı olan melatonin sadece karanlıkta salgılanıyor. Gece 11 ile sabah 5 arası en yüksek düzeyine ulaşıyor. Ki çoğu dinde sabaha karşı ya da gece ibadetinin önemi bu yüzden.
 
Bu hormonun salgılanımı ne kadar yüksekse ruhsal alemlerle bağ o kadar güçleniyor. Ve ibadet için bu yüzden gecenin en karanlık ve salgının en çok olduğu an seçiliyor.
 
Melatonin en büyük faydası ise kanserden koruması. Kör insanların kansere yakalanmama sebebi de bu. Çünkü sürekli karanlık içinde oldukları için melatonin üretimleri çok fazla.
 
Bir bilimsel araştırma da göstermiş ki gece vardiyasında çalışanların kansere yakalanma oranı diğerlerine göre daha az.


ALINTIDIR

Insanity

  • Ziyaretçi
Ynt: Epifiz Bezi
« Yanıtla #2 : 03 Eylül 2012, 19:24:34 »
Daha neler yapıyorlar, ancak herşeyin altında da kötülük aramamak gerekir. Bence iyi düşünmeliyiz. Bir bakıma kendi doğamızda yine kendi varlıklarımızın yardımıyla olgunlaşıyor ve maddecil açıdan ya hırpalanıyor ve bence daha da güçleniyoruz. Arkadaşımın konusuna bayıldım ve güzel bir araştırma olduğu kanısındayım.

Size basit bir örnek vermekten gurur duyarım: Şu şarkı klibini izleyin ve yorumlarınızı dikkatle ve kendinizi kaybetmeden bana ve arkadaşımın değerli yazsınıda göze alarak ortak bir yorumda bulunun. Sevgiler.

<a href="http://www.youtube.com/v/qc98u-eGzlc&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/qc98u-eGzlc&rel=1</a>

zülcenaheyn

  • Ziyaretçi
Epifiz Bezi
« Yanıtla #1 : 03 Eylül 2012, 02:56:33 »
EPİFİZ BEZİ
ÜÇÜNCÜ GÖZÜMÜZ
İNSANLIK TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK ÜSTÜ ÖRTÜLEN GERÇEK

Kozalaksı bez, beyin epifizi, 3.göz diye de tanımlanan epifiz bezi, vertebre-omurgalı beyindeki küçük
bir endokrin-içsalgı bezidir.


Epifiz bezi, uyku-uyanma modülasyon kalıpları,mevsimsel fonksiyonları etkileyen seratoninin türevi olan melatonin hormonu üretir.


Epifizin şekli küçük çam kozalağına benzer ve
beynin iki yuvarlak talamik lobu arasında,
beynin orta yerinde yer alır.
   

Sır: Onlar sizin BİLMENİZİ neden istemiyor?!

Her bir insanın epifizi ya da üçüncü gözü ruhani alem frekansına aktive olabiliyor ve sizi herşeyi bilen-alim ve tanrısal bir haz yaşamanızı
ve etrafınızdaki her şeyle bütünleşip, teklik hissini duymanızı sağlar.Epifiz bezi bir kere meditasyon, yoga ya da çeşitli ezoterik,
okült metodlarla uyumlanıp, ayarlandığında, popüler olarak bilinen astral seyahat ya da astral projeksiyon ya da uzaktan
seyr şeklinde kişiyi diğer boyutları seyre geçirir.

Daha ileri düzey çalışmalar ve çok eski metodlarla, fiziksel dünyadaki insanların düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etmek mümkündür.
Evet, biraz garip ama Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği hükümeti ve çeşitli gölge organizasyonlar bu çeşit
araştırmaları uzun yıllardır yapmaktalar ve hayal edemeyeceğiniz kadar da başarılı olmuşlardır.

Epifiz bezi, Roma'da katolizmde temsil edilmektedir; epifizi sanatsal olarak çam kozalağı şeklinde resmederler.Eski çağlardaki toplumlarda,
özellikle Mısır ve Romalılar epifiz bezinin yararlarını biliyor ve bunu geniş sembolojilerinde göz semboli ile sembolize ediyorlardı.

Epifiz bezi ayrıca Amerikan dolarının arka yüzünde "herşeyi gören göz" şeklinde yer alır ve bu, bireye ya da bireylerden oluşan gruplara
epifizlerini kullanmaları ve diğer taraf olan sipiritüel aleme geçmeleri ve fiziksel alemde neler olduğunu, neler düşünüldüğünün
hepsini bilip, insanların düşünce ve davranışlarını kontrol etmeleri için bir referans niteliği taşır.

Bu zamana kadar yapılan pek çok araştırma, gecenin belirli saatleri olan gece 1 ile 4 arasında beyinde salgılanan kimyasalların,
kişinin derinindeki kaynağa bağlanarak bütünlük, teklik hissine yol açtığı doğrulanmıştır.

Komplo: Epifiz Bezinizi nasıl öldürüyorlar?

1990ların sonlarında, Jennifer Luke adlı bir bilim adamı, sodyum floridin epifiz üzerindeki etkileri konusunda ilk çalışmaları başlatmıştır.
Luke,beynin orta yerinde bulunan epifiz bezinin, florid için bir hedef olduğunu bildirdi.Epifiz bezi,bedendeki kemikler de dahil
diğer fiziksel maddelerden daha fazla floridi absorbe etmekte, emmekteydi.

Epifiz bezi tıpkı bir mıknatıs gibi sodyum floridi çeker. Bu da epifizin kireçlenmesine ve bedendeki tüm hormonal işlemin etkin bir şekilde dengelenmesine engel olur.

Daha sonra yapılan çeşitli araştırmalar da sodyum floridin beyindeki en önemli bezde absorbe edildiğini kanıtlamıştır.Sodyum florid, beynimizdeki
 en önemli salgı bezimize saldırıda bulunmaktaydı.Sodyum florid, yiyeceklerde, içeceklerde, banyolarda,içme sularında bulunur. Sodyum florid, Amerika'daki içme sularının %90'ına konmaktadır. Marketlerde satılan su filtreleri floridi filtre etmez, sadece tersine ozmoz ya da
su damıtma ile filtrelenebilir. Bunun en ucuz yolu da bir su tamıtıcısı almaktır.

Sudaki,pepsi, kola, yiyeceklerdeki Sodyum florid gerçek anlamda kitleleri aptallaştırır.Naziler ve Ruslar, konsantrasyon kamplarında kampta
bulunanları otoritenin sözünü dinleyen ve otoriteyi sorgulamayan bir hale getirmek için sularına sodyum florid katmışlardır.

Ben bir komplo teoristi değilim ama eğer ruhun tohumunu alırsanız, bu bizi tanrı ve içimizdeki güç ve ruhaniyetin bir olduğu tekliğinden kopartır
ve bizleri gizli toplulukların, gölge organizasyonların ve çılgına dönmüş kurumsal dünyanın sıradan köleleri haline getirir.

Yazıma bir alıntı ile son vermek istiyorum...

"Sırf duydunuz diye herhangi bir şeye inanmayın. Sırf pek çokları tarafından konuşuluyor ya da dile getiriliyor diye herhangi bir şeye inanmayın. Sırf dini kitaplarınızda bulunuyor diye körü körüne inanmayın. Sırf öğretmenleriniz ya da büyükleriniz dedi diye
inanmayın. Geleneklere inanamayın.Çünkü onlar pek çok jenerasyondan beri süregelmekte.Ama gözlemler ve analizler
sonucunda, bir nedenden dolayı oluşan bir şey tespit edersen ve bu da bir şeye hizmet eder ve birisinin ya da
herkesin yararına olursa o zaman kabul et ve bu kabul ettiğini yaşa!"
Budda.

Çeviren : AylinER
kaynak
« Son Düzenleme: 03 Eylül 2012, 11:07:13 Gönderen: fantastic »




Payla facebook Payla twitter
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
810 Gösterim
Son İleti 01 Haziran 2012, 23:33:29
Gönderen: gece yolcusu
1 Yanıt
2703 Gösterim
Son İleti 05 Haziran 2012, 14:17:21
Gönderen: Adalet