DİNLER > Dinler

Kur'an-ı Kerim'deki Temel Semboller ve Temel Kavramlar

<< < (3/5) > >>

ayışığı:
2-Debbet-ül Arz’ın Ortaya  Çıkışı:
  -Debbet-ül Arz- Arapça bir tamlamadır. -Dabbe-:Hayvan veya binek hayvanı  anlamına  gelir.-Debbet-ül Arz- ise , kıyamet vakti yaklaşınca  yerden çıkacak olan -korkunç bir hayvan-anlamında kullanılmıştır.
  Adeta canavarı andıran bu hayvan , tüm mitolojilerde ve ezoterik bilgilerde, astral bedenimizi  adeta bir zırh gibi saran  -tortunun- sembolüdür. Nitekim  mitolojilerde  bu tortu,  ağzından  alevler saçan  -canavar- ile sembolleştirilmiştir. Mitolojilerdeki  canavarla mücadele  motifleri  ise , bu tortunun inisiyatik çalışmalarda temizlenmesinin  mecazi anlatımıdır.
  Ruhsal özümüzden gelen tesirlerin bize kadar  ulaşmasına engel olan  bu tortunun temizlenmesi , insan yaşamının  asıl gayesidir. Ancak ne varki , çoğunlukla bu tortuyu temizlemek  bir kenara,  tam tersine daha da arttırarak  bu dünyadan ayrılırız. Astral  bedenimizin çevresini kaplayan bu tortunun oluşmasına  sebebiyet veren  en  önemli  etken ; gerek bizden , gerekse çevremizden  bize gelen negatif düşünce enerjileridir.
  -Debbet-ül Arz- sembolünü  tekrar ele alacak olursak şunları söyleyebiliriz: Kıyamet’in yani -genel uyanışın-ın başlayacağı günlere yaklaşıldığında , insanlar yavaş yavaş kendilerindeki bu tortunun farkına vararak , bu tortunun  temizlenmesi  için  bir çaba içine gireceklerdir.
  Günümüzde  Debbet-ül Arz’ı  fark etmeye başlayan  insanların sayısındaki artışı göz önüne aldığımızda , bu kıyamet alametinin de ortaya çıkmakta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

ayışığı:
-Kıyam  Etmek-:  -Ayağa kalkmak anlamına gelir.-
İnsanların  uyumakta olduğu yani, dünya üzerinde kapalı bir şuurla  ve birçok bilgiden habersiz olarak  yaşadıkları  hemen her dinde , felsefede, inisiyatik öğretilerde , ezoterizmde  dile getirilmiş bir meseledir.
  -Kıyamet-te  insanların ayağa kalkacağından  sözedilmesi  şuurlanarak  bilgilenecekleri  anlamında kullanılmıştır. Yoksa ölülerin  cesetlerin ve  kemiklerin dirilmesi  anlamında değil…
  -Kıyamet-: Sırların  ortaya çıkacağı  ve bu açık bilgilerle  insanların topyekün şuurlanma yoluna girecekleri  günlerin adıdır.
Kur’an-ı Kerim’deki  Kıyamet Sembolleri:
  Kur’an-ı Kerim -Kıyamet-in  ön belirtileri olarak bazı ip uçları vermiştir. Ancak bu belirtiler de kuşkusuz ki , sembollere büründürülerek aktarılmıştır. Şimdi -Kıyamet-in bu ön  belirtilerinin neler olduğunu görelim:
1-   Yecüc ve Mecüc’ün  ortaya çıkışı,
2-   Debbet-ül Arz’ın ortaya çıkışı
3-   Deccal’in ortaya çıkışı
4-   Güneş’in batıdan doğması
 Bunlar gayet kapalı sembollerdir. Anlaşılabilmeleri için zengin bir ezoterik kültüre  sahip olmak gerekir.
1-Yecüc ve Mecüc’ün  Yeryüzü’nde  Ortaya Çıkışı:  Yecüc ve Mecüc sözcüklerinin kelime olarak ne anlama geldiği bilinmemektedir. Tamamen yanlış bir yorum olarak cüce ırk anlamına geldiği kesinlikle doğru değildir. ..
  Kur’an’da  Yecüc ve Mecüc -den şöyle bahsedilmiştir;
-Yecüc ve Mecüc’ün Seddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden boşanırlar. Gerçek vaat yaklaştığında inkar edenlerin gözleri beliriverir: Vah bize !bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik derler.(ENBİA,21/96-97)
 Biz gelelim konunun ezoterik açıklamasına:
  -Yecüc- ve -Mecüc-, nefsani azgınlığın Kur’an’daki sembolüdür. Yani , insanlığın egoistçe duygu ve düşüncelerle kendisini zehirlemesidir. Gözünün bu hırslarından başka bir şey görememesidir. Ve bu haliyle dünyamız -Yecüc- ve -Mecüc-lere uzun bir süredir teslim olmuş durumdadır.
  Kendi ruhsal kudretini içten içe hisseden  ancak bilgisi olmadığı için  bunu adlandıramıyan ve bunu doğru yönlendiremiyen insanların içinde bulundukları bir sürecin yaşanmasıdır.
    Tek bir cümleyle özetliyecek olursak: -Yecüc- ve -Mecüc-ün ortaya çıkması, egosal isteklerin azması anlamında kullanılmıştır diyebiliriz. 
  Bu gibi hallerde,-vesvese- denen sistematik şüphecilik yaygınlaşır ki, buda Kur’an -da dile getirilmiştir. Vesvese her şeyin degerini aşağılamak, küçültmek , düşürmek anlamına gelir. Vesvese insanın içini kemiren bir kurt gibidir.sonunda insanı tam anlamıyla büyük bir boşluga götürür vede insanı büyük bir ruhi çöküntü içine sürükleyebilir. Nitekim günümüzde psikolojik rahatsızlıkların hızla yükselme göstermesi bunun en açık göstergesidir. İnsan kendisini büyük bir boşlukta hissetmekdedir. Zira aradıgı cevapları bir türlü bulamamaktadır. Kendisine yapılan dinsel  yorumlar da  ona yeterli gelmemektedir. Böylelikle ortaya çıkan kısır döngünün sonucunda yaratılan girdap kendisini hızla aşagılara dogru çekmektedir.
    Bu kısır döngüden kurtuluşun nasıl olacagıda  Kur’an - da bir sembolle  anlatılmıştır. Dört büyük melekten biri olan - İsrafil - in üfleyecegi boru ile - kıyamet - denilen - Büyük uyanış devri - başlıyacak ve bu gidişat sona erecektir.
    İsrafil’in üfleyecegi borunun ezoterik anlamı ise , - Melekut  Alemi- nin  kozmik tesirleridir.Anlayışı arttırıcı ve insanı şuur uyanıklıgına götürücü bu tesirlerin insanlara yollanması ile birlikte bir degişimin meydana gelecegi anlatılmak istenmiştir.
Böylelikle insanın kendi egoizmasını, duygusalligını yenerek kendisine tam hakim olmayı başaracaktır. Bununda ne kadar zor bir iş oldugu bilindigi için , tüm -kıyamet tasvirleri- büyük zorluklar ve ıstıraplı haller içinde anlatılmıştır. Şuur uyanıklıgına geçebilmenin , degişmez ilk şartı - nefsin ıslah - edilmesidir.

devam edecek

Ast:
Özellikle cennet ve cehennem kavramlarına farklı bir bakış açısı getirilmiş, emeğinize sağlık.

ayışığı:
3-Ahiret Hayatı,  Cennet, Cehennem
  Kur’an-ı Kerim , Dünya spatyomundan  -ahiret- olarak bahseder. Öldükten sonra varlıkların astral bedenleriyle  gittikleri bir mekandır. Dünyamız’ın fizik  maddesine  oranla  çok daha süptil  maddelerden oluşan  bu mekanda  düşüncelerimizin anında şekillendiği , Kur’an’da  -ne dilerseniz orada anında  karşınıza çıkacaktır- diye üstü örtülü  bir şekilde anlatılmıştır.
    Öldükten sonra spatyomda  kendi gelişmişlik seviyemizle doğru orantılı bir yer ediniriz. Spatyom, aşağıdan yukarıya  doğru gittikçe süptilleşen maddelerden  oluşur. Bu nedenle spatyomun  ne kadar yükseklerinde  bir yer edinebileceğimizi  belirleyen tek unsur astral bedenimizin yapısıdır. Dünyada yaşarken astral bedenimizi  ne kadar yüksek titreşimli  bir hale getirebildiysek, -spatyom-da  da  o kadar yüksek  imkanlı bölgelerde  kendimize bir yer edinebiliriz.  Astral bedenimizi kabalaştıran  en önemli etken ise , ayşarken ürettiğimiz  kaba düşüncelerdir. Bu nedenle -düşüncelerinizden de sorumlusunuz- denmiş ve  yine bu yüzden tüm dinlerde  insanları -pozitif düşüncelere-  yöneltmek için  aşırı bir çaba harcanmıştır. -Dünya  Spatyomu- ndan çıkarak  daha ileri seviyeli  mekanlara doğmamız  ancak astral bedenimizin  süptilleştirilmesiyle  mümkün olabilecek bir meseledir.  Aksi takdirde  dünya spatyomunun  üst kademelerine  tırmanabilmemiz  hiçbir zaman mümkün olamayacaktır. 
  Tüm dinler  -Dünya Spatyomu-ndan  çıkışı  ya ad hiç değilse  tırmanışı bir kurtuluş  noktası olarak  nitelendirmişler  ve bunu da çeşitli isimlerle  sembolleştirmişlerdir.  Budizm’de -Nirvana-, Hrıstiyanlıkta  -Göklerin  Melekutu-na  giriş, İslamiyet’te ise -Cennet- işte bunu anlatır. Spatyomun en aşağı seviyeleri   ise son derece kaba  enerjilerle  haşır neşir olan  geri seviyeli  varlıkların  yoğunlukla bulunduğu  cehennemi  andıran  bölgelerdir.
  Bu yüzden de İslamiyet’te bu bölgeleri  ifade etmek maksadıyla  cehennem tabiri kullanılmıştır. Bu tabir hemen hemen tüm dinler de  vardır.   Spatyomun bu bölgesi  varlıkların öldüklerini  bile anlamadan  geçirdikleri  sıkıntılı ve  ıstıraplı bir aşamasıdır. Bu bölgedeki varlıklar çoğunlukla kendi  düşüncelerinden dolayı oluşmuş imajların içinde bocalayıp  durmakta ve bu imajların kendi düşüncelerinin  sonucu oluştuğunu  bir türlü anlayamamaktadırlar.
  İçinde bilgisi olmayan inançların, insana hiçbir yarar sağlamayacağının artık net bir şekilde  bilinmesi gerekir. Sadece Hrıstiyanlığı yada  Müslümanlığı kabul etmiş olmak , insana ahret hayatında  hiçbir ayrıcalık  sağlamamaktadır.

Kıyamet:
  Dünya üzerinde yaşayan  milyarlarca insan görünürde farklı inançlarıyla ; farklı renkteki  yollar üzerinde  yürüyerek , bilmedikleri bir hedefe  doğru gitmektedirler.  Ancak bu hedefin ne olduğu bellidir.
  Ezoterik bilgiler bu hedefi  -insanlığın aşamalı aşağıya inişi ve sonra tekrar çıkışı- ile sembolleştirerek  insanlara söylemişlerdir. Dinler ise bu hedefi  -kıyamet- sembolüyle  şifrelendirdikten sonra insanlara aktarmışlardır. Bu nedenle  tüm dinlerde  -kıyamet-  bir son nokta olarak insanların önüne konulmuştur.  Bu hedef için uğraşılmış ve insanlık bu hedefe doğru yönlendirilmiştir.
Ergun Candan
SON ÜÇ PEYGAMBER

ayışığı:

ALEMLERİN RABBİ
Farklı dinler , O’nu farklı isimlerle insanlara anlatmaya çalışmışlardır. En son olarakda
Hz. Muhammed  O’ndan bahsederken -ALLAH- ismiyle zikretmiştir… Ancak  "Alemlerin Rabbi olan  ALLAH " sözü ,Kur’an’da   "Kaadir-i Mutlak  Yaratan" anlamında kullanmamıştır. Bununla ilgili çok açık ayetler  vardır. "Yaratanlar’ın en güzeli olan Allah ne uludur!..." ( MÜ’MÜNUN , 23 /4 )
Buradaki yaratanlar sözcügü dikkatlerinizi hemen çekmiştir sanırım.Yoktan   var  eden "Kaadir-i Mutlak Yaratan  " için, "Yaratanlar " sözcüğü kullanılamıyacagına göre burada sözü edilen "yaratma "işlemi var olan enerjilerin kullanılmasıyla gerçekleştirilen, fizik alemlerin meydana getirilişidir .Yani yoktan var etme değil , var olandan yeni var edilişlerin gerçekleştirilmesidir. Ve bunu yapanların da tek olmadığı ayette açıkca belirtilmiştir.
"Allah,Melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahipleri , O’ndan başka tanrı olmadığına şahitlik etmişlerdir.O’ndan başka Tanrı yoktur.O güçlüdür, Hakim’dir."( AL-İ  İMRAN  3/18 )
O’ndan başka Tanrı olmadığına şahitlik edenlerin arasında Allah’ın da bulunduğu  sanırım dikkatlerinizden kaçmamıştır.
Arş :
Kur’an’da   Arş-ı Ala " olarak geçer. En yüce  Arş  demektir. Bu ifadedeki Arş , sürekli oluş  mekanıdır. Arş , kozmik hiyerarşideki en üst mekanizmadır. Her türlü oluşumun  kaynağıdır. Ruhsal gelişim seviyeleri bakımından gerçek  anlamda "İlahlar"’ın mekanıdır diyebiliriz. Fiziksel ve Ruhsal Alemler’in tamamını  kapsamına alan bu mekanizma hakkında, neredeyse hiç denebilecek kadar az bilgi vardır.
Ruhsal İdare Merkezi:
 "Alemler’in  Rabbi"ve  "Arş "  mekanizması tarafından şekillendirilen fiziki ve astral  alemlerin idareciliğini , görüp ve gözeticiliğini  yaparlar. Çeşitli dünyalardaki  devreleri tanzim ederler. Bu devreleri  önceden belirlerler, uygulamaya sokarlar, yeri geldiğinde uzatırlar ya da kısaltırlar ve sonunda kapatırlar. Varlıkların gelişimleri  ile ilgili her türlü  plan ve program  bu yönetici mekanizmanın  üyeleri  tarafından gerçekleştirilir.
  Kendi  Dünyamız için bir örnek vermek gerekirse , bugüne kadar dünyamıza  gelen tüm vazifeli  varlıkların seçimleri  bu mekanizma tarafından gerçekleştirilmiştir. Tüm dinlerin sahipleri  yine bu mekanizmanın üyeleridir. Bu devremizin  belli bir noktasında  meydana gelecek olan -Kıyamet-de yine  -Ruhsal İdare Mekanizması-nın tasarrufu altındadır.
  "Ruhsal İdare Mekanizması"  için her uygarlık ve her din  farklı isimler  kullanmışlardır. Örneğin Hrıstiyanlıktaki  "Ruhül Kudüs" ve İslamiyet’teki "Yüce Kalem" Ruhsal İdare Mekanizması’nı ifade eden tanımlamalardır. Yine Kur’an dilinde geçen "Zıllullah" tabiri de "Allah’ın Gölgesi-" anlamına gelir ve Ruhsal İdare Mekanizması’nı  ifade eden  sembollerdendir.
Melekut:
  Dini literatürde -Kürsi- olarak da isimlendirilen  bu bölge, Alemlerin Rabbi, Arş ve  Ruhsal İdare Mekanizması’ndan gelen  tesirlerin, vibrasyonlarının düşürüldüğü bir bölgedir. Eğer böylesine bir mekanizma  olmuş olmasaydı -Yukarısı-nın aşağısıyla irtibatı hiçbir şekilde mümkün olmazdı. Bu bölge adeta bir  transformatör gibi iş görür.
  Alemler’in Rabbi’nin ve Ruhsal İdare Mekanizması’nın  tesirlerinin insanlara zarar vermeden nakledilmesi için fonksiyon gören bu mekanizma, Kur’an-ı Kerim’in Muhammed Peygamber’e tebliğ edilmesinde  de fonksiyon görmüştür.  Bu fonksiyonu  gören ve Melekut Alemine  ait varlıklardan biriside Cerail’dir.
  Kur’an’da Melekut Alemi’ne dahil olan  ve her biri farklı görevler üstlenen dört büyük -melekten- söz edilir.  -İsrafil-, -Cebrail- , -Mikail-, ve -Azrail- bunlar bizim bildiklerimizdir; yoksa  Melekut Alemi sadece bu dört  varlıktan  ibaret değildir. Bu bölgenin adı -Melekut Alemi- olarak isimlendirilmiş olduğundan burada bulunan  varlıklara da -melek-  ismi verilmiştir.
Sirius:
  Bize oranla son derece  süptil maddelerden  olsa da yine de fizik bedenlere  sahip varlıklardır.   Dünyamız gibi başka dünyalardaki varlıklarında  gelişimleriyle  yakından ilgilenen  bu kozmik -uzaysal  varlıklar için  Ruhsal İdare Mekanizması’nın eli- ayağıdır diyebiliriz. Çok nadir olarak  Dünyaya kendi aralarından  vazifeli varlıklarını  gönderdikleri  ve gizli yer altı uygarlığı  -Agarta- ile direkt temaslarını olduğu bilinmektedir.
   Ezoterik bilgilerde bu varlıkların ışıktan bedenlere sahip olduklarının ifade edilmesi, bedenlerinin ne denli süptil  (yüksek titreşimli) maddelerden oluştuğunu anlatmak içindir. Vibrasyonlarını düşürmeden dünyamıza gelseler ve bizim karşımıza  çıksalar, bizim onları görmemiz mümkün olamaz. Ancak vibrasyonlarını düşürdükleri takdirde onları büyük bir ışık olarak algılayabiliriz.İyice düşürdükleri takdirde , onların belirledikleri bir form içinde onları görmemiz ancak mümkün olabilir.Bu özellik başka uzaylılar içinde geçerlidir.
Ruhsal Planlar:
-Ruhsal İdare Mekanizması-nın bize en yakın kısmıdır. Gelişim düzeyleri  ve potansiyelleri  bakımından bizlerden  bir hayli ileri seviyede bulunan bedensiz  varlıkların teşkil ettiği  bir organizasyonlar bütünüdür. Potansiyelleri ve gelişmişlik düzeyleri  farklı seviyelerdeki  planların oluşturulduğu büyük bir organizasyondur. Her bir plan, bu organizasyon içinde hiyerarşik bir yapılanma içinde vazife görmektedir.
  Dünyamızın sadece fizik kısmıyla değil aynı zamanda astral kısmı ile yani spatyomu ile de yakından ilgilenirler.
  İnsanların doğmadan önceki hayat planlarının  öte alemde hazırlanmasında  ve daha sonra dünyada  bu planların gerçekleştirilmesinde , bu organizasyonun çok önemli bir fonksiyonu vardır. Metapsişik çalışmalarda sözü edilen  -bedensiz hami varlıklar- ya da -rehber varlıklar- bu ruhsal planlara  ait olan varlıklardır.

Ergun Candan
Son Üç Peygamber

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git
Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek