Ruhun Yolculugu

21 Eylül 2014, 05:00:18
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?


Ruhun Yolculugu » TARİH » Tarihte İz Bırakan Kişiler-Keşifler » İcatlar, Buluşlar, Keşifler » İLK AMELİYATLAR

Gönderen Konu: İLK AMELİYATLAR  (Okunma sayısı 2315 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ast

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 2074
İLK AMELİYATLAR
« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2008, 15:49:20 »
İLK AMELİYATLAR Eski Mısırlıların mumyalaştırma işlemini bir sanat haline getirdikleri bilinen bir gerçektir. Ama pek az bilinen bir başka olaysa 100.000 yıl önce gerçekleştirilen kalp nakli ameliyatlarıdır.100.000 yıl Öncesi yaklaşık olarak ve fosil bilime göre Neanderthal insanının çağı demektir. 1969 yılında, Orta Asya'da keşifte bulunan Leningrad Üniversitesi'nden Prof. Leonidov Marmad-jaidjan, bir mağarada çeşitli insan fosilleri, İskeletleri buldu. Fosiller, Karbon 14 metodu ile incelendi ve yaşları ilkin 20.000, sonradan 100.000 yıl olarak tespit edildi. Asıl ilginç olan nokta, iskeletlerde görülen «ameliyat» izleriydi. Marmadjaidjan'ın raporu, aynı yıl, SSCB Bilim Akademisi'ne sunulup kabul edildi. Raporda belirtildiğine göre; «ameliyat» izleri kaburga kemiklerinde ve bugünkü deyimiyle «kalp penceresi»nin hizasında görülüyordu. Dikkat edilecek başka bir nokta, hastanın ameliyattan sonra en azından 3 ile 5 yıl yaşamış olmasıydı. Rus bilim adamının keşfi, aslında bu konuda ilk keşif değildir. Yakın Doğu'da (İsrail, İran) ve Fransa'da bulunan fosillerin bazılarında benzeriz lore rastlanılmıştır. 5000 yıl öncesine ait bir Mısır papirüsünde ise mızrakla kalbinden yaralanan bir askerin ameliyatından söz edilmektedir. Mağara insanları kalp ameliyatları yapıyor, madenler işletiyor, 500.000 yıllık «buji»lere benzer aletler bulunuyor ve her çağda çağlarını aşan, sonraki yüzyıllara uzanan bilgiye sahip garip, esrarengiz insanlar yetişiyor. Amerika, Colomb'tan önce keşfediliyor ve bütün bunlara rağmen bir takım gerçekler öğretilmiyor, iş, hiçbiri bir bilim adamı olmayan, sadece meraklı ve kuşkulu birer araştırmacı olan kişilere kalıyor. Gizli bir bilgi'den söz ediyoruz ve edeceğiz. Aslında son yıllarda ortaya atılan öncü varsayımlar da, bilinmeyen gerçekler de gizli kalmış, gizlenmiş, bir bilgiden başka bir şey değildir. Fakat bir bilgi varsa -bırakın nereden ve nasıl geldiğini- neden gizlenmiş olsun?
 "Gizli olan şeyler masal değil, hikâye ya da oyun da değil, insanda ve nesnelerde var olan kuvvetleri açmaya yarayan eksiksiz teknik bilgiler, anahtarlardır." Ola ki, eskiden kalma teknikler insanlara öylesine korkunç kuvvetler verdi ki, bunlar açıklanmıyor.
 Gizlilik zorunluluğunu iki nedene bağlayabiliriz:  a) Tedbir. "Bilen konuşmaz". Anahtarları kötü ellere bırakmamak.  b) Bu bilgi ve tekniklerin kullanılışı insanın için değişik bir beyin strüktürüne bağlı olabilir mi?
 Louıs Pauwels ve Jacques Bergier ikilisi meseleyi özetle bu şekilde açıklıyor. Söyledikleri ve öne sürdükleri nedenler, son derece akla uygun, imkân ve ihtimal dâhilindedir. 1968 yılında Kefren Ehramı’nı radyografisini çıkartmak için çeşitli uzmanlardan bir araya getirilen bir ekip toplandı. Bilim adamları, fizikçiler, matematikçiler, yerbilimciler, arkeologlar ve uluslararası uzmanlar haftalarca çalıştılar, bir milyon dolarlık bütçe kullanarak en modern teknik araçlar ve elektronik makinelerle Kefren Ehramı baştanbaşa gece gündüz tarandı, incelendi, araştırıldı. Çalışmaların sonunda ekip yönetmeni Dr. Ams Gohed "Ehram. bilimin ve elektroniğin var olan ve bilincin bütün kanunlarına karşı çıkıyor" diye bir bildiri yayınladı ve "Times"'ın muhabiri John Tun-Mdttll'a şu açıklamada bulundu: "iki şıktan biri; ya ehramın geometrik şekli, bütün hesaplarımızı yanıltan kocaman bir yanlış ya da çözemediğimiz bir esrarın karşısındayız, istediğiniz şekilde tanımlayın bunu,, ister Firavunların lâneti deyin, ister büyücülük! Ortada bir gerçek var; hu, ehramın içindeki bilimsel kanunlara karşı çıkan saklı bir kuvvettir." Kefren olsun, Keops olsun her ehram kendi sırrını gizliyor, yüzyıllardan beri ve araştırmacıları şaşırtıyor: Fransız Bovis, ehramın şekil itibariyle mumyalaştırma işlemine uygun olduğunu öne sürüyor. Çekoslovakyalı mühendis Karel Drbal'a göre; hem var olan enerjiyi kullanıyor, hem kendinden bir enerji kaynağı oluyor. Keops'u uzun yıllar inceleyen Andre Pechan için, ehram, ortaya attığı matematik, astronomik ve teknik sorunlarıyla bizden üstün ve henüz ulaşamadığımız bir bilgiye sahip bir uygarlığın örneğidir. Kısacası, ehramlar, bilginin gizlendiği bir kaynaktır!

ALINTIDıR
« Son Düzenleme: 10 Şubat 2009, 16:02:57 Gönderen: Nuit »




Payla facebook Payla twitter