İnsan nasıl bir varlıktır? Negatif mi, yoksa pozitif mi?

(1/7) > >>

Minerva Rinda:
Biz insanlar neye göre negatif neye göre pozitif katagoriye giriyoruz? Lütfen açıklamaların teknik terimler içermemesi rica olunur.

Saygılarımla

Sirius66:
Genel tanıma göre kendine hizmette daha belirgin olan, kendini daha fazla seven kısaca önce ben diyen insanlar negatif eğilimli oluyorlar. Yani burda sevgi ve hizmetin hangi yönde aktif olduğun önemli. Dışa açılımlı, sevgiyi paylaşan ve başkasına hizmetten hoşlananlarda tabiiki pozitif kutbiyete yakın olanlar. Kanal bilgileri doğru ise 6.yoğunlıktan sonra negatiflerde pozitif oluyorlar. Aslında ikiside sonuç itibariyle BİR'e hizmettir. Önemli bit ayrıntı şu ki pozitif tekamül hızı negatiften çok daha hızlıdır.

secretman:
paylaşımınız için teşekkürler

İnsan nasıl bir varlık?
 

İnsanın ne olduğuna ilişkin tartışmalar tarih boyunca insan ile çeşitli sıfatları yan yana getirmiştir; insan toplumsal bir varlıktır gibi. Farklı düşünürler bu tanımlamaları çeşitlendirmişlerdir. `İnsan ekonomik bir varlıktır`; `insan siyasi bir varlıktır`; `insan düşünen bir varlıktır`; `insan ahlak sahibi bir varlıktır` vesaire. Başlarsanız sürer gider insanın tanımlayıcı, ayırıcı sıfatları ardı ardına.

Kendiniz de üretebilirsiniz bunlardan aslında; örneğin insan, salatalığı turşu haline getirip tüketen bir varlıktır. Bu insanın icatçı bir kimliği olduğunu da gösterir. Diğer canlılar salatalığı, salatalık olarak tüketmeyi yeterli bulur.

Hayvanlar reçel, salça, pekmez, ekmek yapmazlar. Patatesi yağda kızartarak yiyen, melodilere şarkı sözleri yazan, grip aşısı olan, tatile çıkan, çok şişmanladığı için rejim yapan, etini yediği hayvanın derisini, giysi ya da aksesuar olarak kullanan da insandır. Kendi ayakları, yüzgeçleri ya da kanatlarıyla bir yerden bir yere gitmek yerine araçlar inşa eden, bu araçları petrol denilen bir şeyle hareket ettiren, sonra o petrol için -beslenme amacıyla değerlendirmediği halde- milyonlarca türdeşini katledebilen varlıktır, insan dediğimiz. Başka bir hayvana bu durumu anlatabilseniz `yiyemediğiniz bir şeyi niye öldürüyorsunuz, madem öldürdünüz niye yemiyorsunuz` diye sorardı herhalde! Biz hayvanlardan daha akıllı olduğumuza göre, bir gün bu sorunun cevabını buluruz umudundayım.

İnsan aynı zamanda doğadaki diğer varlıklardan farklı olarak, doğaya uyum sağlamak yerine, onu kendince şekillendiren ve doğayı kendisiyle uyumlu hale getirmeye çalışan da bir varlık. Kendi ömrünü uzatmaya çalışırken diğer her şeyin ömrünü kısaltmaktan kaçınmayan bir tavır meşru, onun için. Ne domatese, çileğe, kiraza huzur veriyor; ne tavuğu, koyunu, kuzuyu kendi haline bırakıyor. Tarım ilacı, hormon, antibiyotik ne varsa kullanılıyor. Her şeyin ömrü, lezzeti, değeri insana göre belirleniyor. Tüm evren insana hizmet için bahşedilmiş sanki. Aziz Augustine, üzerinde yaşadığımız bu yerküreye civitas diabolic yani `şeytanın krallığı derken, bir şeyler mi kastetmişti acaba?` diye düşünüyor insan. `İnsan şeytani bir varlıktır` diyen bir filozof olmuş muydu bu güne kadar, bilemiyorum. Ama en azından `insan, şeytanın ara ara dürttüğü bir varlıktır` iddiasını ben destekliyorum.

İnsan üreten de bir varlık, hep kötülerden söz etmeyelim. Tüketilemeyen şeyleri tüketilir hale getiren, yaşanamaz ortamları yaşanabilir kılan, sellere karşı baraj kuran, yangınları söndürebilen, eşsiz abideler inşa edebilen, sanat üretebilen, yazabilen, düşünerek bulabilen bir canlı türü insan. Merhamet ve vicdan sahibi bir varlık. Sevmeyi de bilen, ihaneti ve ardından affetmeyi de. Yaradanı bilen, yaradılanın çaresizliğini de, itaat etmeyi de bilen reddetmeyi de. Ve belki de insan, her şeyden daha fazla, bilebilen bir varlık.

Bütün insan varoluşu da bir bilgi edinme sürecinden ibaret. Bu süreç doğum anında, hayata gelme halinin bilgisi ile başlamakta. Bilinen ilk şey yaşamak gerektiği. Bebek de zaten bunun için ilk nefesi alması gerektiğini bilir. Annesinin göğsünü emmelidir, bu onun bilgisidir. Yaşamak için beslenmek ve nefes almak zorundadır. Yürüdüğü zaman yürümenin, büyüdüğü zaman büyümenin, sevdiği zaman sevmenin, dans ettiğinde dans etmenin bilgisini alır. Yaşanan her an, o anın bilgisini taşır. Ve insan bütün bir ömür, anların bilgisini depolar.

Acılar, öfkeler, sevinçler, mutsuzluklar o anların bilgisidirler. Çok an yaşamışlık, çokça bilgi edinmişliktir. Yaşlılık, yaşlılığın bilgisini getirir. Alzheimer olmadan, alzheimer olmuş bir insanın bilgisine sahip olunamaz. Kader denilen şey de, sonunda tüm bu bilgilerden nasıl bir kitaba dönüşeceğinizin yolculuğudur. Her insan farklı bir kitaptır. İnsan en bilgili olduğu anda, yani ölümün bilgisini de aldığı anda hayata veda eder. Bilgi toplama süreci sona ermiştir. `İnsan ölümlü bir varlıktır`.

Kitabın son cümlesinde ise bazı insanların ardından morte yani öldü; bazılarının ardınsa vixid yani yaşadı yazacaktır.

alıntı

hayatınızda güzellikler olması istemiyle

aydin:
Ruhçular insanı "en aşağılık duygular ile en yüce ve asil duyguları aynı anda uhdesinde bulundurabilen bir varlık" olarak da tanımlıyorlar.
Nitekim bir işkenceci ya da  cellad işini yaptıktan sonra eve gidip çocuğunun başını (gerçekten) sevgi ile okşayarak onu ne kadar çok sevdiğini söyleyebiliyor.
Sevgiler
Aydın

Sondaki Adam:
Önce bu soruya şöyle bir giriş yaparak başlayalım,

Osirius'un Yeniden dirlişi MİT'ine göre..."İnsanlar İllüzyonla gerçekliğin var olduğu noktada birleşmişlerdir."

Bu ifadeden harekette insanlar hem negatif, hemde pozitif davranış ve kişilik kalıplarını Özünde barındıran ama uygulamaya geldiğinde bu 2 özellikten birine daha fazla kayarak yaşamda yol almaya çalışan varlıklardır...

Yine Bilgi Kitabı'ndaki çok doğru bulduğumuz bir deyime göre de şöyle bir ifade de kullanılmıştır ve ilginçtir...

"Her Öz'ün bulunduğu evrim bilincine göre bir neşriyat alanı vardır. Ancak negatiflik Öz de değil, dünyevi düşüncelerdedir."  Bu deyimin ilerleyen yazımlarında da dünyada bedenlenen insanların dünyevi yaşamda yol almaya çalışırken yaşam içindeki gidiş periyodundan dünyevi düşüncelerindeki negatif düşünceleri pozitif düşüncelere çevirme çabası içinde olduğunu görmekteyiz. Ancak bunda da pek başarılı olamamaktadırlar.

Negatif yaşam biçiminde varlığa saygı olmaz. Varlık kendine hizmet bilinci içinde sadece ama sadece kendi çıkarını düşünerek yol almaya çalışır. Pozitif düşünce kalıplarında başkalarına hizmet barizdir ve varlık gelişimini toplum içinde başkalarına hizmet ederek yaşamaya ve bu yaşamını bir yaşam biçimi haline getirmeye çalışır...

Gelelim asıl olana, ha negatif, ha pozitif  her iki yaşam ve davranış biçimi de yine RA Terminolojisine göre bir sapma olup, Yaratan'ın kendi kendini tanımasının Siz insanlar vasıtası ile tatmasıdır... Ancak Bizler zaman zaman bu tip sitelerde aman bu bilgi negatif, aman bu pozitif dikkat edin falan ve kabul etmeme gibi saplantılara giriyoruz. Bunun nedeni evrenlerdeki gelişim sürecine ve pozitif / negatif dengesine baktığımızda pozitife %95 ve negatife %5'lik  payın verimesinden dolayı, Kişileri pozitif olun ve O kutbiyette yol alına yöneltmekteyiz. Bunun nedeni pozitif yoldan tekamülün daha kolay ve akıcı olmasındandır. O açıdan dünyanız ortalamasında da %95---%5 oranı mevzubahistir ve bilgi verilme ve sindirilme olayında asla 1 puanlık daha negatife hak verilemez!!!.

Hatırlarsanız Kosapya celselerinin yayınlanmasına da Ruhsallık açısından oranın bozulmaması uğruna böyle bir sürtüşmeye girmiştik... Sevgiler...

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa