Ruhun Yolculugu

24 Kasım 2017, 12:28:27
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.


Ruhun Yolculugu » ŞİFA » Yöntem Bilim » KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu

Gönderen Konu: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu  (Okunma sayısı 16673 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı fantastic

  • fantasticvolk
  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1261
    • Fantasticvolk's Magical World
KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« : 01 Şubat 2009, 01:02:10 »

Arkadaşlar bugun sizle günümüzde pek çok insanın muzdarip olduğu  kronik hastalıklarda,kendi kendine  iyileşme için izlenecek kendi kişisel deneyimlerden ve araştırmalarımla öğrendiğim yöntemleri bir araya toparlayak paylaşmak istiyorum.Bunlar tabiki tavsiye ve ben bir uzman değilim, kendi mantığınıza uyuyorsa uygulayın.İmla hatalarım ve yanlışlarım olursa kusura bakmayın.
Eksiklerim olursa Ustadlarım tamamlasın : )


Buradaki amacım özellikle böbrek,karaciğer yetmezliği,şeker,ms ,epilepsi gibi kronik hastalıklarla uğraşan kendim gibi insanlara,deneyim ve zorluklarımdan yola çıkarak bir çalışma metodu oluşturmak,insanı ruhsal , biyolojik ve enerji bedeni olarak bütünsel bir şekilde düşünüp ele almaktır.
Çünkü kronik bir hastalıkla uğraşmak hemen sonuç almak çok zor,bu yüzden insanlar kısa sürede sonuç bekleyip olmayıncada morallerini bozarak çalışmaktan vazgeçebiliyorlar.Ancak şunu unutmamak gerekirki sinir,stres yanlış yaşam v.s ile yıllarca bozduğumuz bedenimizi kısa bir sürede, mucize gibi düzeltmek kolay değil.İnsanın kendisini mahvetmesi bir an,düzeltmesi çok uzun zaman alabiliyor.Eğer umutda yoksa insanlar hiçbirşey yapmıyor.
İşte bu yüzden birisinin bu konuyla ilgili olarak bir yöntem geliştirip yapılması gerekenleri ve yapilan yanlışları vurgulamasi gerektiğini inaniyorum.Gerçekten kronik bir hastalıkla uğraşmak akıntıya karşı kürek çekmek gibi zorda olsa imkansiz değil,önemli olan doğu tıbbını , insan bedenini farkli bir bakış açısıyla anlamak ve çözüm için yapılması gerekenleri disiplinli bir şekilde yapmaktır.



Öncelikli olarak alternatif bakış açısıyla alıntı yaparak,hastalığın ne olduğunu ve nedenlerini anlamamızda fayda var diye düşünüyorum.


Neden Hasta Oluruz?


Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.

Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.

Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.


Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.
Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.
Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.




Öncelikli olarak alternatif bakış açısıyla alıntı yaparak,hastalığın ne olduğunu ve nedenlerini anlamamızda fayda var diye düşünüyorum.

Enerji akışımızı değiştiren, sekteye uğratan, hastalığa sebep olan unsurları incelediğimizde bunların; negatif düşünceler, zihinsel karışıklık, doğru nefes almama, düzensiz beslenme, hareketsizlik olduğunu görüyoruz. Ve böylece hastalığı bizim yarattığımız ortaya çıkıyor.

Hemen pozitif tarafından gözden geçirelim. Eğer hastalığı biz yaratıyorsak o zaman tekrar yok edebilir, iyileştirebiliriz.''



Alıntı
Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.

Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.


“Vücuttaki her organ, esiri alanda kendisine denk gelen enerjetik ritme sahiptir. Çeşitli organ küreleri arasında, sanki bir aktarım işlevi varmış gibi değişik ritimler karşılıklı etkileşmektedir.” Dr. Dora Kunz



Ayrıca konuyla ilgili olarak bknz. Alternatif Sistemlerle Enerji Dengesi
http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp
Enerji meridyenleri : http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm
http://www.enerjibedendengesi.com/yazilar/vucut_harita.htm

Akupunktur tedavi yöntemi,Yin yang teorisi, beş element teoresi, maksimal zaman teorisinden şekillenmiştir.
Bu teoriye göre; dünya ve kainattaki bütün varliklar, tamamen zıt ama aynı zamanda bir birini tamamlayan kutublardan şekillenmiştir, Bağımsız gibi görülen bu kutublar, qi enerji sayesinde evren hareketin devam etmesini, dengesini ve bütünlüğünü sağlar.
Su, metal, ağaç, ateş, toprak ve qi enerji ile canlılık şekillenir. İnsanlar bu maddeler sayesinde yaşar, hayatını devam ettirir. Bu elementler, belli bir zaman içinde bir birini etki eder, korur, kontrol eder ve yeniler.
İnsanlar, bu evrenin bir parçası olduğundan, organlar, dokular ve en kücük hücreler kadar bu denge üzerine kurulmuştur.
Qi enerji, insanların doğuştan var olan, sonradan gelişen ve insan vücudunda ağ şeklinde yayılmiş meridyen hattında dolaşan , organları ve hücreleri besleyen bir enerjidir.
Organlara,dokulara ve hücrelere yaşam sağlayan qi enerji , meridyen ağı sistemi vasıtasıyla bütün vücuda yayılır ve bu sistemi korur.
İnsan vücudu, yaşamsal qi enerji taşıyan 12 ana meridyen , 2 dal meridyen ve sayısız kılcal meridyenlerden şekillenir. Meridyenler hattındaki ana sistemde, şu ana kadar tesbit edilen 365 adet aku-nokta ve mini sistem(Kulak, Ayak altı)deki aku-nokta olmak üzere toplam 2000 den fazla aku-noktalar mevcut olup, tedavi esnasında ve hastalık teşhisinde kullanılır.
İnsanlar, iç ve diş etkenden dolayı denge bozulduğunda, organlar ve hücrelerin çalışma sisteminde değişiklikler meydana gelir, meridyenler bundan etkilenerek düzensiz çalışmaya başlar, enerji dağılımında dengesizlik ve düzensizlikler meydana gelir, bu kısır döngü, organlar ve hücrelerin sağlıklı çalışmasına engel teşkil eder ve insanları ‘hasta’ eder. " hastalıklarımızın nedeni de bedeni oluşturan organlar arası ahengin bozulması ve enerji akışı bloke olarak engellenmesidir''.
Tedavideki amaç, bloke olan bu meridyeni yeniden açarak sistemin normal çalışmasını sağlamak ve insan sağlığına kısa zamanda kavüşturmaktır




 
Alıntı
Hastalıkları neden yaratıyoruz size göre?

Basit bir mekanizma ile ortaya çıkıyor. Tüm hastalıklar önce bizim zihnimizde, enerji bedenimizde yani ruhumuzda yaratılır. İddialı görünecek ama aslında çok basit, herkes biraz kalbini açıp, yargıları bir yana bıraksa, bunu kabul eder, işin özü bu. Yaşadığımız her şeyin sorumlusuyuz aslında. Bu kötü bir laf. İnsanlar bununla yüzleşmeyip, kurbanı oynamayı seviyorlar. 'Çok şansızdım böyle bir şey oldu' diyor. Mesela arabada bir sorun var, yağ lambası yanıyor Tamirci iki şey yapar; ya göstergeyi açıp kabloyu keser ya da motoru açıp oraya yağ koyar. Modern tıp cerrahi yöntemlerle ya da semptomları baskılayarak, kabloyu kesen tarafta duruyor. Ağrı kesici aldığınızda ağrıyı baskılamış oluyorsunuz, şifalandırmıyorsunuz. Kabloyu kestiğinizde göstergede ışık yanmıyor ama yüz kilometre gidince kanser oluyor, başlıyorlar tümörleri çekip çıkarmaya, çıkardıktan sonra muhtemelen birkaç sene sonra 'metastaz yaptı' deniyor.
alinti   http://74.125.77.132/search?q=cache:kYANVUOtvIIJ:www.aksam.com.tr/haber.asp%3Fa%3D84009,5%26tarih%3D14.07.2007+%C3%B6nce+zihin+sonra+beden&hl=tr&ct=clnk&cd=1&gl=tr&client=firefox-a

Hastalığın sebebinin, psikolojimizin ve çevresel etkenlerin enerji meridyeninde yaratıtığı tıkanıklık olduğunu anladıktan sonra,tedavide yapılan şey ise nefes yada enerji teknikleriyle tıkalı olan enerji bölgesinin açılmasıyla enerji akışının sağlanmasıdır.Böylelikle
bedenin bugun en yüksek tıp teknonojilerin yapamiyacağı,kendi iyileşme mekanizmasının çalışmasına izin vermiş oluruz..Eğer ki hastalık psikolojiden değilde,yani dış etkilerden yanlış ilaç kullanımı ,yanlış yiyecek v.s gibi sebeblerden dahi olsa, enerji ve nefes, meridyenlerdeki enerji akışını normal hale getirip,enerji ve nefesin olağanüstü etkisiyle beden iyileşme sürecine girecektir.




İnsanlar genelde alıştıkları ve kendilerine öğretilen şey bir hastalıktan kurtulmak için kolayca daha önceden üretilmiş bir ilac yada bitkiyi içip,kişisel çaba harcamadan düzelmek iyileşmek istiyorlar.Oysaki Kronik bir hastalıkta şifanın tamamiyle olması için kişinin bireysel çabaların gerçekten önemli bir yer tutuyor.Bana göre özellikle modern tıbbın kronik hastalıklarda çareyi bulamasının en önemli sebeblerinden biride budur.

Kronik hastalıklarda çözüm bulunamasının, sebeblerinide kısaca sayarsak.

*En önemli sebeb kronik bir hastalığın kişinin kendi kendine uygulayacağı tekniklerle Çözülebileceğine inanmama.Bunu gerçekten vurguluyorum çünkü insanların geçmişte bende dahil şifayı hep dışardan ilaç,bitki gibi birşeyden geleceğine inanması,reiki,nefes gibi
Tekniklerin toplum tarafından bilinmemesi ve öneminin yeterince anlatılamaması.


*Bazı insanların gerçekten ön yargılı ve kendilerine öğretilen mantığın dışındaki hiçbirşeyi kabul etmemeleri, arayış yada araştırma yapmamaları.Gerçekten çok kişiye anlatmaya çalıştım ama dalga geçenler,inanmayanlar inanmış gözükselerde pek üzerinde durmamışlardır.Ama bazı insanlarda tam tersi hemen denemiş uğraşmışlardır.

Özellikle insanlar el ile insanın kendi kendine şifa verebileceğine kesinlikle inanmak istemiyorlar.Enerjinin gerçekliğine inansalarda kronik bir hastalıkta faydası olacağına inanmiyorlar.Ama hep bir ilacın bulunması bir mucize gelmesi konusunda hemfikirler.



*Ayrıca Kolayca sonuç elde etme isteği ,belli bir süre sonuç elde edemiyince zamanla iyileşmeninin olasılığına olan umudun yitirilmesi.Yeterli sabır ve iradenin gösterilememesi.

*Hastalığı yaratan zihinsel süreçlerin önünene geçememek,sürekli aynı durumların yaşanması bilinçaltında öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret gibi duyguların çözülememesi.

*Sigara,yanlış beslenme,yanlış yaşam gibi hastalıkları oluşturan Çevresel negatiflerin tedavi süreçlerinde ortadan kaldıralamaması.

Modern tıp konusuna gelirsek, bana göre kronik hastalıklarda çözüm bulamaması konusunda ;
Modern tıbbın biyolojik beden anlayışının dışına çıkamıyışı,bütüncül beden anlayışının enerji meridyenleri ve akışı gibi konular üzerinde yeterince durmaması.

Nefes gibi doğru ve basit tekniklerin yeterince bilinmemesi ve anlatılamaması ,hastalıkları oluştururan zihinsel süreçlerin yokedilmesinde yeterli çalışmanın yapılmaması ve öneminin anlaşılamaması diyebilirim.

Öyleki kendi ülkemizde ben bugüne kadar hiçbir doktordan en azından nefes tekniklerinin öğrenmem gerektiğini duymadım,çünkü onlarada öğretilmediğini ve önemini yeterince bilmiyorlar diye düşünüyorum.Ayrıca Bütün bunlar yeterince bilinse ve uygulansa bu kadar ilaç bağımlığı ve kronik hastalıklara bu kadar sık olmayacaktır.
bknz http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html

İşte tüm bu sebeblerden kronik bir hastalıkta düzelme olmuyor,zaten enerji meridynleri anlaşıldığında insan bedenine yalnizca biyolojik olarak bakıp bölgsel
çözümle sorunu,ortadan kaldirmak pek mantıklı gözükmüyor....


Şimdi yavaş yavaş,kendi gizli potansiyelimizi bir alıntı yaparak başlıyayım.


Alıntı:
Kişisel Şifa gücümüz




Kendimizi iyileştirmek için kendi içimizdeki gücü kullanmak gerekiyor. Enerjmizi dengelemek ve hücre titreşim hızımız ayarlamak için kendi içimizde olan gücü harekete geçirmeliyiz .Yani farkındalığımız arttırarak vücudumzla gereken ilişki ve diyaloğu kurmalıyız. Böylece yeni programlarla vücudumuzdaki enerji aksaklıklarını düzeltir ve şifalanırız. Hepimiz kendi kendimizi şifalandırma yeteneğine sahibiz. Sadece bunu kabul edip harekete geçirmemiz yeterli. Farkındalığımızı arttırmak için de kendi içimize dönmeliyiz. Bedeneimizle iletişime kendimizi açmalıyız. Nerde nasıl bir tıkanıklık olduğunu bedenimiz bize kendi söyleyecektir. Sesine kulak verip enerjisel işaretlerini duymamız yeterlidir. Pekcoğumuz bu işaretlerin üzerinde durmuyoruz. Çünkü bedenlerimizle konuşabileceğimizi düşünmüyoruz. Sonunda kendimizi cihazlara emanet ediyoruz ve onların bedenimizin lisanını anlayacağını düşünüyoruz. Oysa hangi cihaz sevgi dili konuşur? Bedenin dili sevgi dilidir. Siz sevgisiniz. Bu yüzden cihazların bedeninizi anlayacğını düşünmeyin kendinizi sevin ve iletişime açık olun. Ancak o zaman bedenimzizin ne demek istediğini net bir şekilde anlarsınız. Cihazlar sadece ilerlemiş rahatsızlıkları tesbit edebilir. Cünkü artık gözle görülebilir hale gelmiştir. Beden, lisanı anlaşılmadığı için sizin beş duyunuza hitap eder şekilde problemini anlatmaya başlamıştır. Ancak bu noktada bedeninizi anlamaya odaklanıyorsunuz. Oysa problem coktan büyümüş vaziyette. Ondan sonra da bu gözle görülür sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedefliyorsunuz. Problemleri oluşturan kaynağı tedavi etmeyi değil. Bedenleriize eziyet ediyorsunuz. Şifa vermek bu değildir. Şifa vermek, sevgi yüklemektir. Sevgi en yüksek frekanstır. Bedene sevgi yüklediğinizde ona sıkıntı yaratan tüm düşük frekansları temizemiş olursunuz. Ve bedeniniz enerji alanını dengeler. Hücreleriniz yapısısnı dengeler. Atomlarınız titreşim hızlarını dengeler. Tüm bunlar dengelenince zaten beden şifalanmış olur.
Bizler tüm bunları gözönünde bulundurarak önce kendimizle bağlantı kurmalı ve bedenimizde oluşan problemleri görmeyi öğrenmeliyiz. Sonra da kendimize sevgi yükleyerek mevcut tüm rahatsızlıklarıortadan kaldırmayı yani enerji alanlarımızı dengelemeyi hedeflemeliyiz. Böylece ruh ve beden dengemiz oluşur. Enerjimiz vücudumuzda dengeli bir biçimde dolaşır. Şifalanmış oluruz.
Bedenimizin lisanı basittir. Hepimiz biraz farkındalıkla bu lisanı öğrenip kullanabiliriz. Problem olan bölgede ki enerji değişimi, değişik titreşimler en belirgin dikkat çekme yöntemidir. Bedeninizdeki herhangi bir organda normalde hissetmeye alışık olduğunuzdan daha yoğun bir titreşim hissederseniz o bölgede enerji dalgalanması vardır. Bunu fark ettiğiniz anda o bölgeye ve tüm vücudunuza yoğun sevgi frekansı gönderdiğinizi düşünürseniz, enerji açısından uygun tedaviye başlamış olursunuz. Bunu titreşimleri normal hissedene kadar sürdürmeniz yeterli olacaktır.
Konuyla ilgili olarak bknz Alternatif Sistemle Enerji dengesi : http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp




Şimdi hepimizn rahatça kendi kendimize yapabileceğimiz,basit ama etkili yöntemleri sıralamak isterim.



1- Kesiniikle ilk başta hastalığı oluşturan zihinsel sebebi bulmak lazım,yoğun stres ,sinir v.s tekrarlaması için eski bakış açılarını değiştirmek ve sürekli olumlamalar yapmak gerekiyor.Aksi takdirde ne kadar çok çalışsakta , kısa sürede yaşayağımız ağır bir stres tekrar aynı noktaya gelmemizi sağlayabilir.Öyleki insanın kendinisin mahvetmesi bir an, düzeltmesi aylarca sürebilir.Yani diyeceğim en önemli temel şey STRES ve SİNİR’in hayatımızda çıkarılması minumum düzeye indirgenmesidir.


“İnsanları üzen eşya ve hadiseler değil, onlar hakkında sahip olduğu düşüncelerdir.” Epiktetos


konuyla ilgili bknz :  http://www.ruhunyolculugu.com/hastaliklarin_ruhsal_sebepleri-t4480.0.html

Reiki ve hastalığın anlamı http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?p=63600#post63600

Kanser ve reiki : http://www.derki.com/sayfalar9/kanserreiki.html


Konuyla ilgili olarak,nlp,eft gibi tekniklerden yararlanabilirsiniz.Ayrıca Reiki 2 aşamada yapılan bilinçaltı tekniklerinin de büyük faydası olacağını düşünüyorum.Bu noktada geçmişte bastırdığımız öfke duyduğumuz olayların ve insanların bir an önce zihnimizden atılması ve yeni düşünce kalıplarının zihne yerleştirlmesi oldukça önemlidir.

Kendi deneyimime gelirsem aylarca çalışıp bedenimi iyi bir hale getirip tıkanıkları açmama rağmen,kısa sürede yaşadığım sinir ve stres hali bedenimde çok ağır tıkanmalar yaratmıştır.Özellikle negatif insanlar yaptığım tartışmalar,ilerdeğim yolda moralimi bozmuş sinirlerimi harap ederek bedenimde enerji tıkanmaları yaratmıştı.Bu etki öyle güçlü ki bir anda bedenimi zehirlemiş,kasılmasını sağlayarak enerji yollarını kapatmıştı.

Yine şimdi anlıyorum ki bu olayların olmasıda yaşamındaki yaptığım hataları ve bir insanın kendi kendini nasıl mahvedebileceğini görmemi sağlamıştır.Halada o tıkanmaları açmaya çalışıyor,insanlara ve olaylara bakış açımı değiştirmeye çalışıyorum.Yani diyeceğim o ki kronik bir hastalığın şifa sürecindeki,en temel nokta stres ve sinirin kesinlikle bedenden uzaklaştırmasıdır.Bununda çözülmesi için tabiki nefes ve enerji teknikleri bedeni temizleyerek bize çok yardımcı olacaktır.

Konuyla ilgili Osho’nun zihin ve beden ilişkisi kitabınada bakabilirsiniz.
Ayrica bknz http://www.stressandyoga.com/stres1.htm
Nil gün gibi yazarların kitaplarını okuyabilirsiniz., http://www.kuraldisi.com/enerjinizi_nasi...693_29.htm

Alıntı
KANSERİ BAKIŞ AÇILARINI DEĞİŞTİREREK YENİYORLAR

Tümüyle iyileşenler de var ama

Yaptıkları zihinsel gelişim nedeniyle iyileşmiştir. Kanser sonrası, psikolojilerini, bakış açılarını değiştirmeleri nedeniyle iyileşiyorlar. İnsan zihniyle iyileşmeyi dilemez, gücünü kullanmazsa, dünyanın en büyük doktoru ya da şifacısı onu iyileştiremez. 'Hekim yarayı sarar, gerisi hastaya kalır.' Japon bilim adamı Masaru Emoto, su molekülleri üzerine bilim dünyasını sarsan bir deney yaptı: Buz kristallerinin mikroskop altında fotoğraflarını çekti. 'Seni seviyorum' yazan buz kristali, mükemmel bir kar tanesiyken, 'senden nefret ediyorum' denen su molekülü kahverengimsi bir hal aldı. Mozart dinletti, rock dinletti, Türkiye haritası gösterdi, Amerika haritası gösterdi; suyun her veriye karşı farklı bir tepki verdiğini gördü. Bilim dünyası ayağa kalktı; insan düşünce gücüyle su moleküllerinin yapısını etkileyebiliyorsa, insan vücudunun yüzde 70'i su ise, düşünce gücümüzle vücudumuza hükmedebiliriz demektir.

Çok hayat dolu insanlar da kanser olabiliyor

Zihnimizle verdiğimiz oy bir oydur, bilinçaltımızla verdiğimiz oy 99. Çok hayat dolu gördüğümüz insanların içinde o kadar büyük öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret oluyor ki! Annem de kanser hastasıydı ve 'Sence kanser olmayı seçebilir miyim, saçma konuşuyorsun' dedi. İnsan bilinçli olarak kanser olmayı istemez ama bilinçaltı denilen koca bir dünya var.
alinti bknz aksam gazetesi




2 - Reiki yi düzenli,aksatmadan uygulayın.bol bol kendi kendine el ile tarama yapilabilirsiniz.Özellikle hastalık iç organlarda ise kalp bölgesinden aşağıya doğru çok yavaşca elinizi tarayın.Bu tıkanıklığın açılmasında gerçekten etkili oluyor.
Ayrıca sorunlu bölgede fazladan durulanabilinir.Özellikle kronik hastalıklarda enerji tıkanıkları yoğun olduğundan el pozisyonlarında daha uzun süre durmakta yarar var.Bunuda alışkanlık haline getirerek televizyon izlerken elinizi herhangi rahat bir pozisyonda rahatca tutabilirsiniz.

Ayrıca yine çift el tost pozisyonu şeklinde bir el vücudun önünde diğeri arkada olarak bekletebilirsiniz.Sorunlu bölge
üzerinde daha yoğun bir etki bırakacaktır.

Alinti:
Tam bir Reiki seansı 60 ila 90 dakika sürer. Tüm bedene ve hasta bölgeye enerji verilir. İlk kez uygulanıyorsa, üç gün üst üste uygulanması iyi olur. Kronik hastalıklar için daha sık ve yoğun Reiki uygulanır. Kaç seansta tam sonuç alınacağı, iyileşme sağlanıp sağlanamayacağı bilinemez, tıpkı tıp garanti vermediği gibi biz de veremeyiz. Bu bizim yönettiğimiz bir süreç değildir, bedenin enerjiye verdiği cevap önemlidir.


Bu süre 5 dakikadan başlayarak uzayabilir çünkü hastalık kroniktir ve uzun süreli olarak vücudumuzda birikmiştir.


Zaten zamanla enerji meridyenlerimizi temizleyerek bedensel farkındalığımız artıkça bedenimiz bize hangi bölgenin ne kadar çok enerjiye ihtiyacı olduğunu kendisi söylecektir.

Bu noktada kişiler enerjiyi hissetme konusunda kendi farkındalıkları düşük,bedenleri tıkanmaların yoğun olduğundan hissetmeleri uzun zaman alabilir.Örneğin ben 2-3 ay hiçbirşey hissetmemiştim,ancak kararlı olup enerjiyi bir alışkanlık haline getirince sonunda sadece ısı olarak hissetmekle kalmayıp enerji akışını net olarak vücudumda titreşim ve akış olarak hissetmeye başladım.

Önemli olan düzenli ve sürekli yapmaktır , yani birgün yaparım birgün yapmam gibi bir mantıkla ilerlemiş hastalıklarla mücade etmek pek mümkün gözükmüyor,buda öyle çok zorlamadan televizyon izlerken , kitap okurken eli pozisyonlar üzerine koyarak basitçe uygulayabilir.

Reiki ile ilgii uygulama ve bilgiler için :  http://www.reikilink.com/reiki.htm

Uygulamalarda özellikle kronik hastalıklarda geçici bir süre bedenimzide birikmiş hastalıklar su yüzüne çıkabilir,yine bu noktada kararli olmak morali bozmamak ve çalışmayı sürdürmek önemli.Örneğin kendi yaşadığım tansiyon problemi çalışmaya başladıktan bir süre sonra dahada yükselmeye başladı gerçekten çok zorlandığımı,hatta bu süreçte korktuğumuda söyleyebilirim ama herşeye rağmen iyileşmeye duyduğum inanç sayesinde çalışarak tansiyonu düşürmeyi başarmıştım,bugün modern tıbbın baskılayarak sorunu cözdüğü,tansiyon aslinda cözülebilir,ancak tabiki hastalığın oluşum sürecine göre zaman uzayacaktır.Bu yüzden şuzaman düzelecek diye kesin bir tarih verilemez.Hastalığın tamamiyle ortadan kalkması kısa sürede sürebilecekken,çok uzun zaman alabilir.


Bu süreçte arınma sürecine gelirsek :

 ilk arınma döneminde bedenimizin dışa açılan her gözeneğinden sürekli bir toksin atışı gerçekleşir:
- Aşırı terleme
- Dışkı düzeninin bozulması, renginin değişmesi
- Sık aralıklarla ve bol idrar yapma, renk değişikliği
- Geğirme, yellenme
- Öksürme, balgam çıkarma, tükürük birikmesi
- Gerinme, esneme ihtiyacı, esnemeyle gelen gözyaşı...
Bunların hepsini ya da sadece birkaçını yaşayabileceğimiz gibi, önce de söylediğimiz gibi belki de hiç biriyle karşılaşmayacağız. Ancak görülmesi normal olan bu etkiler birkaç gün içinde başlar ve azalarak genelde bir hafta içinde normale döner. Bu noktada en önemli şey Reiki vermeyi aksatmamaktır.
Dikkat edilecek noktalar:
İnisiyasyondan birkaç gün öncesinden başlayarak, tüm 21 günlük arınma süresi boyunca alkol alınmaması, aşırı yağlı, baharatlı yemeklerden ve kırmızı etten kaçınılması, çay, kahve, şeker, sigara tüketiminde mümkün olduğunca azaltmaya gidilmesi, aşırı stres ortamından mümkün olduğunca uzak durulması Reiki'nin çok çabuk etkisini göstermesi açısından gereklidir. Reiki uygulamasını gerek kendimize gerekse başkasına yapacağımız zaman kendimizin ve uygulayacağımız kişinin son 24 saat içinde alkol almamış olmasına dikkat etmeliyiz. Alkol enerji kanallarını olumsuz etkiler, Reiki’yi işlevsiz bırakır.
Arınma süresi sonrası normal yaşantımızda, sıraladığımız bu zararlı unsurların olumsuz etkileri de aşırıya kaçılmadığı sürece bir ölçüde Reiki sayesinde kontrol altında tutulabilecektir.


Reiki uygulamasında dikkat edilecek bazı başlıklar:


.Kalp hastalarında ellerinizi direkt kalp üzerine koymayın.

.Şeker hastalarında insülin seviyesini bilerek çalışın, eğer hypoglisemi (şeker değerinde normal değerlerin altına düşme) söz konusu ise Reiki vermeyin.




Ayrıca enerjiyi uygularken bedenizide sorunlu bölgeye doğru sipiral şeklinde enerjiyi döndürebilirsiniz.Bunuda vucudunuzdaki
ayak parmaklari gibi bölümleri dokunmadan hissetmeye çalışın.Zamanla kendi kendine vücudunuzda enerjiyi gezdirmeyi geliştrebilirsiniz.


Reiki eğitimiyle ilgili olarak yakından birebir eğtim almakta yarar var ,olanaklar yoksada forumda http://www.ruhunyolculugu.com/reiki_uyumlama-b145.0/ bölümünden talep edebilirsiniz.
Eğer hiçbirsey yapamiyorsaniz elinizi vücüunuzua koyarak hergun bekletin , belli bir süre sonra enerji elinizde aktive olabilir,zamanlada
nefes teknikleriyle enerji seviyeniz güçlendikce elinzdeki enerji dahada güçlü hale gelebilir tabiki çalışmak lazım,eğitimde almaktada fayda var işte size
kalmış birşekilde doğamızda varolan şifa gücünü yeterki kullanalim : )





3- Nefes teknigiyle öncelikli olarak nefesi diyaframa indirip aşagıdan nefes almaktır,ayrıca doğru nefesi alışkanlık haline getirmek lazım.Gerçekten tıkali bölgelerin açılmasında enerji ile beraber çok güçlü bir etki oluyor.Konuyla ilgili olarak buraya bakabilirsiniz.
http://www.uzmantv.com/konu/dogru-nefes-almayi-ogrenin
Amaç nefesin akciğerlerden diyafram nefesiyel alt bölgeye ve bütün organlara doğru gitmesini sağlamaktır.
http://www.stressandyoga.com/Yogaistatistik.htm
Ayrıca konu ile ilgili olarak nefes düzenininiz düzeltilmesi ve doğru uygulamaları öğrenmek için transformal nefes gibi eğitimlere katılabilirsiniz.
http://www.drpozitif.com/Dogru_Nefes_Alma.htm


Diğer yandan doğru ve kontrollü nefes alıp vermemizin bir çok faydası vardır. Örneğin kalbin ritminin düzelmesiyle kan basıncının düşmesi, kan dolaşımının hızlanması, sindirimin kolaylaşması, stresle daha kolay başa çıkabilme, anti-depresan ilaçlara bağımlılığı ve uyku düzensizliğini ortadan kaldırma bunlardan bir kaçıdır.

 
Peki Nasıl?

Bu faydaları düşününce günlük yaşamamızda "Nasıl doğru nefes alıp vermeliyiz?" sorusunu cevaplamak gerekir. Doğru nefes alma Dünya Sağlık Örgütü'nün standartlarına göre:

    * Ciğerleri dakikada 4 ile 6 litre arasında hava ile doldurmak.
    * Nefes alıp verirken göğüs yerine diyaframı hareket ettirmek: Çünkü diyaframın kullanılması daha ağır ve her seferinde daha fazla hava teneffüs etmemizi sağlar. Ayrıca diyaframın hareket etmesi karın bölgesindeki organlara masaj etkisi yaparak göğüs ve karın boşluğundaki basınç farklılığını ortadan kaldırır. Mide ve safra kesesinin yukarı hareketini engelleyerek, reflüyü (mide suyunun yemek borusuna ve daha yukarlara çıkması) ve çeşitli safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir.
    * Solunumu ağız yerine burundan yapmak. (Ağızdan nefes almak nazal bölgede ve bronşlarda istenmeyen mukozalı salgılara yol açabilir.)

Doğru nefes alıp veremeyen insanlar karbondioksite daha duyarlıdır; karbondioksitli ortamlarda daha sık ve kısa nefes alıp verirler. Düzenli solunum yapan insanlarda karbondioksitli ortamlarda, heyecan ve stres sırasında, daha normal tepkiler verirler, kırmızı kan hücreleri oksijeni organlara daha kolay taşır.

 

Ara sıra yapılan nefes egzersizi de doğru nefes alıp vermemize yardımcı olacaktır. Basit, fakat faydalı bir nefes egzersizinin adımları şöyledir:

   1. Burnunuzdan yavaş bir şekilde ama alabildiğinizce çok nefes alın.
   2. Sonra yine yavaş bir şekilde ağzınızdan verin.
   3. (1) ve (2)'yi bir kere daha tekrarlayın.
   4. Şimdi de burnunuzdan nefes almaya başlarken ağır ağır dörde kadar sayın.
   5. Nefesi vermeye başlarken de altıya kadar sayın.
   6. Nefes vermeyi, nefes almaktan daha yavaş yaptığınızdan emin olun.
   7. Nefes verirken kaslarınızın rahatladığını ve gevşediğini hissedin.
   8. Bu nefes egzersizini gerildiğiniz veya bunaldığınız herhangi bir yerde ve zamanda yapabilirsiniz.
   9. Günde en az 40 kere derin nefes alıp verin.

Eğer sigarayı yakın bir zamanda bırakmışsanız, derin nefes alıp vermek oksijen alım miktarını yükselterek sigaranın zararlı etkilerini kısa zamanda azaltacaktır.
Not : bu sadece örnek bir uygulama kendi bedeninize ve hastalığınıza göre ( yüksek tansiyon ,düşük tansiyon v.s ) eğtim almanızdada yarar olabilir.




4- Bol bol doğaya çıkın güneşli rüzgarli havalarda ormana yada deniz kenarina gidebilrsiniz,büyük gövdeli ağaclarin (çınar, meşe v.s çevresinde oturun ellerinizi birbirine sürtün ve dua edergibi açın ve bol bol derin nefes alın.Güneşin bedeninze değmesine izin verin.Denize girme imkanınz varsa, denize girin bu özellikle üzerinizdeki negatif enerjinin atılmasına yarıyacak bedenin rahatlamasını sağlıyacaktır.
Ayrıca vücudun iyileşme potansiyelin çalışmasını sağlayan enerji meridyenlerinin açık olmasıdır,buda demek oluyorki enerji bedeninizi nefes ve enerji ile nekadar iyi temizlerseniz doğayla enerji bağlantınız o kadar iyi olur ve bedenin mükemmel çalışan potansiyeli ortaya çıkar.
Konuyla ilgili bknz.Doğadan ve ağaçlardan enerji alımı
http://www.ruhunyolculugu.com/sifali_bitkilerdogal_yontemler/ynt_dogadan_ve_agaclardan_enerji_alimi-t1015.0.html



5.El ile Kulak bölgesine parmak ile el akapunkturu yapabilirsiniz.
Aslında reiki 2.pozisyonda bu etki mümkün ama yine farklı bir etkisi oluyor.Deneyerek uygulayın derim.

Refleksoloji olarak geçen bu uygulamalarda şu şekilde:
Kulaktaki her bölge vücuttaki eş organa denk gelmektedir.İğnesiz de olsa parmakla kulağa bastırmak gerçekten etki ediyor.Sizde deneyebilirsiniz.Konuyla ilgili bknz http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=79228

Akupressur, Akupunktur tedavisinde uygulanan diğer bir metodudur ve
noktalara parmak veya buna benzer herhangi bir şekildeki tazyikle yapılan mesajdır.
Vücudunuz ağrıdığında tek yapacağınız şey, kulaklarınıza masaj yapmaktır.
Kulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak,
masaj yapın. İlk anda bazı noktalar acıyacaktır ( bunlar bedendeki
ağrıyan bölgelerin kulaktaki refleks noktalarıdır),
ama kısa bir süre sonra bu ağrılar kaybolacaktır.
2 -3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olacaktır,
isterseniz bu süreyi uzatabilirsiniz de.
Zaten masajın sonuna doğru bedeninize bir sıcaklığın yayıldığını ve ağrılarınızın azaldığını hissedeceksiniz.
Hiç bir yan etkisi olmayan bu uygulamayı her zaman her yerde kendinize ve ağrısı olan yakınlarınıza uygulayabilirsiniz.
Önemli olan kulağın her noktasına dokunmanızdır. Kulağınız size hemen yanıt verecektir. Zira kulaklar bedeni hisseder, görür ve duyar



6-Bedenin iyileşmesine izin vermek için özellikle yediğiniz yiyeceklere dikkat edin ilgili organı zarar verecek yanlış beslenme,alışkanlıklarından vazgeçin.Özellikle gerektiği kadar yiyip sisteminizi zorlamayın ve bol bol su ve yeterli meyve ve sebze yiyin.Kola,asitli içecekler yapay gıdalarlardan kaçının.Hem iyileşmek isteyip hem sigara içmek yada mideyi tıka basa doldurarak yanlış beslenmek mantık dışıdır.Ayrıca hastalığınızın türüne göre ilgili organı yoracak yiyecek ve sıvı tüketiminden kaçının.



7.Doğru ve derin düzenli bir uyku düzenini hayatınıza geçirin.Çünkü uyku sırasında vücut kendi kendini yenilemekte ve pek çok pozitif değişim olmaktadır.

Eğer kesik kesik yada uyumama sorunlarınız varsa enerji ve nefes uygulamalı ile zamanla bununda düzeleceğini düşünüyorum.

Konuyla ilgi ayrıca bknz
http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC.html
Alıntı:
Günde ne kadar uyku gerekli?

Bu bünyeye göre değişir. Ortalama olarak beş ve sekiz saat arasında bir zaman söz konusu. Kişi sabah kalktığında kendini kaç saatlik uykuyla zinde hissediyorsa, onun için ideal olan süre o kadardır.



8.Müzik : ) Doğa sesleri ve şifa için hazırlanmış müzikleri özellikle tavsiye ederim,doğayada bakarsanız herşeyin insanın iyileşmesi ve iyi hissetmesi için tasarlanmış olduğunu görebiliriz,bu yüzdendir ki yine bir enerji olan müzik bedenimiz üzerinde pozitif etkileri gözardı edilmemelidir.Konuyla ilgili olarak geleneksel türk şifa müzikleri sitesine bakabilirsiniz. http://www.tumata.com/muzikletedavi.html
Reiki ve meditasyon müziklerinide ve Nature Sound Therapy http://www.download.com/Natura-Sound-Therapy/3000-2054_4-10068715.html?tag=mncol
ayrica konuyla ilgili bknz : adli programı tavsiye ederim. http://www.indigodergisi.com/muziklesifa_02.htm



9.Ayrıca forumda yeralan farkli meditasyonlar , imgeleme teknikleri,yoga gibi konuları araştırın geliştirn.olumsuz düşüncelerden olaylardan insanlardan uzak durun karşılaşsanızda yeni düşüncelerle kolayca atlatın.




10-''Egzersiz: Günlük kısa yürüyüşler bile enerji artırıcı özelliğe sahiptir. Bedensel hareket, kendi enerjisini üretir. Yorgunluktan bitap düştüğünüz, canınızın kıpırdamak bile istemediği bir günde, kendinizi zorlayıp 15-20 dakika bile yürüdüğünüzde ya da hafif bir egzersiz yaptığınızda canlandığınızı hissedeceksiniz. Deneyin, görün. Egzersiz fiziksel ve zihinsel sağlık için, sağlıklı beslenmek kadar önemli.
Yoga, Pilates, Qigong, Tai Chi gibi günlük sakin egzersizler de enerji artırıcıdır.''Alinti

Birde eğer vücut pozisyonunda yanlış bir duruş var, düzgün enerji akışının kazanılması için doğru duruşun kazanılması gerekiyor,konuyla ilgili olarak
Bknz: Aleksander Tekniği :
http://www.minidev.com/atip/tip_alew.asp



11.Hergün kendinize olumlama yapın,hastalığın düzeleceğini imgeleyin iyileşmeye kalbinizle inanın,icinizden hergun iyi olacağınızı tekrarlayın,unutmayın insanin kendi potansiyeli yanında hastalıklar çok basit kalabilir.
Bknz : http://www.hipnoterapi.com/yimgelem.htm
ayrica bknz Relaksoloji
http://www.egemeta.com/Trk/Books/iig.asp


Ruhsal Yaşam Kuralları

Bunu takip eden yedi yıl, Kyoto kentinin varoşlarındaki bir şifahanede, hastaları iyileştirmek için çalışır. Amacı, tedavi ettiği dilencileri tekrar topluma kazandırıp, çalışmalarını sağlamaktır. Fakat bir süre sonra tedavi ettiği dilencilerin tekrar şifahaneye geri döndüğünü fark eder. Usui sarsılmıştır, kendi kendine bu kişilerin neden yeniden buraya döndüğünü sorar. Ve Usui, fiziksel bedenin hastalık belirtilerini iyileştirdiğini, fakat yeni bir yaşam tarzı aktaramadığını fark eder. Bu durum onu Ruhsal Yaşam Kuralları'nı oluşturmaya yöneltir:

Özellikle bugün özgür ve mutlu ol.

Özellikle bugün sevin.

Özellikle bugün korunmaktasın.

Şuurlu olarak anı yaşa.

Bereketleri müteşekkirlikle kabul et.

Aileni, öğretmenlerini ve büyüklerini say.

Ekmeğini dürüstçe kazan.

Başkalarını kendin gibi sev.

Her şey için müteşekkir ol ve tüm canlılara karşı sevgi dolu davran.



Unutmayalım ki başımıza ne gelirse gelsin bu hayatta herzaman daha da kötü durumda olan insanlar olacaktır,herşeye rağmen sağlığımız bozulsada şükretmek ve bütün bunların hayat yolculuğumuzun bir parçası olduğunu ,kendimizi suçlamak yerine yaşamı olduğu gibi kabul etmek , öfke duyguduğumuz insanları olayları affetmeli içimizde biriken negatif düşünceleri bedenimizden attığımız gibi,zihnimizdede atmalıyız.


Bütün bu anlatıklarım, gözünüze çok zor gibi görünsede aslında uygulamaya geçirilip alışkanlık haline getirildiğinde yemek içmek nefes almak gibi bir hal alır.Zaten kronik bir hastalıkla başa çıkmakta bu şekilde olur.

Özellikle arınma sürecinde bedende birikmiş olan tıkanıklar sizi biraz zorlayabileceğinden ailenizden birilerininde Reiki eğitimi alarak size destek olmasında yarar olduğunu düşünüyorum.
Belli bir sürede enerji seviyesi çok düşük olacağından enerji desteği bir uygulayıcı tarafından alınabilinir.

Umarım kronik hastalıklarla uğraşan benim gibi insanlara güzel birşeyler verebilmişimdir.Sizlerde deneyimlerinizi paylaşırsanız bu yolda yürüyen insanlara yardımınız olur diye düşünüyorum.
Konuyla ilgili sizde ekleyeceğiniz birşeyler varsa mutlaka ekleyin elbette yeni teknikler yeni düşüncelerle zenginleştirilebilir.

Eğer bütün bu dediklerim ve sizin kendi bulduğunuz olumlu yöntemler kararlı ve düzenli bir şekilde bütüncül olarak uygulanırsa,bence hiçbir kronik ağır hastalık bunun yanında çok uzun süre bedende kalamayacaktır : )

Sonuç olarak kronik bir hastalığı vücudumuzdan tamamiyle atmak zor ve imkansız gözüksede olsada hayatımızda yapacağımız bazı değişikliklerle güzel sonuçlar alacağımıza inaniyorum.

Yine Kronik bir hastalık olan ms konusunda,çaresiz denilen hastalığı yenmiş birisi tarafından güzel ve anlamlı bir röpartajın oldugu linke bakabilirsiniz. http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC.html



Alıntı:
Beden gözle görünen ruhtur ve ruh gözle görünen bedendir. Beden ve ruh hiç ayrılmaz, birbirinin parçasıdır, bir bütünün parçalarıdır. Bedeni kabullenmelisin, bedeni sevmelisin, bedene saygı duymalısın, bedene minnettar kalmalısın…
Beden var olan en karmaşık mekanizmadır – tam anlamıyla bir şaheser! alinti OSHO – Beden ile zihni dengelemek





Kainatin küçük bir hali olan insan bedeninde,hertürlü iyileşme mekanizması mevcuttur.Amaç doğadan kopardığımız bedeni yeniden doğaya açmaktır.Şifa bizdedir,evrendedir : )
Herşey içimizdedir başka yerde aramayalım,gülmeyi ve şükretmeyide unutmayalım,ve umudumuzu kaybetmeden sabırla çalışalım,koptuğumuz doğaya ve doğamıza dönelim,derim : ) Sevgilerle

Çevrimdışı dygkrkz

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 3
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #1 : 15 Temmuz 2009, 18:35:20 »
belli ki çok emek harcanarak hazırlanmış bir yazı uzunluğu insanın gözünü biraz korkutsa da :icon_compress: 200 sayfalık bi kitapta bulabileceğin hersey kısaca anlatılmıs
ellerine sağlık:)
verdiğin ek sayfaları da inceledim
http://www.download.com/Natura-Sound-Therapy/3000-2054_4-10068715.html?tag=mncol
burdaki program süper herkese tavsiye ederim... :thumbsup: :thumbsup: :thumbsup:

Çevrimdışı fantastic

  • fantasticvolk
  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1261
    • Fantasticvolk's Magical World
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #2 : 09 Eylül 2009, 01:48:51 »
rica ederim : ) beğenmenize ve değerini anlamanıza sevindim , gerçekten kronik bir hastalıkla uğraşmak çok zor
 ancak insan zihnini ve bedenini belirli bir disiplin altına alabilir ve rahat olmayı öğrenebilirse herşeyi Allah'ın izniyle başarabilir.

Elbetteki çalışmak ve sabırlı olmak gerekiyor.İnsan kendindeki mucizeyi ve şifa gücünü görebilsin yeter : ) O program çok güzel gerçekten bende tavsiye ederim neredeyse hergün kullanıyorum :) Ayrıca bu yazıyı ihtiyacı olan internete giremeyecek insanlar varsa çıktısını alıp kitapçık olarak ulaştırabilirsiniz.Umarım daha çok kişiye ulaşır ve insanlar kendi kendilerine şifayı bulabilirler,  sevgilerle :)

Çevrimdışı vurgun

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 14
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #3 : 16 Eylül 2009, 01:24:34 »
http://www.download.com/Natura-Sound-Therapy/3000-2054_4-10068715.html?tag=mncol
önce tüm dostlara bu programi indirmelerini tavsiye ediyorum 
verdiginiz bilgiler o kadar güzelki herkez faydalanmali bence büyük bir emek vermissiniz yüreginize emeginize saglik saatlerdir bu konuyu okuyorum gözlerim bozuk oldugu halde ama faydasini görecegime eminim yazilinlar cok tesekkürler tekrar allah sizlerden razi olsun ben bu grubu sabah aciyorum yatana kadar devamli acik okuyorum hep
sevgiyle kalin

Çevrimdışı nihalimtrak

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #4 : 02 Ekim 2009, 15:53:23 »
Çıktısını aldım ben de bu yazının teşekkürler  :thumbsup:

Çevrimdışı TUNCER

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 402
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #5 : 02 Ekim 2009, 16:37:37 »
Değerli  fantastic, çok güzel bir yazı olmuş. Deyim yerindeyse eğer; "All in one"... Eline ve emeğine sağlık...Teşekkürler.

Çevrimdışı fantastic

  • fantasticvolk
  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1261
    • Fantasticvolk's Magical World
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #6 : 02 Ekim 2009, 19:04:47 »
Alıntı
Çıktısını aldım ben de bu yazının teşekkürler 
rica ederim , özellikle kronik hastalığı olan ve çaresizce bekleyen insanlarada ulaştrabilrsiniz,belki sadece ilaçlar yada bitkilerde çözüm aramak yerine kendi bedenleri için birşey yapmaya başlayabilirler : )

Alıntı
Değerli  fantastic, çok güzel bir yazı olmuş. Deyim yerindeyse eğer; "All in one"... Eline ve emeğine sağlık...Teşekkürler.

Rica ederim sevgili tuncer , gerçekten ilerlemiş sorunlar için bütünsel bir tedavi anlayışı yapmak çok önemli ,zihin değişmeden hastalık çözülmeyeceği gibi bedende temizlenmeden sağlık geri gelmiyor , nefes , meditasyon , reiki gibi teknikler bir arada kullanıldığında güzel sonucların mutlaka geleceğine inaniyorum , sevgilerle : )

Çevrimdışı gece yolcusu

  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 278
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #7 : 02 Ekim 2009, 19:43:16 »
Emeğinize sağlık , çok güzel özetlemişsiniz.Bu yolculukta sonuçta gelinen son nokta hep aynı sanırım. Önce kendi farkındalığımız  ve arınma -dengelenmelerimiz. Tüm güç bizim içimizde ve herşeyi yapanda bizim zihnimiz. Bozacak olanda düzeltecek olanda yine bizleriz.
Tekrar teşekkürler...

Çevrimdışı shamantwins

  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 2082
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #8 : 04 Ekim 2009, 07:17:31 »




Öncelikli olarak alternatif bakış açısıyla alıntı yaparak,hastalığın ne olduğunu ve nedenlerini anlamamızda fayda var diye düşünüyorum.

Enerji akışımızı değiştiren, sekteye uğratan, hastalığa sebep olan unsurları incelediğimizde bunların; negatif düşünceler, zihinsel karışıklık, doğru nefes almama, düzensiz beslenme, hareketsizlik olduğunu görüyoruz. Ve böylece hastalığı bizim yarattığımız ortaya çıkıyor.

Hemen pozitif tarafından gözden geçirelim. Eğer hastalığı biz yaratıyorsak o zaman tekrar yok edebilir, iyileştirebiliriz.''











 
Alıntı
Hastalıkları neden yaratıyoruz size göre?

Basit bir mekanizma ile ortaya çıkıyor. Tüm hastalıklar önce bizim zihnimizde, enerji bedenimizde yani ruhumuzda yaratılır. İddialı görünecek ama aslında çok basit, herkes biraz kalbini açıp, yargıları bir yana bıraksa, bunu kabul eder, işin özü bu. Yaşadığımız her şeyin sorumlusuyuz aslında. Bu kötü bir laf. İnsanlar bununla yüzleşmeyip, kurbanı oynamayı seviyorlar. 'Çok şansızdım böyle bir şey oldu' diyor. Mesela arabada bir sorun var, yağ lambası yanıyor Tamirci iki şey yapar; ya göstergeyi açıp kabloyu keser ya da motoru açıp oraya yağ koyar. Modern tıp cerrahi yöntemlerle ya da semptomları baskılayarak, kabloyu kesen tarafta duruyor. Ağrı kesici aldığınızda ağrıyı baskılamış oluyorsunuz, şifalandırmıyorsunuz. Kabloyu kestiğinizde göstergede ışık yanmıyor ama yüz kilometre gidince kanser oluyor, başlıyorlar tümörleri çekip çıkarmaya, çıkardıktan sonra muhtemelen birkaç sene sonra 'metastaz yaptı' deniyor.
alinti   http://74.125.77.132/search?q=cache:kYANVUOtvIIJ:www.aksam.com.tr/haber.asp%3Fa%3D84009,5%26tarih%3D14.07.2007+%C3%B6nce+zihin+sonra+beden&hl=tr&ct=clnk&cd=1&gl=tr&client=firefox-a

Hastalığın sebebinin, psikolojimizin ve çevresel etkenlerin enerji meridyeninde yaratıtığı tıkanıklık olduğunu anladıktan sonra,tedavide yapılan şey ise nefes yada enerji teknikleriyle tıkalı olan enerji bölgesinin açılmasıyla enerji akışının sağlanmasıdır.Böylelikle
bedenin bugun en yüksek tıp teknonojilerin yapamiyacağı,kendi iyileşme mekanizmasının çalışmasına izin vermiş oluruz..Eğer ki hastalık psikolojiden değilde,yani dış etkilerden yanlış ilaç kullanımı ,yanlış yiyecek v.s gibi sebeblerden dahi olsa, enerji ve nefes, meridyenlerdeki enerji akışını normal hale getirip,enerji ve nefesin olağanüstü etkisiyle beden iyileşme sürecine girecektir.




İnsanlar genelde alıştıkları ve kendilerine öğretilen şey bir hastalıktan kurtulmak için kolayca daha önceden üretilmiş bir ilac yada bitkiyi içip,kişisel çaba harcamadan düzelmek iyileşmek istiyorlar.Oysaki Kronik bir hastalıkta şifanın tamamiyle olması için kişinin bireysel çabaların gerçekten önemli bir yer tutuyor.Bana göre özellikle modern tıbbın kronik hastalıklarda çareyi bulamasının en önemli sebeblerinden biride budur.

Kronik hastalıklarda çözüm bulunamasının, sebeblerinide kısaca sayarsak.

*En önemli sebeb kronik bir hastalığın kişinin kendi kendine uygulayacağı tekniklerle Çözülebileceğine inanmama.Bunu gerçekten vurguluyorum çünkü insanların geçmişte bende dahil şifayı hep dışardan ilaç,bitki gibi birşeyden geleceğine inanması,reiki,nefes gibi
Tekniklerin toplum tarafından bilinmemesi ve öneminin yeterince anlatılamaması.


*Bazı insanların gerçekten ön yargılı ve kendilerine öğretilen mantığın dışındaki hiçbirşeyi kabul etmemeleri, arayış yada araştırma yapmamaları.Gerçekten çok kişiye anlatmaya çalıştım ama dalga geçenler,inanmayanlar inanmış gözükselerde pek üzerinde durmamışlardır.Ama bazı insanlarda tam tersi hemen denemiş uğraşmışlardır.

Özellikle insanlar el ile insanın kendi kendine şifa verebileceğine kesinlikle inanmak istemiyorlar.Enerjinin gerçekliğine inansalarda kronik bir hastalıkta faydası olacağına inanmiyorlar.Ama hep bir ilacın bulunması bir mucize gelmesi konusunda hemfikirler.



*Ayrıca Kolayca sonuç elde etme isteği ,belli bir süre sonuç elde edemiyince zamanla iyileşmeninin olasılığına olan umudun yitirilmesi.Yeterli sabır ve iradenin gösterilememesi.

*Hastalığı yaratan zihinsel süreçlerin önünene geçememek,sürekli aynı durumların yaşanması bilinçaltında öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret gibi duyguların çözülememesi.

*Sigara,yanlış beslenme,yanlış yaşam gibi hastalıkları oluşturan Çevresel negatiflerin tedavi süreçlerinde ortadan kaldıralamaması.

Modern tıp konusuna gelirsek, bana göre kronik hastalıklarda çözüm bulamaması konusunda ;
Modern tıbbın biyolojik beden anlayışının dışına çıkamıyışı,bütüncül beden anlayışının enerji meridyenleri ve akışı gibi konular üzerinde yeterince durmaması.

Nefes gibi doğru ve basit tekniklerin yeterince bilinmemesi ve anlatılamaması ,hastalıkları oluştururan zihinsel süreçlerin yokedilmesinde yeterli çalışmanın yapılmaması ve öneminin anlaşılamaması diyebilirim.

Öyleki kendi ülkemizde ben bugüne kadar hiçbir doktordan en azından nefes tekniklerinin öğrenmem gerektiğini duymadım,çünkü onlarada öğretilmediğini ve önemini yeterince bilmiyorlar diye düşünüyorum.Ayrıca Bütün bunlar yeterince bilinse ve uygulansa bu kadar ilaç bağımlığı ve kronik hastalıklara bu kadar sık olmayacaktır.
bknz http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html

İşte tüm bu sebeblerden kronik bir hastalıkta düzelme olmuyor,zaten enerji meridynleri anlaşıldığında insan bedenine yalnizca biyolojik olarak bakıp bölgsel
çözümle sorunu,ortadan kaldirmak pek mantıklı gözükmüyor....





Kendimizi iyileştirmek için kendi içimizdeki gücü kullanmak gerekiyor.
 Bedenimizle iletişime kendimizi açmalıyız. Nerde nasıl bir tıkanıklık olduğunu bedenimiz bize kendi söyleyecektir. Sesine kulak verip enerjisel işaretlerini duymamız yeterlidir. Pek coğumuz bu işaretlerin üzerinde durmuyoruz. Çünkü bedenlerimizle konuşabileceğimizi düşünmüyoruz.
 Bedenin dili sevgi dilidir. Siz sevgisiniz.

Bedenimizin lisanı basittir. Hepimiz biraz farkındalıkla bu lisanı öğrenip kullanabiliriz.






Alıntı
KANSERİ BAKIŞ AÇILARINI DEĞİŞTİREREK YENİYORLAR

Tümüyle iyileşenler de var ama

Yaptıkları zihinsel gelişim nedeniyle iyileşmiştir. Kanser sonrası, psikolojilerini, bakış açılarını değiştirmeleri nedeniyle iyileşiyorlar. İnsan zihniyle iyileşmeyi dilemez, gücünü kullanmazsa, dünyanın en büyük doktoru ya da şifacısı onu iyileştiremez. 'Hekim yarayı sarar, gerisi hastaya kalır.'

Zihnimizle verdiğimiz oy bir oydur, bilinçaltımızla verdiğimiz oy 99. Çok hayat dolu gördüğümüz insanların içinde o kadar büyük öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret oluyor ki! Annem de kanser hastasıydı ve 'Sence kanser olmayı seçebilir miyim, saçma konuşuyorsun' dedi. İnsan bilinçli olarak kanser olmayı istemez ama bilinçaltı denilen koca bir dünya var.
alinti bknz aksam gazetesi



insan zihni beyninin üzerinde büyük bir güce sahiptir
ve zihin aracılıgı ile insan her istediği şeyi yapabilme imkanına sahiptir.
yeterki bunu canı gönülden istesin
yeterki olacagına şüphe duymasın

teşekkürler sevgili dostum bu çalışman için


Çevrimdışı İvri

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 2
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #9 : 07 Şubat 2011, 22:42:20 »
Konu için teşekkür ederim, bu başlık benim sık sık uğrak yerim olacak şifa birinci ilgi alanımdır.. emeğinize sağlık :thumbsup:

Çevrimdışı gokhan

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 64
  • sevgi ve saygı............
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #10 : 08 Ekim 2012, 16:36:19 »
Arkadaşlar burada emeği geçenlere teşekkür ederim ama. insan oğlu öyle bir yapıya sahiptirki bir olayı bir sorunu iyileştirmek için elinden gelen cabayı gösterir. Bunu bir yapar beş yapar yüz yapar hatta benim gibiler bin yapar eğer hala çözüm gelmemişse artık bu konuda ısrar etmek biraz ahmaklık olur. Diye düşünüyorum. Ama ben bu yolda hala ilerlemeye devam ediyorum.
Bu konuda yani şeker konusunda başka bir şey denedim. Sülük tedavisi gerçekten işe yaradı hemoğlabin A1bc değerlerim 9 a cıkmıştı. 25 adet sülüğü 10 gün aralrla  uyguladım. Yani 3 seansta. H A1bc değerim 3 ay sonra ölçtürdüğümde 5,2 ye düştü şeker seviyemde 116 ya düştü. ama her nedense doktar ilaçları kullanmya devam dedi bunu çözemedim. Ayrıca bu günlerde yeniden sülük tedavisi uygulamyaı düşünüyorum. Bu konu hakıda arkadaşların bilgilenmesini istedim.  İlgilenen arkadaşlardan yorum ve öneriler bekliyorum.
herkese sevgi ve saygılar.

Çevrimdışı Mor ve Ötesi

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 66
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #11 : 08 Ekim 2012, 17:03:57 »
şeker hastalığında sülük primitif bir çözümdür,hastalığı tedavi etmez....
10 günde 25 sülük bedeninden ne kadar kan emdi? ve emilen kanın yerine ne kadar sürede yenisi geldi? ve gelen kanın normal şeker seviyesine ulaşması kaç gün sürdü?
bunların klinik takibi yapılmadığı sürece sülük şeker hastalığına iyi geldi denemez...
doktorun ilaç kullanmasında işte bu klinik bilgi etkilidir...

mesela; sarı kantaron çiçeği şeker hastalığı için kesin çözümdür,ama ayni sarı Kantaron otu içinde insan vücudunda bir çok kimyasal olayı başlatan çok sayıda aktif madde bulunduğu da gözlemlenmiştir, "Bu ot kanser dahil pekçok hastalığın tedavisinde kullanılan bazı ilaçların etkinliğini, ve tedavi edici özelliğini de azaltıyor.
kantaronun, binde birlik otu, kan otu, kılıç otu, mayasıl otu, yara otu veya kuzu kıran olarak çeşitli isimler verilen Hypericum perforatum L. isimli bitki olduğu meydanda iken sizce ne yapılmalı???
devir,sülük ve hacamat gibi primitif çözümlerin devri değil...

Çevrimdışı fantastic

  • fantasticvolk
  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1261
    • Fantasticvolk's Magical World
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #12 : 08 Ekim 2012, 20:51:04 »
Elbette sülük gibi tedavilerin belki faydası olabilir ancak Her ne ararsan kendinde ara diye boşa dememişler.Bu yazıda anlatılmak istediğim şey tamamını iyice okursanız,ilerlemiş kronik denilen bir hastalığı tedavi etmenin şifalandırmanın sadece bir mucize yolu olmadığı.

Sabır ve çalışma isteyen fiziksel ve zihinsel bir değişim gerektiren bir durum.Bunun yanında pek çok nefes , enerji , düşünce meditasyonu gibi pek çok araç var ancak en büyük engel ise kişinin kendi yaşam biçimi ve düşünce sistemi.

Örneğin yaşamınızda öfke , sinir , içe atma affetmeme , nefret v.s gibi negatif duygular varmı ?
Yanlış beslenme, aşırı yemek,düzensiz uyku, sigara , egsersiz eksikliği, yanlış eksik nefes v.s varmı ?
Normal şartlarda bazı insanların fiziksel yaptığı yanlışlara rağmen rahat olduklarından kolay kolay hastalanmamalarının nedeni nedir ?


İşte bütün bunların ve bunun gibi etmenlerin iyi değerlendirlemsi bütünsel anlamda bir şifanın olması gerek.

Aksi takdirde Mor ve Ötesi dediği gibi sülük v.s seyler geçici cözümler getirir.Bazı hastalıklar vardırki sinir sıkısması gibi bunları bu yontemlerle hızlı birşekilde tedavi etmek mümkün ancak,kronik hastalıkların fiziksel , enerjisel blokajları olabileceği gibi zihinsel ve yaşamsal değişim gerektiğini unutmamak,sabırla calismak gerekir.Yıllarca birikmiş sorunları bir çırpıda yenmek kolay değil.Keşke dediklerime hic gerek olmasada o sülükler bütün hastalıkları tedavi etse herşeyi silse:)
« Son Düzenleme: 08 Ekim 2012, 20:58:15 Gönderen: fantastic »

Çevrimdışı gokhan

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 64
  • sevgi ve saygı............
sülük tedavisi
« Yanıtla #13 : 09 Ekim 2012, 10:29:21 »
sayın Mor ve ötesi sekiz yıldır. usui reiki, kundalini reiki kuantum, sahaja yoğa ve benzeri enrjilerle uğraşıyorum. bu enrjilerin 2,3 ünün masteriyim aynızamanda şifalı taşlar, şifalı bitkiler ilgilendiğim ve uyguladığım çeşitler arsında ve bunun yanında modern tıp hepsinden fayda gördüm ama şuda bir gercekki hiç birisi şeker konusunda sülüğün yaptığını yapmadı ben bunları yazarken kullaktan dolma bilgilerle değil bizzat uyguladığım şeyleri yazıyorum. şeker konusunda sülük gercekten bir harika sizler buna inanıp inanmakta serbestsiniz. Ne kadar inkar edilsede ortada bir gercek var. Bu sülük olayına bi mütdet daha devam edeceğim. işallah sonuç hayırlı olacak. Ayrıca sülüklerin etkisi emdiği kandan değil kan emerken salgıladığı enzimlerden kaynaklanıyor. bu konuyu intte biraz araştırırsanız sülüğün nasıl etki yaptığını daha iyi anlarsınız. emdiği kan çok az tıpta tahlil için alınan kan kadar değil. evet şuda bir gercek aslında bu konuda uzman ve bilinçli doktorların uygulamsı yada yönlendirmesi gerkli. fakat bizim memlektimizde bu konuya sıcak bakan doktor sayısı pek az.
ilgi ve görüşlerinizi bekliyorum
sevgi ve saygılar.

Çevrimdışı fantastic

  • fantasticvolk
  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1261
    • Fantasticvolk's Magical World
Ynt: KRONİK HASTALIKLARDA Çalışma Metodu
« Yanıtla #14 : 10 Ekim 2012, 00:01:55 »
Aslinda hangi yöntem olduğunun çok önemi yok,sizi şifaya ulaştırıyor ve zararı olmuyorsa mühim olan odur.
Sonuçta tıbbi sülükte bir yöntem ve bilimsel bir tarafı var.Umarim faydasını tamamen görürsün.
Olumlu ve kalıcı gelişmeler olursa yazarsan bizde bilgilenmiş oluruz.Tabi en önemli şeyin hastalığı yaratan fiziksel ve zihinsel sebeblerinde ortadan kaldırlması gerektiğinide unutmayın.Geçmiş olsun : )


<a href="http://www.youtube.com/v/SjH3_gCDOi0&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/SjH3_gCDOi0&rel=1</a>

Alıntı
Sülüklerin medikal alandaki ilk kliniği yaklaşık 2500 yıl önce kurulmuştur… Mikro cerrahide ve plastik cerrahide Tedavi edilecek bölgede küçük bir ısırıkla işe koyulan bu küçük omurgasız hayvan kirli kanı emerek vücudun kan dolaşımını sağlar. Mikro cerrahide ve plastik cerrahide kullanımı yaygınlaşan bu hayvanlar özellikle mikro cerrahi uzmanlarınca “ MADEN “ olarak tasvir edilirler.
İngilizler Sülüğe: CANLI ECZANE adini takmışlardır…

MODERN TIPTA KULLANIMI:

Cerrahide kullanım: Modern tıpta postoperatif olarak Hirudo medicinalis uygulanmaktadır.

Hirudo medicinalis venöz konjesyon için standart tedavi olarak kullanılmaktadır. Venöz konjesyon nedeni cerrahi olarak düzeltilemiyorsa Hirudo medicinalis geçici olarak perfüzyon seviyesini artırmak ve kanlı doku içinde fizyolojik gereklilik sağlamak için kullanılır.

Oral ve maksillofasiyal cerrahların sülük kullanımı konusunda bilgili olmaları gereklidir. Çünkü bunların hem travmatik hem de yeniden yapılan kitlelerin tedavisinde küçük ama çok önemli rolü vardır.Sülükler özellikle plastik cerrahiden sonra mikrosirkülasyonu düzelttiğinden yararlı etkileri vardır.(Hirudin ve Faktör Xa inh. İle).
Transluminal anjioplastiden (TA) sonra restenozu önleyecek yöntemler bulmak için yapılan deneyde, Hirudo medicinalis’ in sadece normal faraj uygulamaya göre restenozu oldukça azalttığı gözlenmiştir. TA den sonra intimada düz kas hücre hiperplazisini etkili bir şekilde engelleyerek etki gösterir.


 facebook  twitter
 


2008 yılından beri ruhsal, mistik, parapsikoloji, ezoterizm vb gibi konu ve tartışmanın yayınlandığı sitemiz; zamanın ruhuna göre misyonunu tamamladığı için, yeni üyelik, yeni konu ve yorum gönderimi sistemine kapatılmıştır.

Sitemizi bir ansiklopedi gibi, web ve mobil telefon üzerinden okuyabilir, arama yapabilir , çeşitli konulara bakabilirsiniz. Facebook üzerinden tekamül, sevgi, evrensel insan, üst bilinç çerçevesinde paylaşımlarımız devam edecektir. Soru ve görüşleriniz için en altta iletişim linkinden mail atabilirsiniz.

Ruhunyolculuğu sitesi ruhsal konularda bilgi vermek amaçlı kurulmuş bir paylaşım sitesidir. Sitemiz üzerinde yayınlanan yazılar ve yorumlarda yazarlar sorumludur.Bilgi & sosyal medya: Facebook | iletişim



SMF 2.0.11 | SMF © 2016, Simple Machines
Simple Audio Video Embedder | Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek

Manuscript design by Bloc