Ruhun Yolculugu

21 Ekim 2014, 09:59:47
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?


Ruhun Yolculugu » DİNLER » Tasavvuf » Tasavvufta ruh kavramı

Gönderen Konu: Tasavvufta ruh kavramı  (Okunma sayısı 1655 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı fantastic

  • fantasticvolk
  • Co Admin
  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 1268
    • Fantasticvolk's Magical World
Tasavvufta ruh kavramı
« Yanıtla #1 : 04 Ağustos 2012, 22:17:48 »
Sufizm’de ya da Tasavvuf’ta ruh ile ilgili görüş ve inanışlar çeşitlilik göstermektedir. Mutasavvıfların ruhla ilgili görüş ve inanışları arasında ortak noktalar olduğu kadar, farklı noktalar da mevcuttur.Tasavvuf sözlüklerinde ruh “insanın soyut latifesidir, insandaki bilen ve idrak eden latife olup, emr âleminden inmiştir, künhünü idrak etmek mümkün değildir” biçiminde tanımlanır.]Kimi mutasavvıflara göre, ruh manevi bir cevherdir. Öldükten sonra yaşamaya devam eder. Fikir ve akıl, yani anlama ve düşünme maddeye bağlı değildir, ruhun özellikleridir. Cismani olmayan ruhlar âlemine âlem-i ervah adı verilir. İnsan ruhu dünyaya gelmeden önce bu ruhlar âlemindeydi, yaşadıktan sonra da o asli vatanına dönecektir. Ruhtan hadislerde de görüldüğü gibi çoğu zaman "nefs" diye söz edilir.

Tasavvuf ehline göre ruh, hisseden, canlı, nurani, şekilsiz, renksiz, ağırlığı olmayan, her şeyi kavrayan, beden ile münasebeti olan metafizik bir varlıktır. Ruh, bedenin ne içinde ne de dışındadır; ama bedeni idare eder ve bedenden etkilenir. Tasavvufçulara göre ruhun üç temel fonksiyonu duyum, düşünce ve sezgidir (kalp). Esas olarak Neo-Platonculuğa dayanan İşrâkîlik (aydınlanma ekolü) akımının kurucusu Şahabettin Sühreverdi’ye göre, beden karanlığı, ruh ise ışığı temsil eder ve manevi faziletlerle kuvvetlenir; "manalar âlemi" kelimelerle ifade edilemez ve mantık oyunlarıyla tanıtılamaz. İnsanlar ona kendi kendine erişebilir.


Sufizm ya da Tasavvuf’ta ruhla ilgili bazı kavramlar hakkındaki görüş ve inanışlar şöyle özetlenebilir:


En nur: Arapça’da ışık anlamına gelen nur, İlahî Kelâm’ı temsil eder ve ruh (er ruh) ile özdeş tutulur.Kainat’ın meydana gelmesindeki aracın ruh olduğu belirtilir. Nur, Tasavvuf’ta bilinen ışık (fizikteki, insan gözünün duyarlı olduğu, yani görebildiği elektromanyetik radyasyon) anlamında kullanılmaz. Kaynağından çıkan bu ışık, fizikokimyasal bir ışık değildir, tüm ışıkları aşan, en ince vibrasyonların ötesindeki, madde kâinatına ait olmayan bir ışıktır. Kısaca, bu, mistik literatürde "ilahî nefes" ya da "ilahî alev" olarak da ifade edilen, varlığın özü olan ruhtur.
Gayb âlemi: Duyu organları ve akıl ile bilinemeyen varlıklar ve bunların bulunduğu âlem. Gayb âlemini ifade etmek üzere, melekut terimi de kullanılır.

Seyri süluk ya da seyr-ü süluk:
İnisiyasyon ya da nefs terbiyesi. İnsan-ı kamil olma hedefine ulaşmak için bir mürşidin rehberliğinde (yol göstericiliğinde) çıkılan manevi ve ruhi yolculuk. Çeşitli riyazet, zikir ve tefekkür yöntemlerinin kullanıldığı bu nefs terbiyesi yolu genellikle, Ferîdüddîn-i Attâr’ın "Mantık’ut Tayr" adlı eserinde belirttiği gibi 7 aşama içerir.

İnsan-ı kamil: Dünya insanının ruhsal gelişim sonucunda erişebileceği en olgun mertebedir.

Fenafillah: Allah’ta fani (yok) olma; kulun beşeri vasıflardan ve aşağı arzulardan sıyrılıp ilahî vasıflarla donanması.

Vahdet-i vücud: Allah’tan başka bir varlık olmadığının idrak ve şuuruna varma

Devre-i ferşiyye ve devre-i arşiyye: Teozofi’deki yükseliş yayı ile iniş yayı kavramlarının Sufizm’deki adlarıdır.

Kalp: Sufizm'e göre kalp (manevi kalp) her şeyden önce, bir tür manevi iletişim aracıdır. İnsanoğlu buradan gözlenmekte ve öğrenilmektedir. Buna karşılık insan da gayb âleminden gelen, keşf ve ilham tarzında beliren tesirleri bu manevi organı aracılığıyla alabilmekte, algılayabilmektedir. Yani insanın bu manevi organı bir bakıma, hem aşağıdan (insandan) “Yukarı”ya çıkan tesirlerin, hem de “Yukarı”dan “aşağı”ya inen tesirlerin geçtiği aracı bir kanal ya da yansıdığı yerdir. Sufizm’de müridin kalp gözü açılınca müritlik aşamasını bitirmiş, olgunlaşmış, pişmiş demektir. Ala-al Dawlah’ın bildirdiğine göre, sufizmde kalp, vecd halindeki kimi velilerin görebildiği, yedi ayrı renk halinde tezahür eden, kat kat ya da iç içe, yedi katlı vibrasyon sahalarından oluşmaktadır (kalbin yedi iç zarfı).

Sidretül Münteha, Arş ve Kürsi: “Büyük berzah” da denilen Sidretül Münteha, tüm saliklerin seyirlerinin, amellerinin ve ilimlerinin sona erdiği noktadır.[148]Sidre’den sonraki âleme geçebilme, yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir. O âlemde mahlukatın bir vücudu yoktur, mahluk o âlemde adeta erimiş gibidir.Mutasavvıflara göre yed**** gök katının üstünde kürsi, onun da üstünde arş (taht) bulunur. Arş, “biçimler âlemi”nin, tezahür âleminin çıktığı “biçimlerin olmadığı âlem”deki köken, kaynak olarak ifade edilir. Prensip ile tezahür arasındaki ya da tezahür ortamı arasındaki bir bağ gibi açıklanır. Kürsi ise tezahür sürecindeki, prensipten çıkıştaki veya hiyerarşik inişteki ilk basamağı oluşturur. Kürsi, düaliteye, biçimsel tezahüre, belirlenmeye doğru giden farklılaşma sürecini ifade eder. Bu sürecin sonu düalitedir, düalite ortamıdır, tezahürdür, farklılıklar ortamıdır, biçimler ortamıdır, yeryüzüdür.

Levh-i Mahfuz: Tasavvuf sözlüklerinde “külli olan hususların ayrıntılı hale getirildiği ve nedenlerine bağlandığı mukadderat levhası” olarak tanımlanır. Ebu Hanife ve Ebu Mansur Maturidi’ye göre insanlığın mukadderatı Levh-i Mahfuz’da somut olaylar halinde değil, genel hatlarıyla belirlidir.

Subha: Tanrısal ışığın vurmasıyla varlık haline gelerek meydana çıkan karanlık maddeye denir.

Hudus: Tasavvuf’ta varlığın meydana çıkmasını belirten terimdir; terim, yaratılışın bir defada mı olduğu, yoksa sonsuzca sürmekte mi olduğu tartışmasıyla önem kazanmıştır.

Bazı ünlü isimlerden ruhla ilgili vecizeler:

“Kara bir karınca, kara kilimin üstünde bir taneyi almış gitmekte mesela. Tanenin gittiği görülür de karınca görülmez. Akıl der ki, gözünü iyi aç da bak! Hiç tane, onu götüren olmasa gider mi ?” (Mevlana Celaleddin)
“Her kim görür yüzünü, unutur kendi özünü. (…) Ölmekten ne korkarsın, korkma ebedi varsın. Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.”(Yunus Emre)[
“Be harfi nurla özdeş olan ruhu temsil eder. Ortaya çıkan ruh İlâhî Buyruğun aracı olmuştur. İlâhî Buyruk eşyayı bu araçla meydana getirmiştir.” (René Guénon)
“Kürsi, emir âlemidir; misallerin sureti de arşta zahir olur.” (Muhyiddin ibn Arabi)

alıntıdır
« Son Düzenleme: 04 Ağustos 2012, 22:19:51 Gönderen: fantastic »




Payla facebook Payla twitter
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
12 Yanıt
7773 Gösterim
Son İleti 31 Mayıs 2012, 21:43:39
Gönderen: selcuk demirci
2 Yanıt
1188 Gösterim
Son İleti 05 Ocak 2009, 19:17:33
Gönderen: ozde62
0 Yanıt
3615 Gösterim
Son İleti 24 Şubat 2010, 00:31:13
Gönderen: NUİT
0 Yanıt
793 Gösterim
Son İleti 28 Temmuz 2010, 01:37:24
Gönderen: Ast
0 Yanıt
1002 Gösterim
Son İleti 04 Ağustos 2012, 22:21:48
Gönderen: fantastic