PARAPSİKOLOJİ VE SPİRİTUALİZM > Psisik Yetenekler

İnsan, Hayvan ve Bitki Olarak da Doğar mı?

(1/2) > >>

benbenim:
Uzmanlara göre, 'yeniden doğuş', diğer adıyla reankarnasyon tüm dinlerde yeri olan bir inanış. Örneğin bazı inanç sistemlerinde yeniden doğuşun yalnızca insan bedeninde olacağı öne sürülürken, diğerlerin de ise, hayvan hatta ve hatta bitki bedenlerinde de yeniden varoluşun gerçekleşebileceği savunulmaktadır.

Reenkarnasyon, ölümden sonra ruhun, bir bedenden diger bir bedene geçmesini kabul eden bir inanıştır. Arapça'da 'tenasuh, hulûl, tecessum', Türkçe'de ise,'ruh göçü ya da yeniden doğuş' olarak adlandırılmaktadır. Kısacası reenkarnasyon en basit tanımıyla, insanın ölümden sonra yeni bir bedenle tekrar dünyaya gelmesidir.Ve bu süreç, 'ruh kemale erene kadar' devam eder. Bu inanç, Hindistan'da Hinduizm'den doğmuş ve buradan da hızlı bir biçimde tüm dünyaya yayılmıştır. Hinduizm (Brahmanizm) ile birlikte, Budizm, Taoizm, Maniheizm gibi Asya'nın eski dinlerinde de görülür. Yeniden doğuşun en eski yazılı kaynağı ise, Hinduizmin kutsal metinleri olan Upanisad'lardır.

REENKARNASYON inancı bölgelere ya da ülkelere göre farklılıklar da gösterebilmektedir. Örneğin bazı inanç sistemlerinde yeniden doğuşun yalnızca insan bedeninde olacağı öne sürülürken, diğerlerin de ise, hayvan hatta ve hatta bitki bedenlerinde de yeniden varoluşun gerçekleşebileceği savunulmaktadır. İşte bu inanç sistemleri içinde bazıları tekrar doğuşun bir ceza ve de kefaret olacağını ileri sürerken, diğerleri de gerilemenin söz konusu olmadığını iddia etmektedir.. Tabii ki bunlar tamamen birer iddia!..

FİRAVUNLAR DİYARI

YENİDEN doğuş inancıyla ilgili olarak akla ilk Mısırlılar geliyor. Eski Mısır, gelecek yaşam için vücudu mumyalarak korumanın uygulandığı yer olarak bilinir. Beni oldukça etkileyen bu gizemli ülkeye birçok kez yaptığım ve aylar süren gezilerimde, bu inancı yakından inceleme fırsatı buldum. Bugüne kadar sırrı çözülemeyen mumyalama tekniğini onlara kimler öğretmişti? Nasıl olur da binlerce yıl önce mumyalanan Mısırlılar’ın hücreleri hálá canlıydı?..

HORUS’UN TERAZİSİ GÜNÜMÜZ teknolojisiyle bile yanıtlanamayan onlarca soruyla karşılaştığım eski Mısır’da yaygın inanca göre, ölümden sonra kişi, yeraltı tanrısı Osiris’in hakim olduğu yere ulaşır. Ölünün kalbi, tanrı Horus’un terazisinde tartılır. Diğer kefede adalet vardır. İnsanların dünyada yaptıkları iyilik ve kötülükler ölçülür. Sınavı geçemeyen, çeşitli azaplardan sonra dünyaya tekrar geri gönderilir. Bu kez dünyaya yeniden gelişi, bitki ve hayvan şeklinde olacaktır. Dünyaya inişler çıkışlar, tam 3000 yıl sürer.

DÜNYADAKİ İNANIŞ

MUMYALAMA geleneğine, dünyanın birçok bölgesinde sıkça rastlanıyor. Örneğin; Güney Amerika’da, Çin’de, Sibirya’da, Avrupa’nın bazı bölgelerinde ve Güney Afrika’da... Bu bölgelerde mumyalama geleneği farklılıklar gösterse de yeniden doğuş inancı oldukça yaygın. Ortak noktaları, ölümden sonra ilahi bir sorgulama yapılarak, ruhun geleceğiyle ilgili kararlar verilmesidir...

OLULER GALERISINE YOLCULUK

İNKALAR ile ilgili kapsamlı bir belgesel hazırlamak için gittiğim Peru’da, gördüklerim karşısında tüylerim diken diken oldu. Ancak uçaktan bakıldığında Naska’da hálá sırrı çözülemeyen ilginç şekillerin olduğu bölge var ya, işte tam orası... Bölgeden 30 kilometre uzaklıktaki açık havada bulunan Ölüler Galerisi’ne gitmeye karar verdim. Benimle birlikte muhabir, kameraman arkadaşım ve de bize eşlik eden rehberim, Ölüler Galerisi’ne gitmek için yola çıktık. Yol boyunca hiçbir levhaya rastlayamadık.

ARAÇ KUMA ÇAKILDI

ANA yoldan çıkıp kumluk bir araziye girdik. Yolda in cin adeta top oynuyordu. Ancak yol boyunca iri taşlardan barikatlar yapılmıştı. Taşları kaldırarak engelleri aşmaya çalışıyorduk. Aracı ben kullanıyordum. Dört ya da beş barikatı aştık. Üç kilometre sonra yine bir barikat çıktı. Bu arada saat de ilerliyordu. Taşları atmamız epey bir zaman alacak düşüncesiyle, direksiyonu sağa kırarak o engeli aşmak istedim. Ama araç kuma saplandı. Ekip arkadaşlarım olanca güçleriyle aracı itiyordu. Tüm çabalar sonuçsuz kaldı ve dört teker de kuma gömüldü. Hava da kararmaya başlamıştı. Bundan sonra yaya olarak ilerlemenin bir anlamı yoktu!

KARANLIKTA YÜRÜDÜK

TABANA kuvvet geride kalan anayola kadar tam 7 kilometre yürümemiz gerekiyordu. Kamera, sehpa ve özel eşyalarımızı yüklendik... ‘Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar’ marşı eşliğinde yürüyorduk. Hava artık zifiri karanlıktı. Birbirimizi görmekte de güçlük çekiyorduk.

GÜÇLER Mİ ENGELLEDİ?

KENDİ kendime ‘Acaba bazı güçler o yere, ‘Ölüler Galerisi’ne gitmemi engelliyor mu?’ şeklinde sorular soruyordum. Bir hayli yol almıştık. Çok ileride bir ışık hüzmesi gördüm.. Hızlı bir şekilde o ışığa doğru ilerledim. Amacım en azından anayola kadar bir araç temin edebilmekti. Işığa doğru ilerledikçe radyodan çıktığını tahmin ettiğim çızırtılı bir müzik sesi duydum. Ardından köpekler havlamaya başladı.

İŞTE O MEÇHUL IŞIK...

IŞIĞIN bulunduğu yer, salaş bir evdi. Köpekler saldırıya geçince kendimi kapıdan içeri zor attım. Bir kadın, yanında küçük bir kız çocuğu, ardından da kocası geldi. Onlar bana ‘Amerikano’ ben de onlara ‘Turko Turko’ diyordum... Ekip arkadaşlarım da bu sırada bana ulaşmışlardı.

HURDA VE PASLI ARAÇ

REHBER, ev sahibine aracı olup olmadığını sordu. O da ‘Var’ dedi. Bundan sonrasını demek ki araçla gidebilecektik. Ancak kadın da, çocuk da, adam da katıla katıla gülüyorlardı. Kafayı mı yemişlerdi yoksa!.. Bizi evin arkasına götürdüklerinde neye güldüklerini anladım. Gösterdikleri araç, dört tekeri ve motoru olmayan, paslı bir kaportanın olduğu hurda yığınıydı!..

Tekrar ıssız kumlu yolda tabana kuvvet yol aldık. Ana yola çıktığımızda vakit geceyarısını geçmişti. Otele otostop yaparak varabildik...

BİR ALİM BİR TANIM Taş olarak olmuştum, bitki doğdum Bitki olarak oldum, hayvan doğdum Hayvan olarak oldum, O zaman insan doğdum Öyleyse ölümden korkmak niye? Mevlana

BİR DÜŞÜNÜR BİR DÜŞÜNCE ‘Hava ölümlü bedenlere bağlanmak üzere inen ruhlarla doludur ve yeryüzüne en yakın olanlar diğer bedenlere döner ve orada yaşamak isterler...’
İskenderiyeli düşünür ‘De Somniis’

8 MİLYON 400 BİN DEĞİŞİK YAŞAM Yeniden Doğuş insanoğlunu binlerce yıldır sürekli meşgul etmiş bir bilmece... İnsan ruhunun öldükten sonra başka başka bedenlerde yeniden dünyaya geldiği inancı, tarih boyunca değişik kültürlerde hep varoldu. En köklü olarak da bu inanış Budizm'de de Hinduizm'de de geniş kapsamlı olarak yer almaktadır. Hint kutsal kitapları Veda'lar, maddi alemde yasayan her varlığın insan bedenine ulaşıncaya kadar 8 milyon 400 bin değişik yaşam formundan geçmesi gerektiğini yazmaktadır. Ve bu aşamalardan geçen her varlık da, 'kemale ermiş' olarak 'rehber varlık'a dönüşür.

Yeniden Doğuşu çok yönlü araştırdığımızdaysa bu köklü inanca eski Mısırlılar'da da rastlamaktayız. Peru da yaşayan İnkalar'da ve Meksika'nın Asteklerinde de Yeniden Doğuş bilmecesi tıpkı 5000 yıl önce oluduğu gibi bugün de kafaları allak bullak etmeyi sürdürüyor. Çünkü, gerek ülkemizde gerekse dünyanın başka köşelerinde geçmiş yaşamlarını hatırladığını öne süren onlarca insan var. Bununla yetinmeyip üstüne üstlük bazı kanıtları da ortaya koyduklarını iddia eden birçok insanın yaşadığına ister istemez tanık oluyoruz.

FİLOZOFLARA GÖRE REENKARNASYON
Reenkarnasyon ile ilgili olarak birçok düşünür oldukça kafa yormuş ve de çok ciddi açıklamalar getirmeye çalışmış. Örneğin Yunanlı düşünür Heraklit, 'Ruh ölümsüzdür. Çünkü ruh bedeni terkedince geriye dönüp evrenin ruhuna karışmaktadır'der. Ünlü matematik bilgini Pisagor da, yeniden doğuşa inananlar arasındadır. O da kendisinin pekçok kez dünyaya gelip gittiğini iddia ediyordu. Pisagor'a göre ruh bedene hapsedilmişti ve serbest kalma zamanı gelene kadar çeşitli şekillere girmesi gerekmekteydi.

Tarihin derinliklerinden gelen bu inanç aslında vazgeçilmez duyguları da ifade ediyor. Dünyada daha fazla yaşamak daha çok kalmak hayata duyulan bu tutku pekçok tarih önceki dinde kendini göstermiş, insanlar sık sık gelecekte yaşayacakları hayatları için hazırlıklar yapmışlar. Mezarlarına bir sonraki hayatta kullanacakları eyşalar, yiyecekler bırakılmış. Hatta ve hatta söz konusu kral ya da nüfuslu bir insansa yanında sevdiği insanları götürmektende asla çekinmemiş.

Afrika kıtasının birçok bölgesinde de yeniden doğuş inancının en ilginç örneklerini içinde barındırmaktadır. Afrika inancına göre çocuk evde ölürse anne odayı boşaltır. Anne odayı tütsüler ve yeri külle kaplayarak evi kilitler. Aradan 3 gün geçince eve girilir ve yerdeki izlere göre ruhun yeniden bir beden aramak için çıkıp çıkmadığına bakılır. Kenya'da yaşayan Kikuyu kabilesi atalarının ruhlarının dolaştığı yerde dolaşır. İçlerine bir ruh girmeden hamile kalamayacaklarına inanırlar. Geçici evlerinden baska hiçbir seyi olmayan Masailer'in ise mezarlıkları yoktur. Onlarda ölülerini gömmek yerine, uzaklara sirtlanlara bırakırlar.


saffet güler

pardus_99:
Arkadaşım yanlış hatırlamıyorsam reenkarnasyon islamın karşı olduğu bir durum. Enkarnasyon bedenleme anlamını taşır ve reenkarnasonda yeniden bedenlemedir. Allah bunu bize Kuran'ı Kerim'de kıyamet gününde dirileceğimizi bildirmştir. Yani ondan öncesinde bir dirilme söz konusu değil yani bedenleme. Hem mantık olarak bir düşünmek gerekirse yani Allah beni insan olarak yarattı neden bir hayvanın veya bitkinin içine girmemi istesinki. Tabi herkesin görüşüne saygı duyarım. Teşekkürler...

Goldem:
Reenkarnasyona büyük ölçüde olmamak şartıyla inanırım.Çünkü gerçekten reenkarnasyon olup olmayacağımzı öldüğümüzde anlayacağız değil mi?(: Mesela birde şu vardır,bir insanın deniz korkusu varsa geçmiş yaşamında denizde boğulmuş olma ihtimali olabilir veya yükseklik korkusu olan birinin biryerden düşüpte ölmesi veya bu tarz bir şekilde hayatının olması olabilir.Müzikte,edebiyatta,sporda ve çeşitli dallarda doğuştan başarılı ve yetenekli olan insanlarda da geçmişte yaşadığı bedenin etkisini sürdürmekte olduğu söylenmektedir.Diğer bir görüş ise mesela bir ailediki en küçük kardeşi ele alalım bu kardeş aile üyeleriyle ve kendinden büyük kardeşleriyle iyi geçinemiyorsa reeankarnasyonda bu da;geçmiş yaşamında bu kardeşin o anlaşamadığı kardeşlerinin ve ebevnylerinin ruhlarıyla olumsuz bir şekilde tanışmışlığı olabilir yorumu yapılmaktadır.Mesela bir insan size tanıdık gelir ama onu tanımıyorsunuzdur işte o olayda bunla bağlantılıdır.
  Kendimce ve etraftan toplandığım bilgilerin katkısıyla küçük bir bilgilendirme paylaştım sizinle,umarım bunlar bazı kişileri rahatsız etmez çünkü bu da benim kendimce mantıklı bulduğum bir şeydi...

Huzur ve mutluluklar dilerim..

gece yolcusu:
 :love3: Sevgili Benbenim,
Okuyup sentezleyerek bana mantıklı gelen değerlendirmeme göre(ki sapmalar içerebilir), tekamül sürekli olarak ileriye giden bir temayül gösterir.Ancak 1. ve 2 derece yoğunluğunda ki varlıkların bizler gibi özgür iradesi olmadığı için, onların tekamülleri bizlerin enerjisiyle (ilahi evrenin enerji rezonansıyla odaklı  olarak) gerçekleşir sanırım.  2 tekamül seviyesinde ki hayvan diye adlandırdığımız bazı varlıkların da (tekamül basamaklarına göre değişir) mesela evcil hayvanların bizden aldıkları sevgiyle tekamülleri hızlanır.Aynı şeyin bitkiler hatta, kristaller(zeki mineraller)açısından da geçerli olduğunu düşünüyor ve onlarla kurduğumuz sevgi-enerji bazlı alışverişin hem bizim hem de onlar için tekamül  hızlandırıcı olduğuna  inanıyorum.
Bu bağlamda bir üst basamağa çıkan varlıkların ana sınıf yani 1. 2. 3 sınıf anlamında tekrar geriye dönüş yaşayabileceğine inanmıyorum. Ancak aynı sınıf içinde ki ara basamaklarda (yani 1. in 8 derecesi içinde, ya da 3 ün  iç - alt basamakları altında belki iniş çıkışlar olabilir.) Ama bir insanın olduğu ana sınıfın, bitki ve hayvan sınıflarının bulunduğu alt sınıflara ineceğine inanamıyorum.


Mr.Crowley:
ruh dediğimiz enerjiden ibarettir ve enerji yok olmaz ; farklı formlarda döngüsüne devam eder ; şahsen reankarnasion a inanıyorum ve form'ların değişken olabileceği fikrinede katiyen katılıyorum.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git
Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek