Ruhun Yolculugu

22 Kasım 2014, 18:16:48
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?


Ruhun Yolculugu » DİNLER » Dinler » İslam » ESMA UL HUSNA » YA ALLAH

Gönderen Konu: YA ALLAH  (Okunma sayısı 2303 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı KaRDeLeN

  • Kayıtlı kullanıcı
  • İleti: 775
    • Ne kadar cok sey bilirsek, o kadar kolay affederiz.Kim derinden hissederse, yasayan herkesin adina hisseder. Aslinda hepimizin istedigi sevilmektir
YA ALLAH
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2009, 14:02:57 »

Bir Müslüman inanarak ihlasla "YA ALLAH" diye bu mübarek ismin zikrine devam ederse onun tecellisine eserlerine nail olur. Imani kuvvetlenir. Duasi kabul olunur. Seytanin serrinden emin olur. Mutluluga ulasir. Rizki genisler ve Allah in izniyle sifa bulur.

Allah zikrine devam eden kişinin derecesi hem Allah katında hemde insanlar katında artar. İnsanlar arasında; sevilen, sayılan, sözü geçen kıymetli bir kişi olur. Duaları kabul görür. Nefis şeytanının şerrinden kurtulur. Güneş doğarken gümüş veya altın levha üzerine Allah ismini yazan ve üzerinde taşıyan şeytan şerrinden korunur. Soğuk havada bu levha üzerinde iken Allah diye zikrederse soğuğu hissetmez. Balgam hastalığı olan kişi taşırsa balgam hastalığından kurtulur. Kişi 7 gün oruç tutup, gece yarısıda 2 rekat Allah rızası için namaz kılıp, ardından 66 defa Allah zikrini yaparsa; Allah bir melek görevlendirir. O melek, o kişiyi tüm kötülüklerden koruduğu gibi, hal ve hareketlerinde, işlerinde o kişiyi yönlendirir, yönetir ve yardımcı olur. Allah ismini kağıda gül suyu, safran ve misk karışımıyla yazıp, üzerinde taşıyanı Allah her türlü kötülükten korur. Amir veya makam sahibi kişilerin yanında riayet görür. Düşmanlarına karşı galip gelir. Cuma günü oruçlu olarak, sabaha doğru gümüş yüzüğe Allah ismini yazıp, sağ elinin parmağına takan kişinin her isteği insanlar tarafından karşılanır. İşi görülür. Sol elinin parmağına takıp bir mahkemeye giden kişi haksızlığa uğramaz. Allah Cenabı Hakk'ın Celal ve Cemal gibi bütün isimlerini kapsamaktadır. Allah diye zikreden Cenabı Hakk'ı bütün isimleri ile anmış olur. Bütün isimler Allah isminde gizlidir. Diğer isimler Allah İsmi Azamına birer sıfattır. Allah ismi hiç bir isme sıfat olmaz. Cenabı Hakk'ın Zatına mahsus bütün isimlerin özellikleri Allah isminde vardır. Allah ismi; ruhi hastalıklardan, kalp katılığından, küfürden, maddi ve manevi bataklıktan, nefsin istek ve arzularından kurtulmak, düşmanlarını yenmek, merhamet sahibi olmak, Allah'ın istediği şekilde hayat sürmek, son nefeste imanlı ölmek, kalbin nurlanması, imanlı olması ve şifa bulmak, güç, kuvvet ve rızık kazanmak, gizli sırlara vakıf olmak, hem dünya, hemde ahiret saadetine ermek için zikredilir. Allah ismi 2 şekilde zikr olunur. 1) Ya Allah 2)Allah, Allah... diyerek Ya: Yardım isteme, aman ve ah gibi medet talep etmeyi ifade eder.

Zikretmek 2 şekilde olur:

1)Kişiye Cenebı Hakk'ın ilham yoluyla telkin etmesi şekliyle yapılan zikir.
2)Kişinin alim bir zat'a el verip (nispet edip), onun dediği ve tavsiye ettiği şekilde zikretmek.

Zikre başlamadan önce abdest alınır. Niyet edilir. Boyun bir tarafa kırılarak; dünya kelamından uzak, dünyayı unutarak, ismin hem dil, hemde kalb ile birlikte ifadesine başlanır. Manevi alemlerin sultanı olmak için YA HU YA ALLAH ismi azamı zikredilir. Bu zikir Allah dostlarının, veli kullarının zikridir. HU ismi şerifi dışında Allah isminin önüne hiç bir isim geçemez. Allah ismini insanlardan uzak, tenha bir yerde abdestli olarak zikredene; Meleklere mahsus alemlerin kapıları açılır. Maneviyatı güçlenir. Yüksek makamlara ulaşır, nurlanır. Hergün Ya Allah Ya Hu diye 1000 defa zikirde bulunanı Allah, kemaliyle rızıklandırır. Şifa için Allah ismi 70 defa bir kağıda yazılıp, yazı su içinde silindikten sonra, hastaya içirilirse; hasta şifa bulur.

O’nun (CC) zat ve özel ismidir. Diğer isimler fiilleri, sıfatları ve tecellileri ile ilgilidir.

Allah (CC) isimi Kur’an-ı Kerim’de 2697 yerde geçmektedir. Kainatın ve kainatta bulunan tüm varlıkların yaratıcısı, koruyucusu olan tek varlık, ibadet edilmeye layık tek Rab, Mevla, Hüda’nın (CC) özel ismi. En yüce varlık, bütün kemal sıfatları şahsında bulunduran ve her türlü noksan sıfatlardan uzak olan gerçek mabut. Varlığı zorunlu olan tek yaratıcının özel ismi. Bu isimle çağrılan bir başka varlık olmamıştır, olmayacaktır da.

“Sevdiklerimize bilgimizin, kültürümüzün, geleneğimizin, dilimizin geliştirdiği en güzel kelimelerle hitap ederiz. Sevgilim, canım, ciğerim, servi boylum, ahu gözlüm, sultanım... vs. gibi kelimeler kimliklerini de beraberlerinde taşırlar. Dil bilimi bu kelimelerin hangi çağlardan, hangi dağlardan veya hangi bağlardan akıp, hangi medeniyetlerden süzülerek geldiğini belirler.

Şair: “Güzelliğin neye yarar, şu bendeki göz olmasa” der. Göz görür, gönül sever, akıl da bu işe şaşar kalır. Gören gözü, seven gönülü, sevmeyi ve sevilenleri yaratan ise Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’dir.

Kedinin gözünde bülbül, bir yudumluk ettir. Öküzün gözünde çiçek bir çiğnemlik ottur. İnsanın gözünde ise binlerce şiirin yazılmasına binlerce resmin yapılmasına ilham kaynağıdır. İnsan ve kedi İkiside göze sahiptir ama Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bize ayrı bir göz, ayrı bir gönül vermiştir.

Sevgimizi ve sevdiklerimizi yaratan Allah’ımızı (CC9 seviyoruz. Peki ama Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni tanıyor muyuz? Biz tanıdıklarımızı duyma, görme, tatma, koklama, dokunma gibi beş duyumuz, hafızamız ve genlerimizdeki programa göre tanırız.

Uzaktaki eşyayı gözümüz görmez. Sesini kulağımız işitmez. Duyu organlarımızın bir sınırı var. Hafızamızın sınırı da ana rahminden öne geçemez, kabirden öteye geçemez. Sınırlı olan sınırsızı kavrayamaz.

Şair: “İdraki uluhiyyetine var mıdır imkan Aklın dahi mahiyyetini bilmiyor insan”[1] “Akl”ın ne olduğunu kavrayamayan insan, bu akılla Allah’ın zatını kavramaya çalışıyor. Kavrayamayınca en kolay yolu seçiyor ve inkara yöneliyor.

Dede Korkut:

“Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin

Görklü (güzel) Tanrı

Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister

Sen hod (kendi) mü’minlerin gönlündesin” der.

Rabbimiz (CC) : “Gözler O’nu (CC) göremez; halbuki O (CC), gözleri görür. O (CC), eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.”[2] buyurur. Sevgi gönülde olur. Ancak gönüldeki sevgi görünmez. O görünmeyen sevgiyi, sevgiliye gönderirken yine görünmeyen elçilerle göndeririz. Kelimeler elçilerimizdir.

Mecnun: “Leyla, Leyla” diyerek sevgisini açığa çıkarıyordu. Biz gönlümüzün tamamını Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne imanla süsledik. Dilimizi O’nun (CC) güzel isimleriyle süsleyelim. Böyle yaparken sevgimizi Mevla’mıza (CC) bildirmiyoruz. O (CC) zaten biliyor. Biz, Allah-ü Teala’nın güzel isimleriyle zikrederken, cümle aleme güzellikler saçarken, ağzımızı Allah’ımızın (CC) isimleriyle hem tatlandırıyor, hem de en güzel kelimelerle ağzımızı ayarlayarak kötü kelimelere yer vermiyoruz.

“Gül” deyince burnumuza güzel koku gelmez. “Bal” deyince ağzımız tatlanmaz. Gülü koklamalı, balı tatmalı.

Mevlana: “Ey Hu, Hu” diyen ve “Hu” demeye kanaat eden, “Hu” kadehinden içmeyince heva ve hevesten nasıl kurtulursun?”[3] diyor.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin güzel isimleri bizi Allah’a (CC) götürürse, bizi benliğimizden sıyırır, kir ve pasımızı kazırsa, gülü koklar, balı tadarsak muradımıza ermiş oluruz.

Süleyman Çelebi:

“Bir kez Allah (CC) dese Aşk ile lisa

Dökülür cümle günah mislü hazan”

Allah (CC) Hz.leri’nin isimleri aşk ile söylenirse üzüntü, stres, keder, gam ve günahın döküleceğini söylüyor. Dilinle Allah, Allah, Allah (CC) diyerek zikret. Kalbinle de Allah’ın (CC) yarattıklarını fikret, düşün. Fikirsiz zikirin, zikirsiz fikirin faydası yoktur.

Şeyh-ül İslam Yahya efendi: “Bir alay olsa güzeller hep teveccüh yaredir
Halkı alem birbirine padişahı gösterir” diyor. Yani göz binlerce güzel görse de gönül yare yönelir.
Çünkü yaratılmışların her biri Yaratanı gösterir. Bazılarının günde yüz defa “Avrupa birliği, Avrupa birliği” diye zikrettiği bu günler de, bizde yüz bir defa “Allah, Allah, Allah (CC)” diye zikredelim.

Annenizi, babanızı, eşinizi, dostlarınızı seversiniz ve sevdiğinizi uygun, güzel bir kelime veya cümle ile ifade edersiniz.Bu ifade etme işi yalnız karşı tarafa bildirme işi değildir. Kendi iç dünyamızda besleyip büyüttüğümüz sevginin dilimizde kelimeden çiçekler açması gibidir. Gül ağacı özünde taşıdığı çiçeğini bülbülüne sunamazsa kurur. Tepeden tırnağa kadar bütün hücrelerimizde ve gönlümüzde taşıdığımız Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne imanımızın zikir çiçeğini açtıramazsak biz de çöl gibi kurak, ateist-gavur gibi çorak oluruz.

Ot bitmeyen toprak, meyve vermeyen diken gibi oluruz.

Bizim içimizi dışımızı bilen Allah-ü Teala (CC) Hz.leri: “Ey iman edenler, Allah'ı (CC) çokca zikredin”[4] buyurur. Peki ama nasıl zikredeceğiz? Şair: “Kaddı yâra kimi ar-ar dedi, kimisi elif/ Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif” diyor. Yani sevgilinin boyunu kimileri serviye benzetti, kimileri elife benzetti. Hepsinin sevdiği ve anlattığı aynı ama kelimeleri ayrı. Kelimelerimizin gücü bizim kültürümüzle orantılıdır. “Gözüyün çapağını yiyeyim” diyerek sevdiğini anlatmaya çalışan biri, bir başkasını kusturabilir. Birisi “Minik kuşum” derken, yılan yetiştiricisi de “yılanım” diyebilir.

Onun için Rabbimiz “Size öğrettiği gibi Allah’ı (CC) zikredin”[5] buyurmuştur.
”En güzel isimler Allah'a (CC) aittir. O isimlerle Allah'a (CC) dua ediniz”[6] buyurur.

“Allah (CC) üçtür” diyen Hıristiyanlar, “Allah (CC) hiçtir”diyen ateist-gavurlar, “Allah (CC) tabiattır” diyen eski dehriyyun, yeni natüralistler hep Allah'ı (CC) tanımada kendi akıllarını esas alıp Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne sınır çizmişler ve o sınırın dışına çıkmaya izin vermedikleri bir mahkum haline getirmeye çalışırken kendileri cehenneme mahkum olmuşlar. Batıda Allah'ı (CC) Kiliseye mahkum ettiklerini söyleyenler İslam aleminde de camiye mahkum etmeye çalışıyorlar.

Ama siz “Lâ ilâhe” deki “Lâ” kılıcıyla onların putlarını parçalıyor, denizin leşi dışa attığı gibi kendini ilahlaştırmaya çalışan şahıs, kurum ve kuruluşları gönül denizinizden sürüp çıkarıyor ve “İllallah” kelimei tayyibesiyle gönül denizini tertemiz berrak hale getiriyorsunuz.
”La ilahe illallah” derken bir çok ilah var da onları reddetmiyorsunuz. Onlar zaten yoktu. Ancak kendini ilah zanneden “Allah’ın (CC) dediği değil, benim dediğim olur” diyen Firavunlaşmış insanlar var. Sen onlara “delilik yapma, Allah'tan (CC) başka Yaratan, Yaşatan ve Yöneten yoktur” diyorsun. Haydin sizde günde yüz defa “Lâ  lâhe illallah” demeye başlayıverin.

Güneş yedi renkten meydana gelir. Tek renk halinde görünür. Ama tabiatta milyonlarca renk cümbüşüne dönüşür.

“Allah” ismi bütün Esmaül-Hüsna’sının manasını kendinde toplayan bir isimdir. Altı milyar insan, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne inanır. Ancak Allah’ın isimleri, sıfatları ve fiillerinde herkes kendi ufku kadar Allah’a (CC)sınır çizer.

Biz ise aklımızla Allah-ü Teala’ya (CC)  sınır çizmek, tarif etmek yerine Rabbimiz Kur’anın’da kendini bize nasıl tarif etmişse biz öyle inanırız. Bizim imanımızın daha sağlam olduğunu söylememiz bundan kaynaklanmaktadır.

“Rahmân, Rahîm, Ğaffâr, Kahhâr isimleri Allah’ın (CC) güzel isimlerindendir” diyoruz da “Allah (CC) ismi, Rahmân’ın (CC) isimlerindendir” demiyoruz. Bu da gösteriyor ki bütün güzel isimlerin ma’nası “Allah” (CC) ismi içinde toplanmıştır. Onun için K. Kerim’de 2697 defa Allah (CC) ismi tekrarlanmıştır. Diğerleri bir veya birkaç defa tekrarlanmışlar.
Kelam sıfatının “Kün” = “ol” emriyle kainat yaratılmıştır. Esmaül-Hüsna’sıyla varlığa tecelli etmiştir. Güneşin aynada göründüğü gibi tecelli etmiştir.

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Nereye baksam Allah’ın (CC) san’atını, kudretini, ilmini görürüm” diyor.

Rabbimiz: “Allah’ın (CC) nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde karışıklık çıkararak bozgunculuk yapmayın”[7] buyurur.

Bir haftalık çocuğunuzu nasıl dikkat ederek, hiçbir tarafını incitmeden severseniz, çiçekli bir bahçede dolaşırken çiçekleri ezmeden gezerseniz, yeryüzünü dolaşırken de “bu dağlar, bu taşlar, bu kuşlar, bu denizler, bu yıldızlar, bu çiçekler, bu böcekler Allah’ındır (CC)” diyerek dikkat edeceksiniz. Sevdiklerinizin çocuklarını, çiçeklerini korursunuz. Rabbiniz (CC) ise size bütün sevdiklerinizi yaratandır. Kainat dediğimiz “evren” Rabbimizin (CC) mülküdür. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne iman eden, O’nun (CC) mülkünü korur. Şirkle, isyanla, inkarla, israfla o mülkü kirletmez.

Yunus’un (RA): “Sordum sarı çiçeğe” ilahisinde söylediği çiçeklerin “Allah (CC)” diyerek açtığını, derelerin “Allah (CC)” diyerek aktığını, rüzgarların “Allah (CC)” diyerek estiğini düşünen insan, havayı kokuşturamaz, dereyi kirletemez.

İşte Rabbimizin (CC) Kur’anın’da birinci derecede iman üzerinde durması bundandır. Günümüzde paraya tapanlar, para putunu kasasında tutmak için “İktisad” adı altında sanayii artıklarını temizlemeye yanaşmayıp, para putunu çevreyi korumak için harcayamadığından denizdeki balıkları, havadaki kuşları, dağlardaki ağaçları kuruttular.
Halk uyanmadan kendileri ucuz paralarla “çevreci dernekleri” kurdurup halkın gözlerini başka yerlere çekmeye çalışıyorlar. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne iman eden herkes Allah-ü Teala’nın (CC) mülkünü korumakla görevlidir. Allah’ımız (CC) yalnız Müslümanların Allah’ı (CC) değildir. Bütün alemlerin Rabbidir (CC).

Her gün namazımızda kırk defa bunu tekrarlıyoruz. Evrensel dinin mü’minleriyiz. Alemlere rahmet olan peygamberin rahmet ümmetiyiz. Avrupa birliğindekiler, Amerikadakiler, Afrika, Japonya ve tüm dünyadakiler, aynı güneşte ısınırlar, aynı Allah’ın (CC) kullarıdırlar. Hz. Adem’in (CC)çocuklarıdırlar.

Hz. Resul-i Zişan (SAV) Efendimiz: “Allah yeryüzünü bana dürdü/topladı, doğusunu da, batısını da gördüm. Bana dürülen o yerlere, yeryüzünün doğusuna da, batısına da ümmetim sahip olacaktır” buyurmuştur.[8]

Her insan, doğduğu gün, Alemlerin Rabbi olan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin emriyle dünya alemine teşrif etmektedir. Doğduğu günden .üne kadar insanoğlu, her an Cenab-ı Allah (CC) Hz.leri’nin mülkünde yaşamakta, dilediği gibi gezip tozmaktadır. Bu kadar nimetin, sağlık, sıhhat ve afiyetin elbette bir bedeli vardır. O da, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne kulluk yapmak, O’nu (CC) tek bilmek, daima O’na (CC) hamd-ü sena etmek ve nimetleri için O’na şükretmek, O’nu alabildiğine zikremektir. Gereğini yapalım o zaman.

Alemlerin Rabbi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne hamd, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’e, O’nun (SAV) Aline (RA), Ezvacına (RA), Ehl-i Beyti’ne (RA), Ashabına (RA) ve O’na (CC) iman edenlere Selat-u Selam olsun..



--------------------------------------------------------------------------------

[1] İsmail Safa

[2] En’am S. A.103

[3] T. Mevlevi Şerh. 3447

[4] Ahzab S. A.41

[5] Bakara S. A.239

[6] A’raf S. A.180

[7] A’raf S. A.74

[8] Müslim fiten bab 5, Hadis 2889, Ebu Davud fiten 1 hadis 4252, Tirmizi fiten Hadis 2203, İbni Mace fiten hadis 3952.

Allah ism-i Şerifi Esmâ-ül Hüsnâ’nın sultânıdır.

Bütün esmaların özelliklerini içerir. O'na mahsus olarak kullanılan özel bir isimdir. Ve biz Müslümanlar; Allah ism-i şerifini, O'nun zâtına işaret ettiği için Namaza “Allâhu Ekber” diyerek başlarız.

Allah ism-i şerîfı îsm-i Azam'dır denilmiştir.



İki Cihan Saadeti İçin Gerekli Sır:


“Ya Allah” diyen bir kimse, Cenab-ı Hakkı bütün isimleriyle, bütün sıfatlarıyla anmış olur. İşte bu hususiyetlerinden dolayı, sayılan Esmâü'l Hüsnâ içinde " ism-i şerifi İsm-i Azam'dır. Onun için şanı büyük, bereketi daha bol, feyzi ve inayeti daha süreklidir. Bu sebepten bu ism-i şerîf daima; âşıkların gıdası, sâdıkların nevası olagelmiştir.




a) İmam-ı Gazali'ye göre Cuma günü bin kere Ya Allah diye okuyanlar evliyalar sınıfına katılırlar.

b) Yine Cuma günü namazdan önce yüz defa “Ya Allah, Ya Hu” diyen kimsenin hayırlı dileği gerçekleşir.

c) Her gün bin defa “Ya Allah “ diyen kimse mesafe katederek temiz bir kalbe, yani Kalb-i Selîm'e erişir.

d) Bir hastaya iki yüz kere okunsa eceli gelmedikçe şifa bulur.

e) Vakit namazlarının sonunda yüz defa “La İlahe İllâ Hû” demeye devam edenler: kalp katılığından, gafletten ve unutkanlıktan kurtulurlar.

f) Dualarımıza “Allâhümme” ile başlamak kabulüne işarettir.

g) “Vallâhu Gâlibün Alâ Emrihî” Yusuf süresindeki bu ayeti yetmiş bir defa okumak hayırlı bir işte başarılı olmaya vesiledir. Denenmiştir.



Kişi Sabır İle Bulur Kemali İsm-i Azam'la Değiştirilir mi Hiç Dünya Mali?


Birisi kibâr-ı Evliyadan bir zât-ı şerife derviş olmuş ve uzun müddet o şeyh-i azîze hizmet etmişti. Birgün konuşuyorlarken, hazret-i şeyh, dervişinden bir isteği olup olmadığını sordu. Bundan cesâret alan derviş kendisine İsm-i Azam'ın talim buyurulmasını niyaz etti. Şeyh:

“Kendinde İsm-i Azam'ı öğrenmeye ehliyet görüyor musun?” diye sorunca derviş hiç düşünmeden:

“Evet efendim,” cevabını verdi. Şeyh, bunun üzerine ona:

“Filan yere git, hiç konuşmadan orada otur. Neler görürsen, dönüşünde bana anlat!” Emrini verdi.

Derviş, şeyhinin emrettiği yere gitti, bir müddet oturup çevresine bakındı. Nur yüzlü bir ihtiyarın merkebine odun yüklemiş olduğu halde geldiğini gördü. Tam bu sırada başka bir adam meydana çıktı ve o nur yüzlü ihtiyarın sakalından tutarak dövmeye başladı. Bu yetmiyormuş gibi zavallı ihtiyarın getirdiği odunları da aldı ve gitti.

Bizim derviş geri döndü ve gördüklerini olduğu gibi şeyhine anlattı. Şeyh hazretleri kendisine sordu:

“İsm-i Azam'ı bilseydin, o ihtiyarı döven ve odunlarını alıp giden adama ne yapardın?”

Derviş, hemen cevap verdi:

“O zâlimi helak etmek için okur ve zavallı ihtiyarın odunlarını kendisinden alarak sahibine iade ederdim,” deyince şeyh gülümsedi:

“Senin gibi sabırsız ve merhametsiz birisine ismi A'zam'ı tâlim etmek caiz değildir. Bir merkep ve bir yük odun için, adam öldürülmez. Ey oğul, bilmiş ol ki, ben İsm-i A'zam'ı senin dayak yediğini ve odunlarının elinden alındığını gördüğün zât-ı muhteremden tâlim edip öğrendim.”

“Allah” adın zikredelim evvelâ Vacip oldur cümle işte her kula


   her namazın arkasından 66 tane YA ALLAH ismi şerifini zikreden kimsenin istedikleri 66 güne kalmadan verilir inşallah.

http://www.mucizem.net/index.php/topic,1897.0.html
« Son Düzenleme: 29 Mart 2009, 14:14:15 Gönderen: KaRDeLeN »




Payla facebook Payla twitter
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1010 Gösterim
Son İleti 27 Eylül 2008, 00:38:47
Gönderen: Cedric
0 Yanıt
2325 Gösterim
Son İleti 04 Kasım 2010, 17:39:56
Gönderen: ülkügirgin
23 Yanıt
10444 Gösterim
Son İleti 16 Temmuz 2011, 16:48:04
Gönderen: arayanadam
41 Yanıt
13000 Gösterim
Son İleti 29 Temmuz 2012, 13:35:39
Gönderen: dip_siz
0 Yanıt
1306 Gösterim
Son İleti 13 Aralık 2013, 21:39:32
Gönderen: gece yolcusu