Ruhun Yolculugu

03 Eylül 2014, 09:55:01
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?


Ruhun Yolculugu » KÜLTÜR SANAT » Edebiyat » Kitap » İNSAN RUHUNUN SİMYASI (KRYON)

Gönderen Konu: İNSAN RUHUNUN SİMYASI (KRYON)  (Okunma sayısı 2189 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı no name

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 22
İNSAN RUHUNUN SİMYASI (KRYON)
« Yanıtla #1 : 15 Ocak 2009, 15:13:49 »
Sizin yaptığınız çalışma sayesinde evrenin eylemlerinin yönü değiştirilecek. Şimdi tüm dünyalar cevheri olan bir plana sahip olacaklar. Siz karanlıktaki bir varlığın doğal eğiliminin, sevgi kaynağına doğru harekete geçmek olduğunu gösterdiniz. Bu çok basit bir bildirim gibi görünebilir, ama siz onu bu gezegende gerçekleştirene dek böyle olduğu asla kanıtlanmamıştı. Şu anda taşıdığınız biyolojik örtüyü en sonunda çıkardığınızda bunun evrensel önemi sizi çok şaşırtacak!
Bir zaman gelecek, evreni gezerken yol boyunca karşılaştığınız herkes durup renklerinize huşu ile bakacak ve sizi tanıyanlar dünya deneyine katılmanın nasıl bir şey olduğunu soracaklar. Çalışmalarınızın önemi tüm evrende bilinecek ve dünya sözcüğü bir gezegenden çok daha fazla şey ifade edecek!
Şu anda çevrenize bir bitiş duygusu egemendir. Birçokları bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılışını kutlama sürecindeler. Gezegendeki en eski kabileler neyin olup bittiğinin farkındalar, çünkü takvimleri bunu önceden haber vermiştir. Ancak değişim beklenenden farklı olacaktır, yaşamın sona erişi değil mezuniyet çağı olacaktır. Bu, dünyanızın galaksinin daha önce gizli tutulan bölgelerine girişidir, insanoğlunun mezun olup yeni bir bilince ve yeni bir yaşam biçimine geçişidir.
Şu anda değişim başlamıştır. Ruhsal değişimi reddedenler eskisinden daha öfkeli hale gelecek, toplumunuzda suçla ilgili sorunlar daha da artacaktır. Gezegensel değişimin kurbanı olduklarını hisseden ve gelecek için hiçbir umutları kalmayan insanların kendi içlerindeki çatışmanın sonucudur bu. Onların tepkisi daha fazla korku, daha fazla öfke olacaktır. Eninde sonunda birçoğunu korkutarak değişime zorlayacak bir başka üzücü şey de yeni enerjiye ayak uyduramayanların ömürlerinin çarpıcı bir biçimde kısalacak olmasıdır.
Yeni çağda değişmemeyi ya da dünyanın titreşim hızına zıt yönde gitmeyi seçenler, biyolojileri tarafından aktarılan hastalık tohumlarına sahip olacak, artık yeni enerjide rahat ve dengeli kalamayacaklardır. Bu onların doğmadan evvel özgür iradeleriyle kabul ettikleri bir plandır. Sakın yanılmayın, bu bir ceza değildir. Onların vaktinden evvel öldüklerini gördüklerinde geçirecekleri değişimleri hayal edebiliyor musunuz? Ama yaşamlarının sorumluluğunu üstlenmedikleri için korkuları daha da güçlenecek ve yavaş yavaş yok olurken öfkelerini size yöneltecekler. Size bunları dünyanın bir anda cennete dönüşmeyeceğini anlamanız için söylüyorum. Burada çok işiniz var, işte bu yüzden dünyada olabilmek için kuyruğa girmiştiniz. Bazıları yeni enerjiyle birlikte akacak, bazılarıysa akamayacaklar. Dünyaya gelmeden önce bunların hepsini biliyordunuz. Burası özgür seçim gezegenidir ve öyle de kalacaktır.
Şimdi ışık işçilerine sesleniyorum. Söyleyeceklerim herhangi bir aşı işlemine bakmaksızın tüm ışık işçilerini kapsamaktadır. Hepiniz yeni enerjinin artık farkındasınız, bu farkındalık varlığınızın zihinsel bölümünde, öğretmenlerin tepe çakrası dedikleri bölümde meydana gelir, ayrıca üçüncü gözün gelişimiyle de ilgilidir. Bunun anlamı, başınızın içinde muazzam bir titreşim yükselişi demektir. Rehberlerinizle, yüksek benliğinizle ilişki kurarken bazı ilginç şeyler meydana gelecektir. Olacak ilk şey eski yöntemlerden kopuşunuzdur. Meditasyon yapanlarınız birden meditasyon yapmakta zorlanır, artan bir farkındalığın sonucunda ilk kaybınızın, kazaya uğrayan ilk şeyin meditasyon olması garip değil mi? Ben perdenin hafifçe kalktığını ve enerji ağının bu değişimi kolaylaştırdığını söylüyorum, perde kalkarken iletişim yöntemleriniz de, dolayısıyla meditasyon alışkanlığınız da değişecektir. Şimdi Tanrısal benliğinizle bir anda iletişim kurma yeteneğine sahipsiniz, artık yanıtlar daha çabuk gelirler. Meditasyon alışkanlığı, artık gezegene sevgi göndermek amacıyla bir araya geldiğiniz eylem toplantıları haline dönüşecektir. Ruhun sevgisi ve bilgeliği siz ona ihtiyaç duyduğunuzda gelir, sevgi gece ve gündüz perdedeki aralıktan sürekli olarak içinize akmaktadır.
Biyolojik denge. İşte deneyimliyor olacağınız bir başka duygu. Halen zihinsel titreşiminizle biyolojinizin geri kalan kısmı arasında titreşimsel bir uyumsuzluk var. Artık evriminizi zihinsel ve ruhsal düzeyde algılar, yavaş yavaş çevrenizdeki insanları hoşgörülü, dingin ve bilge gözlerle süzen bir kişiye dönüşürsünüz. Gerçekte bunlar astral nitelikler olmalarına rağmen sizin için hemen hemen zihinsel süreçler olacaktır. Koddan haberdar edildiğiniz 11:11 döneminde (11. 1. 1992) biyolojinize astral gelişiminize ayak uydurma izni verilmiş ve bunun mekanikleri DNA’nızın manyetik bölümüne aktarılmıştır. Biyolojiniz ve astral gelişiminiz arasındaki ayarsızlığı gidermek amacıyla siz uyurken üzerinizde çalışılıyor! Birçoğunuz bu çalışmayı algılıyorsunuz, bazılarınız rüyalarınızda kimi ellerin tüm bedeninize dokunduğunu ya da gece boyunca çok küçük yaratıkların üzerinizde bazı işlemler yaptıklarını hissediyorsunuz. Bu sizi yeni enerjide sağlıklı kılmak için yapılıyor, eğer olan bitenden habersizseniz bu sizde korku yaratabilir. Sonunda yavaş yavaş düşük biyolojiniz kafanıza yetişecek ve diğer çakralar kendilerini tepe çakranızın titreşim düzeyine çıkaracaklardır. Bu süreçte kundalini enerjisi aynı anda tüm çakralara dokunan enerji olacaktır, diğerleri statikken onlara karşılık vererek hareket eden tek enerjidir o. Bu süreç yaşamınızda huzursuzluk ya da zihinsel endişe olarak ortaya çıkacaktır, bazılarınız için bu enerji yükselişi önümüzdeki yüzyıla kadar devam edebilir. Yeni duyguyla gevşemeyi öğrenmelisiniz, o biyolojik giriş kapıları arasında yeni bir titreşim, yeni bir normaldir.
Biyolojiniz gelecekte bazı astral nitelikleri görebileceğiniz şekilde uyumlanmaktadır. Bu gözlerinizin içinde, gözlerinizle beyniniz arasındaki bağlantıda ve bizzat beyninizde değişiklikler yaşayacağınız anlamına gelir. Birçoğunuz zifiri karanlıkta gözlerinizi kapattığınızda sanki odada bir ışık açıkmış gibi bir kırmızılık göreceksiniz. Bu süptil kırmızılığa ilave olarak gözlerinizi kapattığınızda geometrik şekiller de görebilirsiniz. Saf bilimdir bu, biyolojinizin dengelenmesi için yaptığınız çalışmanın doğal sonucudur.
Siz zoraki düşmansınız! Birçok dini örgütle aranız açılacak ve örgütlerle aranızda bir savaş çizgisi çekilecektir. Dünya üzerinde olan bitenlerle ilgili bir hayli korku ortaya çıkacak, sonuçta bu örgütler sizi suçlayarak şeytan olduğunuzu söyleyeceklerdir. Buradaki ironi şu ki, onlar bu suçlamalarına kanıt olarak peygamberlerinin medyumik mesajlarını gösterecekler, fakat sizin medyumik mesajlarınızı kanıt olarak sunmanıza izin vermeyeceklerdir. Bu konuda ne yapabilirsiniz? Birincisi, asla onlarla doktrinlerini tartışmayın, çünkü onların doktrinleri korku bilincine aittir, bunu sevgiyle nasıl bağdaştıracakları onların sorunudur. İkincisi, onların istedikleri şeye inanma haklarına saygı gösterin ve seçtikleri yola karşı hoşgörülü olun. Bu anlaşmazlık ve çekişmeye neden olan değişikliklerin planlanmasına hepinizin yardım ettiğini unutmayın. Üçüncüsü, yeni çağ çalışmanız sırasında büyük örgütler oluşturmayın, çok üyeli büyük örgütlerin sahip oldukları görkemli binalara sahip olmadan da en az onlar kadar iş başarabilirsiniz. En iyi çalışmanız sık sık değişen birçok bireyle olmalıdır.
Sevgili varlık, bu satırları okuman bir rastlantı değil. Biz seni ismen tanıyoruz, önüne yuvadan gelen bu sevgi mesajlarını koyduk, şu anda hayatında neler olup bittiğini biliyoruz. Çevrende seni seven, yaşamın boyunca seninle birlikte olmuş ve şu anda omzunun üstünden bu satırları okuyan varlıklar var! Onlar senin en iyi dostlarındır, ancak gezegende bulunurken bu gerçek senden saklıdır! Onlar şu anda sevinç içindeler, çünkü onlarla senin hakkında, yani size dair bir mesaj okuyorsun! (Sayfa: 16-42)

İNSAN SİMYASI HAKKINDA SORULAR

Soru- Kryon’un okurları ve dinleyicileri olarak halen dünyada bulunan milyarlarca ruhtan ne açıdan farklıyız? Kendimizi şifalandırıp canlandırma süreciyle, dünyayı şifalandırıp canlandırma süreci arasındaki farklardan söz edebilir misiniz?

Cevap- Şu anda Kryon’un sözlerini okuyanlar gerçekten özel bir gruptur, fakat bu karmik bir grup değildir. Yüzyılların karmasından geçip şu anda gerçek kimliğinin realitesini en iyi kavramış insanlardan oluşmaktadır. Dünyadaki insanların eşit olduğu bir gerçektir, ama çevrenize baktığınızda bazılarının daha azına, bazılarınınsa daha fazlasına sahip olduğunu görürsünüz. Savaşın ortasına şans eseri doğanları görmek sizin için daha da zordur. Buradaki eşitlik kontrat fırsatlarınızla ve eylem zaman pencerenizle ilgilidir. Bir başka deyişle eşitlik, zaman içinde bunlarla ne yapmış olduğunuzla ilgilidir. Savaşın mahvettiği bir ülkedeki insanları gördüğünüzde karmalarının sonuçlarını yaşayan insanlara bakmakta, karmaları için yarattıkları bir ders planını görmektesiniz. Dolayısıyla, dünyadaki insanların eşitliğine tek bir yaşamın içeriğiyle değil, uzun süreli genel bir görüşle bakmalısınız. Bu yüzden, grubunuz ne başkalarından farklı bir mirasa sahiptir, ne de buraya bir amaçla yerleştirilmiş seçkin bir grubun parçasıdır. Siz en hızlı ilerleyenler olabilirsiniz, ama hepiniz aynı tohumdan geliyorsunuz.
Kendinizi şifalandırmayla gezegeni şifalandırma arasındaki farkı bilmek istiyorsunuz. Eğer kendi üzerinizde çalışmayı atlayıp gezegen üzerinde yoğunlaşmaya karar verirseniz başarısızlığa uğrarsınız. Kendi üzerinizde yoğunlaştığınızda gezegen otomatik olarak şifa bulacaktır. Yerküre sizsiniz. Bedeninizin bir parçasının genel sağlığınıza yanıt vermesi gibi, o da çalışmanıza karşılık verecektir. Ruh kendi üzerinizde çalışmanızı söylediğinde bunu bencillik olarak algılamayınız. Bireysel katkınız birçok katkıdan biridir, her biriniz büyük bir yapının inşa projesindeki bir sütun gibisiniz. Ne kadar fazla insan kişisel değişimi gerçekleştirirse yapı da o kadar güçlü olacaktır.


S- Yaşadığım Los Angeles kentine baktığımda sözünü ettiğiniz bilinç değişimini göremiyorum, tek gördüğüm şey öfke ve şiddet. Bu sözünü ettiğiniz şeyle nasıl bir arada var olabilir? Sözleriniz çevremde gördüklerime pek uymuyor.

C- Dünya Uyumlu Birleşme (16-17 Ağustos 1987) döneminde ölçülüp titreşimi düşünülenden yüksek çıktığında, bu herkesin bir anda mutlu olacağı anlamına gelmiyordu. Bu sadece potansiyel geleceğinizin titreşimsel bir ölçümüydü, fakat insanlık için devasa bir değişimin başlangıcını işaret ediyordu. Ancak bu birçok insanın öfkesini yumuşatacak değil şiddetlendirecek bir değişimdi! Size ışık savaşçıları derken bunun ne anlama geldiğini şimdi anlıyor musunuz? Bu durumda savaş yeni enerji aydınlanmasıyla eski enerji inatçılığı arasındadır. Bu, birçok eski enerji bireyinin yeni enerji paradigmasına girmemek için korkuyla tekmeler savurarak ve çığlıklar atarak verdiği bir mücadeledir. Dolayısıyla savaş bireysel olarak kendini geliştirmeyle, bireysel olarak kendini inkar etme arasındaki savaştır. Bu süreçte kendini inkar etme daha mantıklı bir insan yolu olarak görünecektir.
İşte bu yüzden çevrenize baktığınızda ilerleme yerine karanlığın ve ışığın her zamankinden daha büyük bir tezadını görüyorsunuz. Bu bazılarınızın yer değiştirmesine yol açacak bir durumdur, birçoğunuz değişimin bir parçası olmamayı seçenlerle bir arada, düşük enerji titreşimine sahip bir bölgede yaşayamayacaksınız. Ancak hiçbiriniz bir araya gelip aydınlanmış bilinç toplumları yaratmayı düşünmemelisiniz. Nötr aşının nedenlerinden biri de budur, çünkü o size böyle bir görev için, nasıl yaşadığınızı görmeye ihtiyacı olanlarla birlikte yaşayabilmeniz için verilmiştir. Diğerleri neye sahip olduğunuzu görmeliler ki kendi içlerindeki benzer enerjiyi tanıyabilsinler. Dolayısıyla, onların değişimini sağlayacak katalizör SİZSİNİZ! Kentlerinizin en karanlık, en şiddet dolu bölgeleri bile bir avuç aydınlanmış insan tarafından değiştirilebilir.


S- Yeni enerjide yaşamak, korku nedenlerine karşı sevgi nedenlerini oluşturmak mıdır? Evrimleşen birey her iki şekilde de öğreneceğine göre bu yolların pratik sonuçları nelerdir?

C- Yeni enerjinin niteliklerinden biri de korkuya dayalı karar vermenin ortadan kalkması olacaktır. Bir kez gerçek bilinip yol aydınlandığında, korku yeni çağ insanının günlük yaşamında rol oynamaz hale gelecektir. Bu gerçekten de insan ruhunun simyasıdır. Korkudan sevgiye geçiş simya sürecidir. Korkuya dayalı kararlar yeni enerjide tekrar tekrar kötü sonuçlar doğuracaktır. Sevgiye dayalı kararlarsa insanı yeni keşif alanlarına yükseltecektir. Dolayısıyla evrimleşen insan her ikisini de deneyebilir, ama çok geçmeden sonuçlar kendini ortaya koyacak ve korkuya dayalı kararlar dışlanacaktır. (Sayfa: 46-53)

12:12 CELSESİ (12 Aralık 1994)

1987 yılının 16 Ağustos günü dünyanın titreşimsel düzeyi ölçülmüş ve sonuç çok olumlu çıkmıştı. Sevgili varlıklar, bu 12:12’de (12. 12. 1994) kutladığınız şeyin başlangıcıydı, çünkü o ölçüm olmadan hiçbir şey şimdi olduğu gibi meydana gelemezdi. Dünya son elli yıl içinde çarpıcı biçimde değişti ve evreni de değiştirdi. Dünyanın evreni nasıl değiştirebileceğini anlamayabilirsiniz, ama değiştirdi sevgili varlıklar!
Sonra, 11 Ocak 1992’de insanlık tarihindeki en şaşırtıcı şey meydana geldi. Sizin 11:11 dediğiniz (11. 1. 1992) bu tarihi gölgede bırakacak hiçbir şey yoktur. Bu tarihte insanlık yeni bir kod aldı, manyetik bir koddu bu! Size ilk kez, her birinizin biyolojik sistemini sarıp sarmalayan manyetik bir kod sistemine sahip olduğunuzu söyleyeceğiz. Bu manyetik iplikler bedeninizin biyolojik ipliklerine karşılıktır ve onlara kodlanmış mesajlar verirler. Biz insan geninden, yani DNA’nızdan söz ediyoruz. Biyolojik ipliklerinizin her birine karşılık iki iki-kutuplu manyetik iplik vardır, toplam 12 eder. Bu sizin damganızdır ve düalitenizi oluşturur. Bilim adamlarınızın onları görmesi çok zordur, ama gelecekte onların var olduğunu gösterecek ipuçları vereceğiz. Yerkürenin çevresindeki manyetik enerji ağının değişimi bilincinizi de değişime uğratır. Manyetik enerji ağı manyetik ipliklerinize (damganıza) kodlanmış mesajlar verir, mesajlar da biyolojinize hitap ederek değişikliklere yol açarlar. Bunun nasıl meydana geldiğini merak edebilirsiniz, öyleyse açıklayayım.
Bedenlerinizin ebediyen yaşamak üzere tasarlandığını biliyor muydunuz? Onun kendini düzenli biçimde yenilediğini biliyor muydunuz? Hücrelerinizin ve organlarınızın sonsuza dek yaşamak üzere tasarlandığını biliyor muydunuz? Öyleyse sevgili varlıklar neden yaşlanıyor ve ölüyorsunuz? Ölüyorsunuz çünkü manyetik damganız DNA’nıza emir vermekte, o da ölüm hormonu dediğiniz kimyasal maddeler üretmektedir. Bu eski enerji kodu yenilenme (gençleşme) sürecini engellemekte ve yaşlanmanıza neden olan düşük kozmik enerjiyle işbirliği yapmaktadır. Bu uygundur, plan gereğidir ve planladığınız gibidir, yaşlanmanıza yol açarak enkarnasyonu ve karmayı kolaylaştırır, gezegenin titreşimini yükseltmeye yardımcı olmanız için enkarnasyonlar boyunca gidip gelmenizi sağlar. İşte yavaş yavaş iptal edilen şey budur ve 12:12’de açılan kapının bir parçasıdır.
Bunu daha evvel biliminizin neden göremediğini sorabilirsiniz. İşte bazılarınız için yeni bir açıklama daha. Geçmişte, manyetizmanın radyasyon gibi hücrelerinize zarar verdiğini düşünmüş olabilirsiniz. O bunu yapmaz, çünkü manyetizma hücrelerinize farklı davranma ve farklı şeyler yapma konusunda bir dizi talimat verir. Bunu kanıtlamak için biliminizden gelecekte hücreleri her tür küçük manyetik alanlara maruz bırakmasını istiyoruz. Farklı türde insan hücrelerini kullanın ve sonucu izleyin. Bu hücrelerin daha önce hiç görmediğiniz şekilde kimyasal maddeler salgılayacağını garanti edebiliriz. Bazıları daha hızlı büyüyecek, ama hücreler zarar görmeyecek ve manyetiklere maruz bırakıldıklarında farklı biçimde davranacaklardır. Şimdi Atlantis dediğiniz yerdeki Gençleşme Tapınağının ne olduğunu öğrendiniz, çünkü o manyetik bir mekanizmaydı ve masadaki hedef insanın manyetik damgası değişime uğratılıyordu, yani manyetik talimatlar ölüm hormonunu iptal ediyor ve insana üç yıl daha gençlik sağlıyorlardı! İşte Atlantis’in seçkin sınıfının çok uzun bir ömür sürmesinin sırrı buydu, ama köleleri bunu yapamıyorlardı, çünkü teknoloji
kölelerle paylaşılmıyordu.
Ta başlangıçtan beri gezegenin total olarak aynı kalması gereken bir enerji dengesi vardı. İnsanlar onu kendi başlarına dengede tutamazlardı, bu yüzden gezegende her zaman “yer tutucu” denen varlıklar olageldi. Bunlar sihirli varlıklar, küçük varlıklar, devalar, kayaları mekan tutmuş varlıklar ve gökyüzündeki varlıklardı. Birçoğu boyutunuzda bulunmasa da hepsi buradaydı. Gezegene daha çok insan geldikçe onlar enerjinin aynı kalabilmesi için birer birer buradan ayrıldılar. Bu enerji dengesini titreşim düzeyiyle karıştırmayın, çünkü enerji sabit kalması gereken bir şeydir. Çalışmanız sayesinde değişecek olan ve Ruh tarafından ölçülen şeyse titreşimdir. İşte bu yer tutucular 23 Nisan 1994’de gezegeni terk etmeye başladılar, ama onlar ayrılırken bu işi sürdürmek için sizi seçtiler, mücadeleyi size bıraktılar. Aranızdan birçok kişi onların enerjisini üstlendi. Nisan 1994’de meşalenin size geçirilmesi, 12:12 (12 Aralık 1994) olarak bildiğiniz şeyin başlangıcıydı. 12:12 bağımsızlık gününüzdür, çünkü bugün, yerkürenin enerji ağı sistemi oluşturulduğundan beri burada bulunan tüm dengeleyici varlıkların en sonuncusunun da dünyadan ayrılacağı gündür. Size hoşça kalın diyerek aranızdan ayrılan bu varlıkların sayısı 144 bindir. Böylece 12:12 meşalenin size geçirilişinin tamamlanışı ve enerjiyi binlerce yıldır ayakta tutmuş varlıkların onurlandırılışıdır. (Sayfa: 63-69)

BİR YENİ ÇAĞ İNSANI OLMAK

Yeni çağ insanı zayıflamış bir düaliteye sahiptir. Kryon’un ve Ruhun gördüğü şekliyle düalite, insan olarak sizle Tanrısal siz arasındaki bariyere verilen addır. Bu bariyer, bu perde, yüksek benliklerinizle daha güçlü biçimde bağlantı kurabilmeniz için hafifçe kaldırılmıştır. İşte bu yüzden sözünü edeceğim diğer nitelikler mümkün hale gelmiştir.
Yeni çağ insanının bir niteliği de sorumluluktur. Yeni çağ insanı hayatında vuku bulan her şeyden tümüyle kendinin sorumlu olduğunu anlar. Bu, olan bitenlerin tarafınızdan planlandığını sezgisel düzeyde bildiğiniz anlamına gelir. Yaptığınız hiçbir şey önceden mukadder kılınmış değildir, yaşamınız seçtiğiniz gibi deneyimlenecektir. Ayrıca gezegene karşı da sorumlusunuz, gezegen de tıpkı sizin gibi canlıdır ve bir öze sahiptir. Onu selamlayın, onu onurlandırın, çünkü o da bütünün parçalarından biridir.
Yeni çağ insanının bir diğer niteliği muktedir kılınmış insandır. Muktedir kılınmış insan demek Ruhla birlikte yaratan insan demektir. Kendi realitenizi yaratmaya devam ettikçe çevrenizdekiler de bundan etkilenecek ve sizi izleyeceklerdir. Ruhla birlikte bolluk, sağlık başta olmak üzere aklınıza gelen her şeyi yaratabilirsiniz. Bir kuş sabahları aç uyanır, fakat ilk yaptığı iş şakımaktır, o bolluk içinde olduğunu ve her zaman yeterli yiyecek bulabileceğini bilir, yiyeceğin nereden geleceğini hiç merak etmez. Şimdi diyeceksiniz ki bir kuşla insan kıyaslanabilir mi? İnsan akıl ve zekaya sahiptir ve endişe etme eğilimindedir. Ben de size derim ki akıl ve zekanın ne yaptığını görmediniz mi, sezgi olmadan akıl ve zeka düşmanınızdır! Kendinizi akılla hastalığa ve ölüme sürükleyebilirsiniz, ama onu ruhsal benlikle, sezgiyle birleştirdiğinizde bu çok güçlü bir ortaklık olur. Aklınız ve zekanız ruhsal benliğinizle birleşerek yeni çağ insanının dengesini oluşturacaktır.
Bir diğer nitelik ilişkilerdir, her tür ilişkiden söz ediyoruz. Çevrenizdeki insanlarla ilişkiler size sınavlar olarak sunulmuştur. Bu alanda zorluk yaşadığınız her seferinde çıkış yolunu birlikte yaratmaya davet edilirsiniz. Yeni çağ insanı kendine sağlık ve şifa da verebilir. Karmayı iptal ettiğinizde artık ölmenize gerek kalmayacaktır, çünkü karma ölüm ve tekrardoğuş demektir. İnsan hayal ettiğinden daha uzun yaşayabilir.
Yeni çağ insanı sihire sahip insandır. Gezegeni terk eden varlıklar meşaleyi size geçirmişlerdir. Yükselmek isteyenler de, istemeyenler de sihire sahip olacaklardır. Şu anda tüm gezegenin enerji alanını tek başınıza ayakta tutuyorsunuz. Bu sihir değil de nedir? Yeni çağ insanı sükunet içindedir, çünkü o genel tabloyu görür ve neyin olup bittiğini anlar. Biz buna nedensiz huzur deriz. Yakın çevrenizde kaos yaşanıyor olabilir, ama siz onlara bakıp yine de huzur duyabilirsiniz. Sevdiklerinizin ölümü karşısında bile, onların bunu enkarne olmadan önce planladıklarını bilerek huzur duyabilirsiniz. Yeni çağ insanının son niteliği sabır ve hoşgörüdür. Suçlandığında kendini düşünmek yerine kendini suçlayanı düşünmek, onu kendi süreci içinde sevebilmek yeni çağ insanının harikulade bir özelliğidir. Yapılması zor bir şey değildir, çünkü ilerde bu doğanız olacaktır.
Sevgili varlıklar, size gezegeniniz üzerinde zaten fark etmiş olabileceğiniz bir şeyden söz etmek istiyoruz. Bu “kabilesel farkındalık”la ilgilidir. Dünyada süren tüm büyük çatışmalar ve küçük savaşlar kabileseldir. Artık eski enerjide olduğu gibi ulus ulusla, ülke ülkeyle savaşmayacaktır. Dünyanın geri kalan zamanında belli bir dereceye kadar bu böyle devam edecektir, çünkü herkes aydınlanamayacaktır. Peki Ruh ne yapmanızı istiyor? O, “dünya kabilesinin başlangıcıyla” ilgili bir farkındalığa ulaşmanızı istiyor. Galaksinin diğer kabileleriyle birleşirken kendi soyunuzu hissetmenizi, bu duyguları tek bir insan soyu olarak birleştirmenizi istiyor, çünkü daha sonra bunu yapmaya zorlanacaksınız! Çünkü daha sonra galaksinin diğer kabileleriyle dünyanın birleşik insan kabilesi olarak görüşmeler yapmak zorunda kalacaksınız. Zamanla bunlar daha açık seçik hale gelecektir. Dahası, kabilelerin liderlerine kadim dilleri tek bir dil olarak birleştirmeleri için çağrıda bulunuyoruz. Bununla en az on bin yıllık dilleri kastediyoruz. Bu kabilelerin spiritüel liderlerine bu öğretileri bir araya getirip karşılaştırmalarını, benzerlikleri arayıp bulmalarını öneriyoruz. On bin yaşından daha genç yazılara güvenmeyin diyoruz. (Sayfa: 83-92)

KARMA

Bazılarınız karmanın olumlu ve olumsuz olabileceğine inanıyor. Eğer bir insan bu gezegende zor bir zaman yaşıyorsa, olumsuz karmayı deneyimliyor diye düşünüyorsunuz ya da bir insanın başına harikulade bir şey gelmişse, onun olumlu karmayı deneyimlediğini düşünüyorsunuz. Böylece gözlemlenen şeyin o insanın geçmiş yaşamlarında meydana gelmiş bir olayın ödülü veya cezası olduğunu söylüyorsunuz. Oysa durum öyle değil. Size Ruhun karmayı ve karma içindeki yerinizi nasıl gördüğünü anlatmak istiyorum.
Karma gerçekten de gezegensel faaliyetin mekanizmasıdır. Bu, karmik derslerden geçerek aydınlandığınız, gezegenin de bu yolla değişim geçirdiği anlamına gelir. Dersler öğrenilir, bu süreçte de aydınlanma meydana gelir. Bilinciniz yükselirken yerkürenin toprağı da bu değişime karşılık vermelidir. İşte gezegenin titreşimini böyle yükseltirsiniz, karmanızın içinden geçerken dünyayı da değişime uğratmaktasınız. Bireysel karma sahip olduğunuz en önemli şeydir.
Yerkürenin insan bilincine karşılık vermesi size garip gelebilir, ama işlerin işleyiş şekli böyledir. Kryon enerji ağını ayarlamaya bu yüzden gelmiştir. Eğer değişmiş olmasaydınız ayarlamaya gerek kalmayacaktı. Dünyanın başardığınız şey yüzünden fiziksel bir değişim geçirdiğini anlamalısınız, karmanın önemi bundan kaynaklanmaktadır. Bu ayrıca geleceğinizin henüz oluşmadığının, siz değiştikçe geleceğinizin de değişecek olmasının göstergesidir.
Dünyaya gelmeden önce katıldığınız planlama celsesinde bir sonraki dersin ne olacağına karar verirsiniz. Elbette bu derse geçmişte öğrendiklerinize dayanarak karar verilir, dolayısıyla geçmişte öğrendiğiniz dersler bir daha tekrarlanmazlar, çünkü o dersler zaten öğrenilmiştir. Oldukça karmaşık bir planlamadır bu, çünkü plan sadece gezegende bulunmayanları değil, çoktan dünyada enkarne olmuş birçok varlığı da içerir. Bu da, size yeni fırsatlar yaratmak için planlama celselerinin hala sürdüğünü gösterir, yani planlama celseleri asla sona ermezler. Bu işlerin karmaşık görünmesine yol açar, ama nasıl birlikte yaratabileceğinizle ilgili sorularınızı yanıtlayabilir! Bilincinizi değişime uğrattıkça fırsat pencereleri harekete geçirilir. Buradan çıkarmanız gereken sonuç, bilinciniz yükseldikçe kontratınızın da değişeceğidir. Siz ve gezegen sürekli olarak birbirinizin geleceğini etkilersiniz. Kontratınızı bilmenizi istediğimizde “şimdiyi” bilmenizi kastediyoruz. Sizinle ilişki kurduğumuzda daima şimdi hakkında konuşmaktayız. Biraz da enkarnasyonun nasıl gerçekleştiğinden bahsedeceğim.
Dünyaya gelmeden önce katıldığınız planlama celsesinde olduğunuzu düşünün. Öğrenmek istediğiniz dersleri kararlaştırdınız ve hazırsınız. Zamanlama uygun olduğunda gezegene doğru yolculuğa başlarsınız. Ziyaret edeceğiniz ilk yer Yaratılış Mağarasıdır. Hatırlarsanız daha önce onun dünyada fiziksel bir yer olduğundan bahsetmiştik. Bu mağarada yüksek benliğinizi barındıran bir enerji cevheri vardır, bu cevhere astral isminiz yazılmıştır. Biyolojik doğum sırasında bu cevher enkarne olacağı forma girer. Yaratılış Mağarası, dünyada şimdiye dek enkarne olmuş tüm varlıkların ve öğrendikleri derslerin kayıtlarının bulunduğu yerdir.
Biyolojik forma girdikten sonra size derslerinizi gerçekleştirme fırsatı verilir. Dersin olumlusu ya da olumsuzu yoktur, hepsi de aynı öneme sahiptir. Bu konuda Tanrının zihni insanların zihninden çok farklıdır. Burada değilken siz de Tanrının bilgeliğine sahiptiniz, planladığınız şeylerin, özellikle zorluk ve mücadelelerin ne anlama geldiğini biliyordunuz.
Derslerinizi öğrenebilmeniz için yalnız bırakılmanız gerekir. Önceden mukadder kılma diye bir şey yoktur. Önemli olan insanın dersiyle ilgili olarak ne yaptığıdır. Dengeyi değiştiren şey seçimdir, çünkü sizi gerçeğe götürecek seçimleri yapabildiğiniz oranda gezegenin titreşimini yükseltebilirsiniz. Burada işiniz bittikten sonra tekrar Yaratılış Mağarasına döner, özünüzü ve isminizi alırsınız. Başardığınız şeyler kayda geçmiştir. Sonra kutlama salonuna geçersiniz, burası enkarnasyonunuzu planlamanıza yardım eden varlıkları selamladığınız dünya dışı bir yerdir, ayrıca benim gibi varlıkları da göreceğiniz yerdir! Benim gibi hizmette yer alan varlıklar daima onur salonunda bulunurlar, orayı asla terk etmeyiz, şu anda sizinle birlikteyken bile ben ordayım!
Böylece bir devre tamamlanmış olur. Eğer istiyorsanız tekrar planlama celsesine dönersiniz. Dünyada aynı anda giderek daha fazla insan enkarne olduğu için hepinizin daha önce burada bulunmadığı aşikardır. Bu sürekli olarak yeni insanların gezegene enkarne olduğu anlamına gelir. Bu salonda bulunan insanların hepsi burada birçok yaşam geçirmiştir, aranızda burada ilk kez bulunan hiç kimse yoktur. Birçok yaşama ve tamamlanmış birçok karmaya sahip olanlar, bu gezegende aydınlanmayla en çok ilgilenenler, yeni enerjiye ilk karşılık verenlerdir. Meşaleyi yeni gelenlere taşımak size kalmıştır, geçmiş yaşamları zengin varlıklar olarak bu tümüyle karmanızın ve misyonunuzun bir parçasıdır.
Yaşamınız bir tiyatro oyununa çok benzer. Oyun sona erdiğinde, oyunda her ne olursa olsun göğsünden bıçaklanmış kişi ayağa kalkar ve kahramanlar kötü adamlarla kucaklaşarak birbirlerini kutlar, sonra hep birlikte bir parti verirler. Evet, genel görüntü hayal ettiğinizden biraz farklı olabilir, ama yine de böyledir.
Grup karmasını merak edenler çok karmaşık bir meseleyi merak ediyorlar, çünkü herkes bir grup içinde yer almaz. Grup karması bireysel karmayı kolaylaştırır, tekrar tekrar aynı bireylerle birlikte olmak, birbirini etkileyen dersler sergilemek demektir. Dolayısıyla gruplar bireysel dersleri bireylerin tek başlarına yapabileceklerinden daha çok kolaylaştırırlar. Grup karmasını incelerken daha önce hiç sözünü etmediğimiz enerji hesabıyla ilgili bir başka niteliğin varlığından da söz etmeliyiz. Bakın, bu gezegende sürekli olarak aynı grup içinde kalması gereken bir grup vardır, onlar asla değişmezler. Bu, grup karmasının hammaddesi ya da gruplar sisteminin temeli gibidir. Biz onlara gezegenin “astral saf soyu” deriz. Başka bir deyişle bu saf soy tekrar tekrar aynı grup içinde enkarne olur. Grupları, gezegenin her yanında yer alabilmelerini sağlayacak kadar büyüktür. Bazılarınız bunun hangi grup olduğunu tahmin etmişlerdir, onlar Musevilerdir. Bu grup dünya üzerinde benzersiz bir niteliğe sahiptir, insanlık tarihinde çok önemli bir rol oynamıştır. Astral saf soy olmak iki tarafı keskin bir kılıç gibidir. Derslerinizi hallettikçe buraya geçmiş başarı ve kazanımlarınızın hücresel bilgisiyle tekrar gelirsiniz. Bu bağlılık, sık sık grup değiştirenler üzerinde bilgelik yönünden haksız bir üstünlük yaratır. Bunu telafi etmek için bu astral saf soy gezegenin en ağır karmasını üstlenmeyi kabul etmiştir.
Bakın, Ruh bir gözdeler hiyerarşisi yaratmaz, astral saf soy da ancak diğerleri kadar sevilmektedir. Onlar Tanrının seçilmiş varlıkları değildir, sadece karmalarının saf olması açısından diğer insanlardan farklıdırlar. Sizi ilginç bir biyolojik niteliği fark etmeye davet ediyoruz. Museviler biliminiz tarafından biyolojik olarak ayrı bir ırk muamelesi görmezler, ancak onlar öyle davranırlar, çünkü karmik olarak öyledirler. Onlar gerçekten büyük bir soydur, gezegenin kurulmasına yardım etmişlerdir ve en başından beri buradadırlar. Tarihiniz, diğer grupların bu astral soya karşı gösterdiği tepkiyi kaydetmiştir. Astral saf soyun planladığı birçok ağır dersin olayları tarih sayfalarında yer almıştır.
Aydınlanma ve aynı zamanda dünyevi servete sahip olma büyük bir dengeyi ve egonun arındırılmasını gerektirir. Bu nitelikler genellikle bir arada bulunmazlar. Bulunuyorlarsa çok yaşlı bir ruhla karşı karşıyasınız demektir. Aynı anda hem Tanrıyı bilip hem de servete sahip olana ne mutlu!
Size son olarak hayatın ebedi olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Bir insanın bu kattan ayrılıp bir başka kata gidişi sadece bir enerji değişimidir. Bu dünyadan ayrılan kişi sonraki üç günü Yaratılış Mağarasında geçirir ve bu zaman zarfında sizinle birliktedir. Bu süre sona erdikten sonra bile sizi ziyaret etme yeteneğine sahiptir. Dolayısıyla onun gitmediğini, sadece değişim geçirdiğini bilmelisiniz! (Sayfa: 214-231)

YÜKSELİŞ VE SORUMLULUK

Dünyanın enerjisini tutma görevinin dünya insanlarına devredildiği 12 Aralık 1994 tarihini takip eden aylarda biz en az 144 bin insana yükseliş statüsünü üstlenmesi için çağrıda bulunduk. Yükseliş statüsü, dünyada yaşarken bir insana titreşiminin tüm enerjisini barındırma izninin verilmesidir. Bu yapılması çok zor bir iştir, kıtanızdaki çoğu kişi bunu yapmaya hazır olmadığından bu zor görevi üstlenen 144 bin kişinin çoğunluğunun bir başka kıtadan seçilmiş olması sizi şaşırtmamalıdır. Bu olay aydınlanmanız açısından hiçbir şey ifade etmez ya da bir yargı ölçüsü değildir, sadece bir olgudur. Bu görevi yapan insanlar eğitilmişlerdi, işi nasıl yapacaklarını biliyorlardı.
Peki yükseliş statüsü denen şey nedir, bu konuda izin verilmesi ne anlama gelmektedir? Geçmişte yükseliş sözcüğü “dünyadan ayrılıp cennet katına yükselen biri” anlamına gelirken şimdi tamamen farklı bir anlama gelmektedir. Yükseliş statüsü, biyolojik beden içindeki bir insanın varlığının tüm titreşim ve enerjisini barındırabilmesiyle ilgili bir aydınlanma ölçüsüdür. Bu olay bir anda gerçekleşmez ve herkes için geçerli değildir, zor bir yoldur. Çoğunlukla yalnız başına yapılan, uzun süre birçok adımın atılmasını gerektiren bir çalışmadır. Hepinize bunu yapmanız için çağrıda bulunmuyoruz, asla! Ama hepinizin bu konuda bilgi edinmesini istiyoruz, çünkü o harikulade yeni bir armağandır.
Yükselmiş bir varlığın nitelikleri nedir diye sorabilirsiniz. Bazılarınız bir başka kıtada yaşayan Avatar’ı zaten tanıyorsunuz (Sathya Sai Baba). O yükseliş statüsünün bir örneğidir. Bu sizi şaşırttı mı? Siz buna hazır mısınız? Tüm varlığınızı içerme iznine hazır mısınız? Bakın, eğer şu anda böyle bir şey yapacak olsaydınız yanıp kül olurdunuz, çünkü biyolojinizin titreşim düzeyi bu yeni statünün gerektirdiğinin çok altındadır. İşte bu yüzden çok çalışmak ve merdivenleri teker teker çıkmak gerekir, kendini bu işe adamak gerekir.
Eğer biyolojinizle ilgili sağlıklı bir egzersiz yapmak istiyorsanız ihmal ettiğiniz bir bölgeden söz edeceğiz. Bu, göğüs kafesinizin ardında bulunan timüs dediğiniz salgıbezidir. O yenilenme işleminin yeridir, sağlığı oradan yaratabilirsiniz. Eğer o bez büyürse şok olmayın, çünkü bu yükseliş sırrının bir parçasıdır, biyolojiniz bu süreçle işbirliği yapmalıdır.
Bazılarınız merkabah hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur, nedir bu merkabah? Bu sizin kullandığınız bir sözcüktür, bizim değil. Sözünü ettiğimiz şey bir “enerji kabuğu” dur, tüm enerjinizi bir arada tutan şeydir, varlığınızın derisi gibidir, aslında çok daha fazlasıdır. Tarihte merkabahı sadece birkaç kez gördünüz, şimdi onu daha çok görmeye başlıyorsunuz, ama uzay gemileriyle karıştırıyorsunuz. Tarihte merkabahına sahip çıkan kişilerden biri İlyas Peygamberdi (MÖ. 9. yüzyıl). Merkabahı ısıdan kızarmış, sonra beyazlaşmıştı, çarkların içinde çarklar görmüştünüz, peygamber yükselirken renkleri ve ihtişamı görmüştünüz. İşte o gördüğünüz merkabahtı. Burada değilken siz de bu merkabaha sahipsiniz, renkler, titreşimler, sesler ve şekiller iç içe merkabahınıza örülü vaziyettedir. O kadar çok boyutu vardır ki neleri içerdiğini size anlatamam. Evrenin diğer varlıklarıyla karşılaştığınızda, daha evvel nerelerde bulunduğunuzu taşıdığınız bu renklerden anlarlar ve size saygı duyarlar. Bu yüzden merkabah sadece kabuğunuz değil, dilinizdir de! Onunla bir yerden bir yere anında gidersiniz, merkabahınız bunu yapmanız için şekil değiştirir. Enerjisi o denli güçlüdür ki, ona burada sahip olsaydınız tüm bedeniniz buharlaşırdı. (Sayfa: 240-244)

BİLİM

Soru- Uzayda karanlık madde diye bir şey var mıdır? Bilimimiz yer çekimiyle ilgili gözlemlerin henüz sonuçlanmadığını söylüyor.

Cevap- Karanlık madde diye bir şey yoktur, bunu bilin. Yer çekimi ve ışığın birbiriyle ilişkili olduğunu zaten biliyorsunuz, ancak henüz ışığın niteliklerini tam olarak bilmiyorsunuz. Işık sizinle aynı frekanstayken onu gözlerinizle görebilir, parlaklığını aletlerinizle ölçebilirsiniz. Bu, dalgaların hepsi birbirleriyle aynı frekansa uyumlandığında olur. Işık aynı frekansta değilse dalgalar birbirlerini iptal edecek tarzda uyumlanırlar. Söylemeye çalıştığımız şudur. Yayılan ışık aynı frekansta olmadığı için gözünüzden gizlenen maddeler vardır. Buna ya maddenin yakınında bulunan ya da ışığın gözlerinize ulaşana dek kat ettiği yolda bulunan yoğun yer çekimi neden olur. İşte sana bir soru. Işık biyolojinizde nasıl bir rol oynar? Yanıtı öğrendiğinizde şaşıracaksınız!

S- Bir demir parçası bir odun parçasından daha yoğundur. Eğer onlar aynı ağırlıktaysa bu demirin daha az hacme sahip olduğu anlamına gelir. Kütle niteliklerini değiştirmek, bu oranları sadece elektromanyetik yolla değiştirmek anlamına mı gelir? Eğer öyleyse elde edilmek istenen kütlesiz hal hacmin aynı kaldığı, parçacıklar parçacığının eşzamansız hale getirilme ( zaman çerçevesinin dışına çıkarılma) yoluyla gözden kaybolduğu, bu yüzden yoğunluğun sıfıra indirgendiği bir hal midir?

C- Parçaların titreşimi değiştiğinde yoğunluk ölçümleriniz de değişmelidir. Titreşim değişikliğini yaratan şey elektromanyetik mekanizmadır. Yoğunluğun çevresinde dönen matematik parçaların titreşim düzeyleriyle bağlantılıdır, yani titreşim düzeyi zaman çerçevesini değiştirir. Diyelim ki önünüzdeki elmanın atomik parçaları son derece hızlı titreşiyor, bu durumda titreşimin hızı elma için bir zaman kayması yaratır ve elma zaman çerçevenizin dışına çıkar. Kütlesi titreşim düzeyinizdeki (zaman çerçevenizdeki) bir elmayla aynı değildir, pire kadar bir ağırlığa sahip olabilir. Eğer bu elmayı önünüzde uzun süre tutarsanız onun normal bir elmadan çok daha yavaş yaşlandığını görürsünüz, aslında sizden daha uzun ömürlü olabilir.
Atomik dünyada parçalar arasındaki boşluk muazzamdır. Bu alanda çalışanlar, maddenin büyük bölümünün parçalar arasındaki boşluk olduğunu bilirler, dolayısıyla parçalar arasındaki mesafenin ayarlandığı, nesnenin fizik boyutlarının aynı kaldığı çok yüksek bir titreşim hızına sahip olmak mümkündür. Tüm nesne şekil değiştirmeden önce atomik parçalar içinde muazzam bir değişiklik yaratmak mümkündür. İşte bu size tarif ettiğimiz kütlesiz haldir.


S- Philadelphia Deneyi sizce neden başarısız oldu, kütlesiz bir nesne yaratmayı neden başaramadık?

C- 1943 yılında adi donanımla ve çok az bilgiyle kütlesiz bir durum yaratmaya çalıştınız. Aslında bir an için stabil olmayan kütlesiz bir durum gerçekten yarattınız. Bu deney, gerçek bir kütlesiz hal yerine zaman çerçevesinin değiştiği, ama zaman değişimi küresi içindeki parçaların kütlesiz bir nesne için gereken ince ayarlı eşzamanlılığa sahip olmadığı bir durum yarattı. Sonuç, gerçek bir kütlesiz durum yerine nesnenin yer değiştirmesiydi. Deneyde kullanılan insanlar deney sonunda o büyük nesneye karıştılar ve biyolojileri çok zarar gördü.
O deney bir çaresizlik atmosferinde yapılmıştı ve hedef sakattı. Matematiğiniz görünmez hale gelmenin mümkün olacağını söylemişti, işte hedefiniz buydu. Sırf parçalar arasındaki mesafeyi değiştirerek tüm nesneyi değiştiremeyeceğinizi ya da gözden kaybedemeyeceğinizi anlamamıştınız.
Geminin gözden kaybolacağını düşünmenizin sebebi, laboratuvarda daha küçük nesnelerle yaptığınız bir gözden kaybolma durumunu taklit etmenizdir. Yaptığınız gözlem tutarlı değildi, ama siz yine de çaresizlik içinde bu deneyi bir gemi üzerinde gerçekleştirmek istediniz. Sonuçta elde edilen gözden kaybolma bir illüzyondu, gemi bulunduğu yerde gözden kaybolmak yerine sadece yer değiştirmişti. İşte bir soru. Gemi gözden kaybolmak yerine bir başka yere aktarıldığına göre, bu size manyetikleri ve maddenin titreşim hızını kullanarak uzak mesafelere yolculuk yapma konusunda bir ipucu veriyor mu? Bugüne dek bu gezegende tek bir insan gerçek bir kütlesiz durum yaratmış, ama bu kaba deney bile ancak birkaç saniye sürmüştü, üstelik deney alanı kontrol edilemez haldeydi. Bu insan çok aşamalı
elektrik akımının mucidi Nicola Tesla’dır. (Sayfa: 295-300)

SEDONA SÜRPRİZİ (18 Mart 1995)

Bulunduğunuz bölge (Sedona, Arizona) bir vorteksin (girdap) tam ortasındadır. Sakın yanılmayın vorteks bir kapı değildir. Yeni enerjinin kapıları oluşturulmuştur ve statiktir, yani hareket etmeyecektir. Onlar galaksiyle iletişim kuracağınız kapılardır, gezegenin kütüphaneleridir. Ama bölgeniz bunlardan biri değildir, çünkü o bir kapı değil vortekstir. Bu havadaki hortuma ya da sudaki girdaba benzer bir bölgedir, yani bu gece siz saat yönünde dönen büyük bir enerjinin içinde oturuyorsunuz. Peru denen ülkede, oradaki yüksek gölün üzerinde bu vorteksin bir kız kardeşinin bulunduğunu bilmek sizin için ilginç olabilir. O buna karşılıktır ama saate ters yönde döner. Bölgenizdeki vorteksin enerjisi kasırganın gözüne benzer bir göze sahiptir ve nötr bir bölgedir. Şimdi bu göz enerji ağında yaptığım değişiklik sonucu çok hafifçe kuzeybatıya doğru kaymaktadır
Şimdi boyutlar arası katın etkisinden söz edelim. Kadim insanların çizimlerinin gösterdiği gibi bu bölge yolcularla doludur. Ancak bunlar beklediğiniz gibi yeni çağ türü varlıklar olmayabilirler. Göz bölgesi adeta ziyaretçilere davetiye çıkarır, çünkü manyetik alan göz bölgesinde zayıftır, bu yüzden boyutlar arası yolculuğa olanak sağlar. Boyutlar arası ziyaretçiler vortekse göz bölgesinden geçerek girebilirler. Bazen bu varlıkları uzay gemisi sanır, büyüklüklerinden ötürü onları gemi gibi görürsünüz. Oysa birçoğu göründükleri büyüklükte olan ve size sadece algılayabildiğiniz renk tayfında görünen varlıklardır. Bazen sihirli bir biçimde toprağın içine dalıp kaybolduklarını görürsünüz. Onlar uzay gemisi değil, vorteksin nötr bölgelerinden geçerek yerkürenin içsel enerjisini ziyaret eden varlıklardır. Bu anlamda burada büyük bir faaliyet var. Size yeni çağda yeni komşularla karşılaşacağınızı söylemiştik. Bazılarınız bu karşılaşmanın gerçekleşeceği yerin burası olduğundan eminler. Ama onları düş kırıklığına uğratarak bölgenizin bu zamanda bu karşılaşma için uygun bir yer olmadığını söyleyeceğiz. Şu anda yeni faaliyetin meydana geleceği en uygun yer Meksika denen ülkede bulunmaktadır.
Şimdi size bir teoriden söz edeceğim. Öyle görünüyor ki bu modern çağda bile bilim adamlarınız evrende gördükleri tüm maddenin (Dünya, Güneş sistemi ve görebildikleri tüm galaksilerin) tek bir patlamayla ortaya çıktığını sanıyorlar. Onlar bu olaya Büyük Patlama (Big-Bang) adını verdiler. Bu teori, Tanrıyla birlik duygusunu ve dünyanın görünen her şeyin merkezinde yer aldığını desteklediği için onlara cazip geliyor. Oysa çok mantıksız bir teoridir bu. Evrene baktığınızda Bay Bilim Adamı sadece bir kez olmuş başka hangi olayı görüyorsunuz? Gözlemleriniz bu teoriye uyan hiçbir olayın bulunmadığını gösterecektir. Aslında bunun tam tersini, yani tüm çevrenizde çeşitli tip ve sayıda harikulade birçok olayın meydana geldiğini görüyorsunuz. Keskin teleskoplarınız daha öteleri, daha önce sizden gizlenen bölgeleri tararken hayal ettiğinizden daha fazla çeşitliliğin olduğunu keşfediyorsunuz.
Öyleyse sizi tek bir patlamanın yarattığı evren fikrine götüren nedir? Söyleyin bana, aletlerinizin uzanabildiği en uzak yerlerdeki şeylerin hepsi aynı yaşta mı? Eğer tek bir patlama varsa hepsinin aynı yaşta olması gerekir. Çok uzaklarda gezegeninizden daha genç gök cisimleri bulamamalısınız, ama buluyorsunuz! Söyleyin bana, çevrenize baktığınızda evrendeki her şey tek bir kaynaktan yayılmışçasına eşit olarak mı dağılmış? Zaten bildiğiniz gibi durum böyle değildir. Aletleriniz güçlendikçe yanılgı daha net şekilde ortaya çıkıyor elbette. Uzayda geniş boşluklar ve maddenin kümelendiği bölgeler görüyorsunuz. Buralarda eşit bir dağılıma ve tek bir patlamaya işaret eden hiçbir iz yok. Artık yeni bir teori üzerinde düşünmeye başlamanın, gözlemlediğiniz şeylerin bu teoriyi destekleyip desteklemediğini sorgulamanın zamanıdır. Gerçek şu ki çok uzun bir zamana yayılan bir yaratılış var. Gezegeniniz bu çeşitli aralıklarla meydana gelen yaratılışların birinin aralığında var olmuştur. Tanrıyı tek bir yaratılış olayıyla nasıl sınırlayabilirsiniz? Bazı bilim adamlarınız bu tek patlamanın kanıtlarını bulup teorilerini kanıtlayabileceklerini söylüyorlar. Peki ama sadece size özgü yerel bir olayın kalıntılarını görmediğinizden nasıl emin olacaksınız?
Sadece yüz yıl önce bir bilim adamınız gezegenin toprağı kanalıyla enerji aktarımının gerçekleşebileceğini göstermişti. Bunu yaparken toprakta zaten depolanmış enerjiden yararlanıyordu. Enerjiyi gezegenin bir bölümüne doğru ittiğinde, görünüşte o başka bir kapıdan dışarı çıkıyordu. Buradaki illüzyon sözümona enerjinin aktarılışıydı, oysa gerçekte o sadece birazcık yerinden ediliyordu. Bu tür enerji aktarımıyla ilgili en büyük sorun, siz içeri ittiğinizde enerjinin nereden dışarı fırlayacağını belirlemenin zorluğudur. Bugün biliminiz bu işlemle ilgili deneyler yapmaktadır, yönsüz dalgaların, enerjinin nerede belireceğini kesin olarak belirlemeye yardımcı olacak kısmi bir çözüm olduğunu keşfetmiştir. İşte size bir uyarı: Yönsüz dalgalar (elektromanyetik olmayan dalga formları) son derece tehlikelidir, sandığınızdan çok daha tehlikeli! Özellikle bu deneylere katılmış olanlardan yavaşlamalarını istiyoruz. Daha düşük güç deneylerini kullanın. Eğer böyle yapmazsanız çok geçmeden kıtalarınızı taşıyan kara tabakalarının harekete geçtiğini göreceksiniz. Şimdiden bu deneyin yol açtığı bazı depremler var!
Sevgili varlıklar, Scallion adlı insan tarafından hayal edilen geleceğin dünya haritası ve geçmişteki insanların ürkütücü vizyonları, yönsüz dalgaları kullanarak yaptığınız deneylerin sonucudur, spiritüel bir bitiş senaryosunun sonucu değil! Mirva’nın gezegeninize çarpmasıyla sadece su seviyesi yükselmeyecek, tam bir yok oluş yaşanacaktı. Hiçbir canlı böyle bir olaydan sağ çıkamazdı. Mirva zararsız hale getirilmiştir, ama Scallion, Nostradamus ve Hopi Kızılderililerinin gördüğü vizyonlar tamamen bilimsel çalışmalarınızın bir sonucudur. Bu vizyonlar, eğer yönsüz dalgalar kullanılarak yer kabuğu belirli bir yönde itilirse gerçekleşebilir ve muazzam bir yer kayması meydana gelebilir. Lütfen deneylerinize devam etmeden önce yer kabuğunun rezonans faktörlerini anlamaya zaman ayırın.
Bu vizyonların tümü dünyanın potansiyel gelecekleridir. Ben sadece enerji ağını ayarlamak için değil, Mirva’yı zararsız hale getirmek ve sizi yönsüz dalga çalışmalarınız konusunda uyarmak için de buradayım. Benim geleceğinizle ilgili vizyonum diğerlerinden tamamen farklı bir şeyi göstermektedir. Size çalışmalarınız sayesinde gezegenin aydınlanacağını, benzeri görülmemiş titreşimlerle geleceğe doğru ilerlemeye devam edeceğinizi söylüyorum.
Ekin tarlalarınızdaki daireler ya da şekiller yakında karşılaşacağınız varlıklar tarafından yapılmaktadır. Bu şekiller bir anda, çoğunlukla da şafak sökerken yapılmaktadır. Bir şeklin gerçek olup olmadığını damgalama yönteminin başaklar üzerindeki etkisini saptayarak anlayabilirsiniz. Gerçek yöntem başakları eğmez, kırar. Bu şekilleri yapanlar onlara “enerji damgaları” derler. Şekilleri uzak mesafeden yapan bu varlıkların amacı, gelecekte galaksiyle iletişim kurma bilgisini şimdiden ayırt etmenizi sağlamaktır. Bir gün karşılaşacağınız bu varlıklar size matematik konusunda mesajlar yollamakta, bulmacanın parçalarını bir araya getirip iletişime hazır olabilmeniz ve evrensel geometri kodunu anlayabilmeniz için çabalamaktadırlar. Şekiller içindeki matematik evrensel ve mutlaktır. Tarlalardaki şekillerin akrabalardan mektuplar almaya çok benzediğini söylediğimde gözler yine yuvalarında fırıl fırıl dönecektir! Şunu bilin ki önce mektuplar gelir sonra da akrabalar sökün ederler. Bu şekilleri görmezden gelenlerin akrabalar sökün ettiğinde akılları başlarına gelecektir!
Tüm biliminiz ve matematiğiniz Temel-10 sistemi dediğiniz sistem tarafından kuşatılmıştır. Sizin için kolay ve elverişli bir sistemdir bu, çünkü hızlı hesaplama yapmanızı sağlar. Ama galaktik matematik ve Ruhun matematiği tümüyle Temel-12 sistemine dayanır. Gelecek varlıklarla doğru biçimde iletişim kurabilmeniz için bunu bilmeniz ve anlamaya çalışmanız kritik bir öneme sahiptir. Şimdi size Ruhun binlerce yıldır Temel-12 sistemiyle ilgili olarak verdiği, ama görmezden geldiğiniz ipuçlarının ilginç örneklerini sunacağız.
Sizi astrolojideki Temel-12 sistemine bakmaya davet ediyoruz. Burçlar kuşağında (Zodyak) kaç tane burç var? Kaç ev var? Neden 24 saatlik devreler var? Bunlar neden böyle oluşturulmuş? Eğer bu gezegenin, Ayın ve yıldızların manyetiklerini temsil ediyorsa hepsinin Temel-12 olmasının önemi ve anlamı nedir? Bunun nedeni astrolojinin öncelikle dünyayla ilgili olmasıdır, bu onu yeryüzü bilimi yapar.
Size daha evvel evrenin matematiğinin geometrik matematik olduğunu söylemiştik. O şekiller ve şekillerin çevresindeki enerjilerle ilgilidir. Geometri aslında evrenin dilidir. Altı uçlu üç boyutlu yıldıza bakın. Bu yıldız bir kürenin içine geometrik olarak çizilmiştir ve küresel geometri evrenin geometrisidir. O ayrıca çok boyutluluğu temsil eder ve basit formunu aşan bir güzellikle doludur, tümüyle Temel-12’dir. (Davut Yıldızı)
12 aydan oluşan Musevi takviminin varlığını bu kadar uzun süre korumuş olmasını bir rastlantı olarak mı görüyorsunuz? Neden 12 ay diye sorabilirsiniz. Yerküreyle ve Güneş etrafında dönüş sistemiyle uyumlu olduğu, ona karşılık geldiği için 12 ay olmak zorundaydı da ondan. Aynı şey pusulanız için de geçerlidir, çünkü 360 derecedir ve küresel geometriye karşılıktır.
Toplumunuza metre sistemini kabul ettirmek için büyük çaba harcamış kişiler, bir kademde 12 inç, bir yardada 36 inç bulunduğunu hatırladıklarında dehşete düşeceklerdir. Toplumunuzun daha ilk başta bir Temel-12 ölçüm sistemi oluşturması bir rastlantı mıdır? Neden 12, neden 36, neden üç kadem? Bunun gerçekten bir ima, bir ipucu olduğunu düşünmüyor musunuz?
Yine dünyanın bir dönüşünün 24 saat sürmesini, gündüzlerin 12 saat olmasını talep eden yeryüzü bilimidir. Bu bedeninizin 12’lerden oluşan içsel bir saati yankıladığı anlamına gelir, bunun üzerinde düşünün!
Yakup peygamberin 12 oğlunun olması bir rastlantı değildi sevgili varlıklar. Bu 12 oğlun İsrail’in 12 kavmini kurmuş olması da öyle, çünkü bu kutsal bir sayıdır, sezgiseldir, evrensel matematiktir. Yeni çağın üstadının kendini 12 havariyle kuşatmış olmasının bir rastlantı olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır, bu da evrensel matematiktir ve anlamlıdır.
Sizin “pi” dediğiniz sayı yanlıştır sevgili varlıklar. Ruh size geometrinin kutsallığı içinde neden böylesine irrational bir sayı versin ki? Pi sayısı sonsuza kadar devam etmez, ayrıca pi’nizin sadece sizin zaman çerçevenize bağlı olması da ilginçtir. Evrensel pi sizinkinden farklıdır. Peki size neden 12 temel müzikal basamak vermiş olduğumuzu hiç merak ettiniz mi? Bu o kadar güçlüdür ki, onu hemen matematiğinizle ilişkilendirmemiş olmanız şaşırtıcıdır. 12 müzikal basamağın titreşimsel niteliklerinin matematikle nasıl bir karşılıklı ilişkisi vardır? O temel 12 diye haykırır!
Bu örnek listesini en sonunda biyolojinize getirelim. DNA’nız 12 ipliğe sahiptir. Neden 12 DNA ipliği bulunduğunu sanıyorsunuz? 12 ipliğe sahip olduğunuza inanmayanlardan inandıkları o iki ipliğe bakmalarını istiyoruz. Görünen iki biyolojik ipliğe baktığınızda onların organizasyonunda ne görüyorsunuz? Yanıt, tekrar, tekrar ve tekrar, üç kere tekrarlanan dört kalıbını gördüğünüzdür. Böylece biyolojiniz ve DNA yapınız da Temel-12’dir. Ayrıca kadim akupunktur bilimini incelemiş olanlara da şunu soracağız. Üstat size insan bedeninin her iki yanında kaç meridyen bulunduğunu öğretmişti? Doğal olarak yanıt 12’dir.
Tarlalarınızdaki şekiller bunları anlatmakta, sizi bir Temel-12 matematiksel senaryoya bakmaya teşvik etmektedir! Onlar,“Temel-12’yi anlamaya ve kullanmaya başlayın, çünkü akrabalar geldiklerinde ona ihtiyacınız olacak” demektedirler. Son olarak siz ve Ruh, tüm dünya için önemli bir olay olan meşalenin size geçirilmesini planladığınızda günün önemini simgelemesi için herhangi bir tarihi seçebilirdiniz. Oysa birlikte 12:12’yi (12 Aralık) seçtik. 12’yi 12 ile çarptığınızda 144 sayısını elde edersiniz. Bu, 12:12 tarihinde yükseliş statüsüne geçmeleri istenmiş 144 bin kişinin kutsal sayısını ifade eder! (Sayfa: 304-329)

alıntıdır




Payla facebook Payla twitter
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
9 Yanıt
8694 Gösterim
Son İleti 11 Kasım 2008, 18:29:45
Gönderen: benbenim
4 Yanıt
1349 Gösterim
Son İleti 20 Eylül 2008, 11:01:16
Gönderen: Sondaki Adam
0 Yanıt
956 Gösterim
Son İleti 24 Aralık 2008, 01:13:53
Gönderen: benbenim
2 Yanıt
928 Gösterim
Son İleti 02 Şubat 2010, 12:05:22
Gönderen: Sondaki Adam
0 Yanıt
662 Gösterim
Son İleti 05 Mart 2012, 11:24:50
Gönderen: eylül