METAFİZİK > Ruh ve Kainat

EVRENİN TANIMI

(1/1)

ayışığı:
SAKLI DÜZEN VE AÇIĞA ÇIKMIŞ GERÇEKLİKLER

 İki düzen arasındaki bu süreli ve akıcı alışveriş, parçacıkların nasıl biçim değiştirdiğini de anlatmaktadır. Bu aynı zamanda bir kuantumun nasıl bazen parçacık, bazen de bir dalga biçiminde ortaya çıktığını açıklar.
 David Bohr'a göre her iki görünüm de her zaman, bir kuantum topluluğu içine gizlenmiş durumdadır. Ancak hangi görünümün ortaya çıkıp, hangisinin gizlenmiş durumda kalacağını gözlemcinin kuantum topluluğuyla olan karşılıklı etkileşim biçimi belirlemektedir. Böylece, bir gözlemcinin bir kuantum biçimini kararlaştırmaktaki rolü, bir kuyumcunun değerli bir taşı değerlendirmesi, hangi yüzünün açıkta kalacağı, hangisinin gizleneceği konusunda karar vermesi kadar gizemlidir.
HOLO EYLEM ve MEKANSIZLIK NEDİR?

David Bohr'a göre hologram terimi genellikle evrenimizi her an yeniden yaratan sayısız gizleniş ve ortaya çıkışların sonsuza dek dinamik ve hareketli olan doğasına uymayan durağan bir imgeyi çağrıştırabiliyor. Bu yüzden ünlü bilim adamı evreni bir hologram değil de bir "holo eylem" olarak tanımlıyor.
 Derin düzenin varlığı, gerçeklik duyumunun atom altı düzeyde niçin mekansızlık görünümünde olduğunu gayet iyi açıklıyor. Bir şey holografik olarak oluşturulduğu zaman, mekan kavramına ilişkin tüm özellikleri de çözülüp gidiyor.
 Bir holografik filmin her bir parçasının bütünün kapsadığı tüm bilgiyi içerdiğini söylemek, bilginin herhangi bir yere bağlı olmaksızın bütünün içine dağılmış olduğunu söylemenin başka bir biçimidir.
DİKİŞSİZ HOLOGRAFİK KUMAŞ

 Kozmosta her şey saklı düzenin dikişsiz holografik kumaşından yapılmış olduğu için, evreni "parçalar"dan oluşmuş bir şey diye kabul etmek, tıpkı bir pınardaki farklı su kaynaklarının içinde akmakta oldukları suyun bütününden ayrı düşünülmesi gibidir.
 Elektron "temel parçacık" değildir. O, holo eylemin belirli bir görünümüne verilmiş bir addır yalnızca. Süslü bir kilimin üzerindeki farklı motifler birbirlerinden ne kadar ayrıysa, atom altı parçacıklar ve evrendeki diğer her şey birbirlerinden ancak o kadar ayrıdır.
 Einstein, "bölünmez uzay-zaman sürekliliği" adını verdiği bir bütünden söz ediyordu. Bohr bu görüşü, dev bir adım daha ileriye götürdü. Ve evrendeki her şeyin bir sürekliliğin parçası olduğunu söyledi.
 Biz hepimiz özde tek ve bölünmez bir şeyiz. Sayısız kollarını ve eklentilerini tüm görülebilir nesnelerin, atomların, dalgalı okyanusların, kozmosta göz kırpan yıldızların içine uzatmış görkemli bir şey, ama şeyler aynı zamanda hem bölünmez bir bütünün parçaları olabilir hem de kendi özgün niteliklerine sahip olmayı sürdürebilir.
 Holo eylem, bütünü, şeyler olarak bölmekten, ayırmaktan, parçalanmaktan yana değil.
 Dünyayı parçalara bölmek ve her şeyin nasıl bir dinamik ilintiyle birbiriyle bağıntılı olduğunu görmezden gelmek konusunda bilimsel, bireysel ve toplumsal yaşamımızda pek çok sorunla karşılaşıyoruz.
HOLOGRAFİK EVREN ANLAYIŞINDA ŞUUR VE MADDE
Her şey, bütün olup bitmekte olanlar holografik bir evren anlayışında her an yeniden var olan sayısız holo eylemin görünümleri olduğuna göre Bohr'a göre şuur ve madde arasındaki bir ilişkiden de söz edemeyiz. Bir bağlamda, gözlemci ile gözlenen aynı şeydir. Gözlemci aynı zamanda ölçümü yapan aygıt, deney sonuçları, laboratuar ve laboratuarın dışında esen rüzgardır. Aslında Bohr şuurun, maddenin daha süptil bir biçimi olduğuna inanır. Tüm maddelerin çeşitli gizlenme evrelerinde şuurluluk vardır.
 Belki de onun için plazma, canlıların bazı özelliklerine sahiptir. Bohr'un öne sürdüğü gibi, eylemi biçimlendirme yeteneği zihnin en tipik özelliğidir ve daha şimdiden elektronun zihnimsi bir şeyler olduğunu görüyoruz.
 Holografik evren anlayışında, evreni canlılar ve cansızlar diye ayırmak mümkün değil. Canlı ve cansız nesneler ayrılmaz biçimde birbirinin içine girmiştir ve yaşamın kendisi de tüm evrenin içine gizlenmiş durumdadır.
 Yaşam ve zeka yalnızca maddenin değil, "enerjinin", "uzayın", "zamanın", "tüm evreni oluşturan kumaşın" ve bizim holo eylemden soyutladığımız yanılgıya düşerek ayrı şeyler gibi gördüğümüz her şeyin içindedir. Evrenin her parçası tümünü içerir. Nasıl ulaşacağımızı bilirsek Andromeda Galaksisi'ni sol elimizin baş parmağının tırnağında da bulabiliriz. Aynı zamanda da tanık olabiliriz. Çünkü ilke olarak tüm geçmiş ve geleceğin imaları uzay ve zamanın en ufak bölümüne varıncaya dek her yere yayılmış durumdadır.
 Holografik evren anlayışının, tüm evrenin canlılığı, yaşamın evrendeki saklı düzenin içinde varolduğu bilgisi, Silver Birch ruhsal tebliğlerinde şöyle izah ediliyor:
 “Yaşam planı çok basittir. Ruhtan gelirsiniz, ihtiyaç duyduğunuz deneyleri yaşamak için maddeye bedenlenirsiniz. Sizler kendisini tezahür ettirmeye çalışan, saklı bir mükemmelliğe sahip eksik nitelikte varlıklarsınız. Madde Dünyası yaşamınızın sadece küçük bir bölümüdür. Sizin ebedi yuvanız değildir. Çoğunuz, şuursuz olarak, her zaman sorunların ortaya çıktığı bir madde dünyasında yaşamakta olduğunuzu düşünüyorsunuzdur. Sizle ben aynı evrende bulunuyoruz. Bu evren, her görüntünün birbirine karışıp uyumlu hale dönüştüğü ve birbiri içinde kaybolduğu bir evrendir. Sizler ölmekle şuurunuzun sadece öbür görüntüsünü tezahür ettiriyor ve fizik beden içindeki varlığınızı sona erdiriyorsunuz.”
 Lao-Tzu ise şöyle diyor: Bir nesneyi büzüştürmek için, onu ilk önce germek gerekir. Yani zayıflatmak için önce güçlendirmeli, yıkmak için önce desteklemeli ve almak için önce vermelidir insan. işte buna 'gizli bilgi' denir.
 Eğil, böylece dik kalırsın,
 Bilgini boşalt, böylece dolu kalırsın,
 Eski, böylece yeni kalırsın.

 SAKLI DÜZEN
   
 Şimdi bilim adamlarımız hepimize haklı bir soru yöneltiyorlar; "Eğer evrenimiz daha derinlerdeki bir düzenin, yani ruhsal düzenin, Platon'un 'ideler' olarak tanımladığı düzenin yalnızca soluk bir gölgesiyse, kendi gerçekliğimizin karışık dokusu acaba daha başka neleri saklamaktadır? Saklı Düzenin sırlarına ulaşmanın yolu nedir?
 Bütün bu sorular haklı, gerekli, çağa uygun sorulardır ama Saklı Düzen binlerce yıldır bizden bilgisini hiç esirgememiştir ki!... O bazen bir ilhamdır, bir notadır, bir sezgidir, bir rüyadır, bir algılamadır, vizyondur, akıştır, vahiydir. Saklı Düzen’in Senfoni Orkestrası ilahi notalarını, yağmur damlaları gibi tüm dünyanın üzerine yağdırmaya devam etmekte, bizi insan olmanın özünü kavramaya çağırmaktadır.
 Xuetang dedi ki:" Konunun özü, doğru ve ılımlı olmakta, pratiğin gitgide daha da düzelmesinde, azmin sağlam ve kesin olmasında, gelişimin tamamen saf olmasında yatar. Ancak bundan sonra kendine ve başkalarına yararlı olmak olanaklıdır." - Doğu Gölü Vakayinameleri
David Bohr da saklı düzeni, sonsuz bir enerji denizini de doğuran olarak kabul ediyor. Ve diyor ki;
 "Görünürdeki maddeselliğine ve dar boyutuna karşın evren, kendi içinde ve dışında var olmayıp, daha geniş ve daha tanımlanamaz bir şeyin üvey çocuğudur. Daha da ötesi evren, bu daha geniş bir şeyin başlıca ürünü değildir, o yalnızca gelip geçen bir gölge, daha büyük bir tablodaki yer olan bir hıçkırıktır yalnızca.” > Mevlana ise Mesnevi’de alemsel hareketlilik ve bütünsellik kavramını şu sözlerle dile getiriyor:
  Dışsal olarak bir ağacın dalı, bir meyvenin kaynağıdır.
  Ancak içsel olarak dal, meyvenin oluşumunu sağlamaktadır.
  Meyve için hiç bir ümit olmasaydı Bahçıvan ağacı eker miydi?
   Bundan dolayı, gerçekte ağaç meyveden doğar.
   Tersi gözükse bile.
Bu sonsuz enerji denizi, Saklı Düzen içinde gizlenen tek şey değildir. Saklı Düzen, evrenimizdeki her şeyi doğuran temel olduğuna, en azından var olan ya da var olacak olan her atom altı parçacığını da kapsadığına göre; maddenin, enerjinin, yaşamın her oluşumunu, kuasarlardan Shakspeare'in beynine, çift sarmaldan galaksilerin büyüklük ve biçimini kontrol eden güçlere kadar mümkün olan her şuurlu hareketi de kapsar. Ve hepsi bu kadar da olmayabilir. Bohr, Saklı Düzenin, nesneler evreninin sonu olduğuna inanmak için hiçbir neden bulunmadığını da kabul ediyor. Bu düzenin ötesinde akla sığmayacak başka düzenler de, daha ileri aşamaların sonsuz basamaklarına uzanmakta olabilir.
   Choan dedi ki:
  “Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, üzerinde bambu demetleri ve uçurum sıraları vardır; okyanus ne kadar derin olursa olsun, içinde akımlar ve meraklılar vardır. Büyük Yol’u araştırmak istiyorsan, bunun özü, derinlikleri ve yükseklikleri incelemektir. Bundan sonra çapraşık incelikleri aydınlatabilir ve sınır tanımadan hevesle benimseyebilirsin.” Bir Zen büyüğüne mektup’tan
 Evrenin bütünselliği ve sonsuzluğunu mistik deneylerle algılama düzeyine ulaşmış olan büyük mistiklerden Yunus Emre, alemlerdeki bu olağanüstü bütünlüğün ve düzenin onu dünyanın kısıtlı realitesinden kurtarıp, ruhunu özgür kıldığını ve İlahi Olan'a yönelttiğini bizlere şu dizelerle ifade ediyor:
 Bilmişim dünya halini,
  Terk ettim kil-ü halini,
  Baş açık ayak yalın,
  çağırayım Mevlam seni.
alıntı

gece yolcusu:
Evrende oluşmuş tüm biçimler fizikçiler için saklı düzenden açığa çıkmış düzene akmaktadır. Spiritüalistler içinse her şey ruhsal dünyadan fizik dünyaya bir saçaklanma ya da bir şuur konsantrasyonu halindedir. Evrende oluşmuş şeyler bu iki düzen ya da ruhsal ve fiziksel alemler arasındaki sayısız gizlenmelerin ve ortaya çıkmaların sonuçlarıdır.
Örneğin Bohr, bir elektronun tek bir birim olmayıp, uzayın tümü içinde gizlenmiş bir toplam ya da topluluk olduğuna inanıyordu. Başka bir deyişle, elektronlar ve diğer parçacıklar, bir pınardan fışkıran su kaynağının aldığı biçimlerden daha bağımsız ve sürekli değildi. Onlar saklı düzenden gelen sürekli bir akışla desteklenmekteydi. Ve parçacık ortadan kalktığında yok olmuş olmuyordu. Yalnızca içinden fışkırmış olduğu daha derinlerdeki bir düzene geri dönüp saklanıyordu.

/> Bir holografik film parçası ve oluşturduğu imge de saklı ve belirgin düzenlerin bir örneğidir. Film saklı düzen, filmden yansıtılan hologramsa belirgin düzen olarak ele alınır.


Çok açıklayıcıydı. Paylaşımınıza teşekkürler.

ayışığı:
/> EVRENİN TANIMI
Sözlük anlamında Evren, sonsuz uzamda bulunan tüm madde enerji biçimlerini içeren bütünün adıdır. Yani "evren" astronominin, astrofiziğin konu edindiği şeylerin tümüdür. İçinde "her şey" olan bu dev kozmik çorba, sonsuzluk veya hiçlik olarak tanımlanabilecek uzayın içinde yer alır. Daha doğrusu, uzaya fon olan siyah hiçliğin içindeki her şeydir evren.
/> Dolayısıyla aslında sonsuz uzayın-hiçliğin içinde de değildir. Zira "hiçliğin" içi olmaz. Fakat olmayan şeylere de (sıfır gibi) onlardan bahsedebilmek ve düşüncelerimizde kullanabilmek için bir isim vermek zorunda olduğumuzdan evreni çevreleyen bu "hiçliğe" uzay-uzam gibi isimler veririz.
/> Bilime göre evren bir gaz topunun sıkışıp patlamasıyla oluştu. (Gerçek oluşumu hakkında henüz yeterli bilgi bulunmamakta ve çeşitli teorilerle açıklamalar getirilmeye çalışılmaktadır.) Uzun yıllar boyunca gazlar evrende bir dolaşım içindeydi. Bu gazlar birleşerek galaksileri(gök adaları)oluşturdu. Bazı gök adalarda birleşti.
/> Galaksiler içinde Güneş Sistemi,Gezegenler,Asteroitler ve gök taşları bulunan büyük gaz boşluklarıdır.Bir galaksiden diğerine 57k yılda ulaşılmaktadır. Evrende 200 milyar galaksi ve 10.000.000.000.000.000.000 güneş olduğu bilinmektedir.
/> Bakış açısına göre evren, aslında "tek" şeydir. Zira bilinen en büyük bütündür. Fakat sadece "evren" kavramını kullanarak düşünüp konuşamayacağımız için onu farklı ve daha küçük parçalara ayırır ve sınıflandırırız. Böylece "dil" ortaya çıkar. Dili kullanan insanlar bir süre sonra kavramların aslında gerçekliklerinin olmadığını sadece fonksiyonları olduğunu unutur ve kendi yarattıkları kavramların mutlaka bir gerçekliğe işaret ettiğine inanmaya başlar. Evren oluşmuş veya oluşturulmuş sistemler bütünüdür.
/> Etimolojik Açıdan ise Evren sözcüğü "eviren", "çeviren" anlamına gelir. Eski Türkler ve Çinliler de gök çarkının/çarklarının döndüğü kabul edilmekte ve gök kubbenin en alttaki çemberini bir çift gök ejderinin çevirdiğine inanılmaktaydı. Ejder gök çarkını ve buna bağlı olarak da "yaşam çarkı"nı çevirmekteydi. Böylece Eski Türklerde "ejder" de evren olarak adlandırılmıştır. (Wikipedia-sözlük)
/> 200 yıla yakın bir zamandır dünyanın hemen hemen her bölgesine akmakta olan tüm ruhsal akışlar, bu saklı düzeni evrendeki hiyerarşiyi direkt yoldan anlatmaya çalışmaktadır. Günümüz insanlığı için en önemli mesajsa ruhsal akışlarla, modern fizik teorilerinin aynı dili kullanmasıdır. Evrende oluşmuş tüm biçimler fizikçiler için saklı düzenden açığa çıkmış düzene akmaktadır. Spiritüalistler içinse her şey ruhsal dünyadan fizik dünyaya bir saçaklanma ya da bir şuur konsantrasyonu halindedir. Evrende oluşmuş şeyler bu iki düzen ya da ruhsal ve fiziksel alemler arasındaki sayısız gizlenmelerin ve ortaya çıkmaların sonuçlarıdır.
/> Örneğin Bohr, bir elektronun tek bir birim olmayıp, uzayın tümü içinde gizlenmiş bir toplam ya da topluluk olduğuna inanıyordu. Başka bir deyişle, elektronlar ve diğer parçacıklar, bir pınardan fışkıran su kaynağının aldığı biçimlerden daha bağımsız ve sürekli değildi. Onlar saklı düzenden gelen sürekli bir akışla desteklenmekteydi. Ve parçacık ortadan kalktığında yok olmuş olmuyordu. Yalnızca içinden fışkırmış olduğu daha derinlerdeki bir düzene geri dönüp saklanıyordu.
/> Bir holografik film parçası ve oluşturduğu imge de saklı ve belirgin düzenlerin bir örneğidir. Film saklı düzen, filmden yansıtılan hologramsa belirgin düzen olarak ele alınır.
alıntı

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git
Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek